Erişilebilirlik

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’le Başbakan Binali Yıldırım’ın görüşmesiyle Ankara – Washington hattında kriz tablosunu yorumlayan uzmanlar, “hayal kırıklığı” ve “çözüm sonucu elde edilmedi” görüşlerini dile getiriyor.

Pence ve Yıldırım’ın, 9 Kasım günü Washington’da görüşmesiyle ikili ilişkilerde yaşanan “vize krizi” konusu, Beyaz Saray ve Türk Başbakanlık taraflarınca yapılan açıklamalar itibarıyla çözümlenemedi. Bu noktada Pence ve Yıldırım’ın görüşmesi, iki ülke ilişkilerinde diyalog kapısını açık tutmak açısından olumlu değerlendirildi. Ancak “güven kaybı kaynaklı” olduğu vurgulanan krize çözüm getirilememiş olması nedeniyle olumsuz olarak nitelendirildi.

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Pence – Yıldırım’ın ilişkilerdeki krizi sonlandırma isteğine rağmen Washington’daki görüşmeden sadece hayal kırıklığı sonucu çıktı. Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Güney de, görüşmeyi üst düzeyde diyaloğu sürdürmek noktasında yararlı görüyor, ancak görüşmede sonuç elde edilemediği görüşünde.

Aynı zamanda ANKASAM Başkanlığı görevini yürüten Erol, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Ankara – Washington hattında halen krizi sonlandırma çabası gösterildiğini söyledi. ABD – Türkiye arasında 15 Temmuz Darbe Girişimi ile derinleşen iletişim sorunu ve en önemlisi de güven sorununa çözüm bulunamadığını belirten Erol, iki ülke arasında 15 Temmuz noktasında taraflar arasında farklı görüşler ve tavırlar olduğunu belirterek, bunun değişmemesinden dolayı ilişkilerde yumuşama adımında gecikme olduğunu ifade etti. Suriye ve Irak’taki gelişmeler ile birlikte bunun daha da zorlaştığını belirten Erol, “Yani Türkiye - Amerika arasındaki görüş ayrılıkları derin bir şekilde devam ediyor. Bölgedeki terör örgütleri ise, iki ülke arasındaki bu görüş ayrılıklarına fazlasıyla hakim. Bu terör örgütleri başında PYD YPG bağlamında.. Türkiye’nin PYD konusunda ortaya koyduğu bir duruş söz konusu. FETÖ bağlamında ise Türkiye'nin talepleri var. Dolayısıyla Türk - Amerikan ilişkilerinde aslında bir terör sorunu var. Bu terör sorunu merkezli olarak da taraflar ilişkilerde krizi daha fazla devam ettirmek istemiyor ancak ABD’nin çıkarları ile Türkiye’nin beklentileri arasındaki çatışma ya da uyumsuzluk her geçen gün daha da derinleştiriyor. Son olarak Başbakan ile Pence arasındaki görüşme için beklentiler vardı ama yine sonucunda önemli ölçüde bir hayal kırıklığı oldu” dedi.

Pence – Yıldırım görüşmesini hayal kırıklığı sonucuna rağmen yine de süreç açısından olumlu bulduğunu da söyleyen Erol, ABD ve Türkiye’nin bu görüşmeyle bir arayış içerisinde olduklarını ve ilişkileri koparmak istemediklerini gösterdiğini kaydetti. “Darbe almış ilişkilerde nasıl bir başlangıç yapabilecekleri konusunda ortak noktayı bulamıyor ya da şu an için tespit edemiyorlar” diyen Erol’a göre; bugünlerde Türk – Amerikan ilişkilerine nokta konulmuş şekilde “nokta dönemi” yaşanıyor.

BİLGESAM bünyesinde de görev alan Prof. Dr. Güney de, ikili ilişkilerdeki önemli kırılmalardan birisini Erol gibi 15 Temmuz darbe girişimi olarak yorumluyor. Ama ikili ilişkilerdeki temel sorunu Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı güvenlik meselesi ve dolayısıyla da çok taraflı terörizm olarak değerlendiriyor. Bu bakımdan ABD – Türkiye ilişkilerinde Fethullah Gülen’in iadesi ve PYD meselelerine dikkat çeken Güney, Başbakan Yıldırım’ın Washington ziyaretiyle ikili ilişkilerde diyalog mekanizması kurmayı amaçladığını düşündüğünü söyledi. Türkiye ve ABD’nin yeni işbirliği alanları yaratılma olanağını ele aldığını kaydeden Güney, Yıldırım – Pence görüşmesiyle ilişkileri belirli bir düzeyde tutma amacı güdüldüğünü ifade etti.

Beyaz Saray ve Başbakanlıktan yapılan açıklamalarda her iki ülkedeki yargı süreçlerinden duyulan rahatsızlıktan söz edilmesini de sorduğumuz Prof. Dr. Güney, Türkiye’nin ABD’ye Gülen’in ifadesi için gerekli bütün dosyaları sunduğunu ancak “yargı süreci karmaşık ve uzun zaman alacağı” yönünde yanıt aldığını kaydetti. Keza ABD’nin rahatsız olduğu konularda ise Türkiye’nin yargı bağımsızlığını anımsattığını belirten Güney, “Dolayısıyla yargı meselesinde bir tıkanıklık halihazırda devam ediyor ama farklı iki taraf arasında iyi niyetli noktasına gelebilir ise belli farklı jestler olabilir. Bu görüşme, bir zemin yoklamak için yapıldı” dedi.

Türkiye’nin hali hazırda Ortadoğu Bölgesi’nde, yani çok hareketli bir sahada dış politikasını sürdürmeye çalıştığını söyleyen Güney, bu nedenle de Türkiye’nin ABD başta olmak üzere ilişkilerini yenileme ihtiyacı hissettiğini ifade ederek, “Bu anlamda Başbakan’ın diyalog kapısını açık tutmak anlamında Pence ile görüşmesini olumlu görüyorum. Ama görüşme sonucundaki yapılan açıklamalardan görüyoruz ki temel sorunlar da bir ilerleme yok. Sonuçsuz kalmış görünüyor. En azından Türkiye’nin Başbakan düzeyinde ABD Başkan Yardımcısı’na düşüncelerini duygularını ve rahatsızlıklarını iletmiş olması önemli bir şey” diye konuştu.

Trump – Erdoğan diyaloğunda sorun mu var?

Yıldırım ve Pence’in görüşmesiyle birlikte “Türk – Amerikan ilişkilerinde diyaloğu sürdürmek için Trump – Erdoğan düzeyinde değil ikincil düzeyde görüşme trafiği tercih edildi” iddiası da gündeme taşındı.

Bu iddiayı sorduğumuz Prof. Dr. Erol, ilişkilerdeki sorunlu mirası Trump’ın Obama döneminden devraldığı görüşünde. Erol, Trump’un Amerikan iç politikasında “Sorunlu Başkan” olarak görülmesinden kaynaklı şekilde Erdoğan düzeyinde gerekli diyalog kurulamadığını ifade ederken; Prof. Dr. Güney de, Trump’un ABD Başkanlığı’nın halen tartışmalı olmasına dikkat çekiyor.

Erol, “Açıkçası Trump, Türkiye noktasında kendisinden beklenenleri ortaya koyamadı. Trump’ın, Obama’nın son döneminde Türk - Amerikan ilişkilerindeki kopma sürecini iyi bir şekilde analiz ederek yeni süreçle ilgili ortak işbirliği alanları geliştirmesi lazım. Bunun yanı sıra Türkiye’de ortaya çıkmış yeni iradeyi, yeni durumu ABD’nin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye’deki yeni irade ile eğer ABD halen birtakım kabullenemez tutumunu devam ettirse; o zaman Türk - Amerikan ilişkileri açısından kolaylaştırıcı bir tablo olmaz. Türkiye ve Amerika’nın yeni dünya gerçeklerini uygun bir şekilde oturup konuşmaları ve yeni bir süreç başlatması gerekiyor. İki ülke arasında yeni bir ilişki tanımı yapılmalı” dedi.

Güney de, Trump’ın yönetimine gelişi öncesinde sadece Erdoğan değil Türkiye kamuoyunda iki ülke ilişkilerinde yeni sayfa açılması beklentisi bulunduğunu işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın ikili görüşmesinde ABD tarafınca “İlişkilerimiz gayet iyi” cümlesi kurulduğunu da söyleyen Güney, ama Trump’ın ifadesine rağmen ilişkilerdeki güven sorununa çözüm sağlanmadığını dile getirdi. Trump’ın Türkiye ile ilgili ifadesine rağmen hemen ertesinde ABD Dışişleri veya Savunma bakanlıklarınca başka açıklamalar yapıldığını belirten Güney, bu noktada Trump’ın ABD Başkanlığı’nın sorunlu olmasından dolayı da Erdoğan düzeyinde diyalog kurulamadığı düşüncesinde. ABD’deki farklı unsurlarca Trump’ın sözleriyle uyumlu olmayan mesajlar verildiğini anlatan Güney, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasında belirli bir diyalog seviyesinin yakalamadığını söyledi.

XS
SM
MD
LG