Erişilebilirlik

Türk-Amerikan İlişkileri Washington'da Tartışıldı


Türk-Amerikan ilişkilerinde gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gelecek hafta BM Genel Kurulu çerçevesinde ABD Başkanı Donald Trump'la yapacağı görüşmeye çevrilmiş durumda. Görüşmenin iki ülke arasında gittikçe derinleşen sorunların aşılmasına bir katkısının olup olmayacağı merak konusu.

İşte bu kritik görüşme öncesinde Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği ve bu ilişkileri etkileyen gündem maddeleri Washington'da tartışıldı.

Amerikan Alman Marshall Fonu’nun (GMF) ev sahipliği yaptığı “Gergin Müttefikler: ABD-Türkiye İlişkilerinin Geleceği” başlıklı panelde öne çıkan konulardan biri, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alma planıydı.

Türkiye neden S-400'lerin peşinde?

GMF’in Ankara Ofisi Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, NATO sistemleriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle Amerika’nın itiraz ettiği bu satışa Türkiye’nin neden ilgi gösterdiğini şöyle açıkladı:

''Üç neden var. Birincisi Türkiye’nin stratejik özerkliğe sahip olma arayışı. Bu çaba AK Parti hükümeti döneminde başladı ama yapısal nedenleri de var. Türkiye Soğuk Savaş zamanında, kuzeyinde Sovyetler Birliği varken stratejik özerkliği hayal bile edemezdi. Ama şimdi Türkler stratejik özerklik için bir miktar alanı hak ettiklerini düşünüyor. Bunu Türkiye NATO’yu terk ediyor şeklinde yorumlamak yanlış olur. Türkiye NATO’da, Avro-Atlantik yapılarında kalmak istiyor ama aynı zamanda da kendi bağımsız dış politika hedefleri ve ulusal güvenlik kaygıları olduğunu da düşünüyor. Bu yüzden de sınırlı sayıda bir dizi konuda diğer NATO üyelerinden ayrılabiliyor.

İkinci neden, Türkiye’nin askeri sanayi teknolojisini geliştirmeye ihtiyacı var. Bunun nedeni de Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulmaya duyduğu gereksinim. Bunun için Türkiye’nin sanayi teknolojisini çok hızlı geliştirmesi gerekiyor ve başlayabileceği alan da savunma sanayi. Çünkü talep garantisi var. Türkiye bunu çok hızlı yapabilmek için de teknoloji transferine ihtiyaç duyuyor. Ruslar da az bir miktar teknoloji transferi yoluyla Türkiye’yi manipüle edebileceklerini keşfetti ve Rusya gelecekte bu oyunu oynayacak.

Üçüncü olarak da, Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de son dönemde yakınlaşmasının bir çeşit ‘kutlamaya’ ihtiyacı vardı ve bu da bir nevi Türkiye’nin Rusya’ya armağanı.

Bunun iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’nin çıkarlarını, hava savunma sistemine yönelik ihtiyaçlarını karşılamayacak tekil bir sistem. Ama oluyor. Rusya bu oyunu oynayacak. Gelecekte buna benzer şeyler görmeye devam edeceğiz ve ABD bir şekilde bu sorunu çözmeli.”

'Yakın gelecekte stratejik işbirliği görmeyeceğiz'

Ünlühisarcıklı, Türk-Amerikan ilişkilerinin her zaman önemli olsa da hiçbir zaman “kolay” olmadığına dikkati çekti. Mevcut tablonun iki ülke arasında yakın gelecekte stratejik işbirliğinden ziyade, konular ve olaylara göre gelişen (ad hoc) bir ilişki türünün görüleceğine işaret ettiği görüşünü dile getirdi.

Rusya’nın Türkiye’yle Batı’nın arasını açma çabası yürüttüğünü ve Amerika’nın buna müsaade etmemesi gerektiğini dile getiren Ünlühisarcıklı, Washington’un, Türkiye'deki savunma sanayi altyapısı, ordunun yeniden yapılandırılması ve askeri eğitim gibi alanlarda önemli bir rol oynayabileceği görüşünü dile getirdi.

'Diyaloğumuzu sürdürmekten başka seçeneğimiz yok'

Panelin diğer konuşmacısı da, Harvard Üniversitesi Kennedy Okulu’ndan, Obama döneminde Dışişleri Bakanlığ’nda müsteşar yardımcılığı yapan Amanda Sloat’tu. Sloat da konuşmasının başında Türkiye’nin S-400 planını eleştirdi, bunun hem “paranın boşa harcanması” olacağını, müttefikleri rahatsız edeceğini ve pratik bir amaca da hizmet etmeyeceğini savundu.

Geçen hafta Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda Türk-Amerikan ilişkileri konulu oturuma da konuşmacı olarak katılan Sloat, Türk-Amerikan ilişkilerinin mevcut durumunu ve Türkiye’ye ilişkin gözlemlerini şöyle değerlendirdi:

“Türkiye karmaşık ve zorlu bir müttefik ama ABD açısından stratejik öneme sahip olmayı sürdürüyor. Bence Türk hükümetiyle ve daha önemlisi Türk halkıyla diyaloğumuzu devam ettirmekten başka seçeneğimiz yok. Türk-Amerikan ilişkileri hiçbir zaman kolay olmadı. Koşullar elbette çok zor. Ama geçen hafta katıldığım Senato oturumunda da, Türkiye’nin stratejik bir ortak olduğu ve aramızdaki diyaloğu devam ettirmek gerektiğinin hala kabul gördüğünü gözlemlemekten memnuniyet duydum. Tabi ki belli konularda hoşnutsuzluklar var ama hiç kimseden, Türkiye’yle ilişkilerimizi kesmeliyiz, onları NATO’dan çıkarmanın yollarını aramalıyız gibi sözler işitmedim.”

'Cadı avına dönüştü'

Sloat, Türkiye'de son bir yıl içindeki bazı uygulamalaraysa eleştiri getirerek, 15 Temmuz sonrası ‘temizlik operasyonları’nın kapsamı ve derinliği ve özellikle de OHAL’in süresiz olarak yürürlükte kalmaya devam etmesine dair kaygılara işaret etti.

"Türk hükümetinin demokrasiyi darbecilerden korumak istediği iddiasında olsa da, tam tersine demokrasinin zayıfladığını" söyleyen Sloat, "şüphelileri yakalamaya yönelik ilk başta ortaya konan çabaların daha sonra çoğunlukla muhalefete yönelik cadı avına dönüştüğünü" kaydetti.

Sloat, terörizmin tanımının sürekli genişletilmesinin muhalefet yapmayı güçleştirdiğini de sözlerine ekledi.

'AB'nin Türkiye'yle müzakereleri durdurması hata olur'

Sloat, Türkiye’nin AB’ye adaylığı konusunda Avrupa’da ve özellikle seçim kampanyası döneminde Almanya’dan gelen aleyhte açıklamalara işaret ederek, “Türkiye’yle müzakereleri durdurmak bence hata olur” dedi. Sloat, Almanya’da seçimlerin tamamlanmasının ardından Türkiye karşıtlığında biraz geri adım atılabileceğini düşündüğünü sözlerine ekledi.

XS
SM
MD
LG