Erişilebilirlik

Türk Ekonomisi Dipten Döndü mü?


24 Haziran genel seçimleri sonrası ABD ile yaşanan sorunların da tetiklemesiyle 2018’in son çeyreğinde resesyona giren Türkiye ekonomisi, 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,6 daraldı.

Ancak Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) 2018 yılının son çeyreğine göre yüzde 1,3 artmış oldu.

2019 yılı ilk çeyrek verileni yayınlayan Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK, bu dönemde tarım sektöründe yüzde 2,5 artış olduğunu buna karşılık sanayi sektöründe yüzde 4,3 ve inşaat sektöründe yüzde 10,9 azalma olduğunu ortaya koydu.

TÜİK verilerinde ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değerinin yüzde 4 azaldığı da görülüyor. ​

Ekonominin bir önceki çeyreğe göre toparlanmasında kamu harcamaları rol oynadı

Dış ticarette geçen Haziran ayından itibaren ithalat lehine görülen değişim, 2019’un ilk çeyreğinde de devam ediyor. TÜİK verilerine göre, mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının birinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 9,5 artarken, ithalatı ise yüzde 28,8 azaldı.

Hane halkı tüketimindeki gerileme de sürüyor. Bu yılın birinci çeyreğinde hane halkı tüketimi yüzde 4,7 daralırken, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 7,2 arttı. Gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 13 azaldı.

Dr. Akman: “Bir önceki çeyreğe göre artıştan başarı hikayesi çıkarmak züğürt tesellisi olur, dipten dönülmüş değil”

Peki bu rakamlar Türkiye ekonomisinin kriz koşullarını geride bıraktığını ortaya koyuyor mu? Ekonomist Cüneyt Akman’a göre, Türkiye’nin teknik olarak resesyondan çıkmasının krizi aştığı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Akman, “Resesyonun çok teknik üzerinde çok anlaşmış olduğu bir tanımı yok. Genellikle bir ekonomi iki çeyrek küçülürse ülke, teknik resesyona girmiş kabul ediliyor. Ancak bazı kurumlar ve iktisatçılar buna katılmıyor. Örnek olarak ABD’nin National Bureau of Economic Research (Ulusal Ekonomik Araştırma Dairesi) her zaman bunu kullanmaz, kimi koşullarda işsizlik verilerini de kullanır. Geçen yılın ilk çeyreğine bakıldığında yüzde 2,6 düşüş var, ama geçen yılın son çeyreği dikkate alındığında yüzde 1,3 artış var. Buradan bir başarı hikayesi çıkarmak kimi ekonomistlerin isabetle saptadığı gibi bu züğürt tesellisidir. Çünkü bu artışta devlet harcamaları yüzde 7,2 ile büyük ağırlık sahibi. Geçen sene seçim öncesinde de benzer bir tablo görmüştük. Bu marjinal toparlanma bile suni, devletin ittirmesiyle oluşuyor. İhracattaki nispeten artıyor ama ithalat çöküyor. Bir parametre dışında tüm parametreler alarm veriyor. Ben dipten dönüldüğünü düşünmüyorum” dedi.

Prof. Kozanoğlu: “Kamunun büyümeyi devam ettirecek takati yok”

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Hayri Kozanoğlu da kamu kaynaklı büyümenin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekiyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerden bulunan Prof. Kozanoğlu, “Çeyrekten çeyreğe yüzde 1,3 büyüyen ekonomi, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 küçülmüş. Bu rakamlara baktığımızda ümitvar olmak için fazla neden görünmüyor. Artış kamu harcamaları ve ihracattan kaynaklanıyor. Uzun dönemli büyümek için en temel gösterge olan sabit sermaye yatırımları yüzde 13 azalmış. Bu yeni kapasite yaratılamamış ve istihdam kapıları açılamamış demek. Kamu harcamaları arttırılırsa ciddi bütçe açıkları ile karşılaşmak olası. Zaten seçim öncesi kamu kurumlarının seferber edildiğini biliyorduk. Kamunun bu ivmeyi devam ettirecek takati bulunmadığını düşünüyorum. Daralan ekonomide kamu öncülüğünde büyüme olabilir. Ama Türkiye ekonomisi yabancı kaynak girişlerine bağlı bir ekonomi olduğu için bütçe açığı artınca fonlar gelmez ve ekonomi daralmaya devam eder. Ekonomi böyle bir ikilem arasında sıkışmış görünüyor.

“2013’te 12 bin 480 dolar olan kişi başı milli gelir 9 bin 420 dolara düştü”

Profesör Kozanoğlu’nun yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye ekonomisi dolar bazında ciddi bir biçimde küçülürken kişi başına düşen milli gelir de bu durumdan negatif etkileniyor.

Kozanoğlu, “En korku verici rakam, Türkiye ekonomisindeki dolar bazında ciddi gerileme. 2018’in son çeyreğinde 784 milyar dolar olan ekonomik büyüklük, yüzde 1,3’lük artışa rağmen 750 milyar dolara gerilemiş. Unutmamak gerekir ki Türkiye ekonomisi 2013 yılında 950 milyar’a ulaşmıştı. Ekonomi yüzde 21 daralmış. Benim yaptığım hesaplamalarıma göre, kişi başına düşen mili gelir 2013 yılında 12 bin 480 dolar iken 2019 üçüncü çeyrekte 9 bin 420 dolara düşmüş. Bu düşüş gerçekten çok çarpıcı” diyor.

XS
SM
MD
LG