Erişilebilirlik

Türkiye’de Medya 2020’yi Nasıl Karşıladı?


Türkiye’de Medya 2020’yi Nasıl Karşıladı?
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:23 0:00

Gazeteciler Cemiyeti’nin “MD4 2019 Medya İzleme Raporu”na göre121 gazeteci cezaevinde. Ancak bunun örgütsüzlük, sendikasızlık, medya sahipliğinde hükümet yanlılığında yoğunlaşma ve ekonomik krize bağlı gelişmelerle birlikte düşünülmesi gerekli bir tablo olduğu belirtiliyor.

Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği maddi desteğiyle yürüttüğü Demokrasi için Medya, Medya için Demokrasi Projesi (M4D) kapsamındadüzenlenen medya konferansı dolayısıyla “MD4 2019 Medya İzleme Raporu” kamuoyuyla paylaşıldı.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve Avrupa Birliği Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger’in açış konuşmaları sonrasında rapor, M4D Proje Direktörü Yusuf Kanlı’nın sunumuyla anlatıldı.

“MD4 2019 Medya İzleme Raporu”nda, Türkiye’deki medya ve medya profesyonelleri açısından sorunlarda 2019’da çözülme değil ağırlaşma gözlendiği vurgulandı.

Raporda, “2019, gazetecilere yönelik yargılamaların ve baskıların artarak devam ettiği, işsiz gazeteci sayısının her geçen gün çoğaldığı, sansür ve oto-sansür uygulamalarının tırmanışa geçtiği, ekonomik krizin medya sektörünü yakından vurduğu, ulusal ve yerel medya kuruluşlarında kapanmalar ve küçülmelerin yaşandığı, yabancı basın mensuplarının akreditasyonlarının yenilenmesinin reddedildiği, hapisteki gazeteci sayısıyla Türkiye’nin en fazla gazeteci tutuklayan ülkeler arasında yer aldığı bir yıl oldu. 2019 yılında Aralık sonu itibarıyla hapiste 48’i hükümlü ve 73’ü gözaltı veya tutuklu olarak toplam 121 gazeteci bulunmaktaydı. Tüm dünyada meslek örgütleri tarafından Türkiye’deki tutuklu gazeteciler ve basın çalışanları için ‘Gazetecilik suç değildir’ etiketiyle yapılan farkındalık kampanyalarına karşın tutuklu yargılamalar 2019 yılında da devam etti” tespiti yer aldı.

Raporda, Türkiye’nin mevcut manzarasıyla “basın özgürlüğü ve yansız, tarafsız gazetecilik olmazsa olmaz şartlarından en önemlileri arasında bağımsız medya sahipliği yapısı ve sendikalaşma olduğu” görüşünün doğrulandığı ifade edildi. Bu konuda, “1995 yılında yüzde 66’yı aşan sendikalılığa rağmen yıllar içerisinde ciddi bir gerileme yaşanmış ve Temmuz 2019’da yüzde 7.56, Aralık 2019’da ise sadece yüzde 7.79 sendikalaşma oranıyla medya sektörü fiili olarak sendikasız ve örgütsüz hale gelmiştir. İş güvencesine sahip olamayan, mesleki dayanışmadan yoksun ve ev kirası, çocuğunun okul giderleri, diğer ödeme taksitleri sarmalında her çeşit baskıya açık hale gelen gazeteciye sahip çıkmadan, özgür gazeteciliğe de sahip çıkılamaz” denildi.

“Yargıda karar birliği olmaması dikkat çekti”

Raporda, 2019 yılında “basın davaları” olarak adlandırılan gazetecileri ve medya sektörünü hedef alan yargılama süreçlerinde düşüş yaşanmadığı ve ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davalarındaki artış dile getirildi. Raporda, “Gazetecilerle ilgili adli süreçlerde ‘yargıda karar birliği olmaması’ en önemli sorun olmaya devam etti. Hukuki açıdan ‘masumiyet karinesi’ ön kabulü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de ısrarla tavsiye ettiği ‘tutuksuz yargılama’ yaklaşımı, 2019 yılında tam anlamıyla hayata geçirilemedi. Meslek örgütlerince sıklıkla dile getirildiği üzere ‘cezalandırma yöntemi olarak tutuklu yargılama yapılması’ şeklinde özetlenebilecek kronik sorun çözüme kavuşmadı. Ocak’tan Aralık ayına kadar hapisteki gazeteci sayısında azalma eğilme gözlemlenmekle birlikte yıl boyunca Basın Davaları’nda kamuoyu baskısı olduğu durumlarda nadiren olumlu gelişmeler yaşandı. Kısmi olumlu kararlar alınmasına karşın dava sayısında azalma olmadığı gibi ‘terör’ bağlantılı suçlamaların yanı sıra ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlaması da Basın Davaları’ndaki temel gerekçelerden birisini oluşturdu. Gazeteciler, özellikle toplumsal eylemleri takip ettikleri sırada ya da gerekçesiyle yıl boyunca gözaltı süreçlerine de maruz bırakıldı. Basın mensuplarına yönelik artan baskı ve şiddet, 2019 yılında da gazetecilerin yaşama hakkı ihlaline yönelik endişelerin devam etmesine neden oldu” tespitleri aktarıldı.

Raporda, “Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan verilere göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014-2018 yılları arasındaki ilk dört yıllık görev süresince Cumhurbaşkanı’na hakaretten dolayı açılan davalardaki sanık sayısı bir önceki döneme göre 19,5 kat artarak 17.406 kişi oldu. Bu sanıklardan 5683 kişi mahkûmiyet kararı alırken 1575 kişi ise hapis cezasına çarptırıldı” bilgisi de verildi.

Özetle, “Türkiye, 2019 yılı itibarıyla cezaevindeki gazetecilerin sayısı bakımından otoriter rejimlerle benzer bir tablo sunmaktadır” ifadesiyle raporda, “Bu durum Türkiye’nin hapisteki gazeteciler sorununun kronikleştiğini bize göstermektedir. ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davaları, demokratik bir ülkede görülmesi imkansız boyutlara ulaşmıştır. Bu davalar, düşünce ve ifade özgürlüğünün üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmaktadır. Cumhurbaşkanı yeni Hükümet Sistemi’ne göre aynı zamanda parti başkanı konumundadır. Bu ikili konumun hakaret davalarında çoğu zaman esnetilerek sanığın aleyhinde yorumlandığı görülmektedir. Uzun süreli tutukluluklar basın ve ifade özgürlüğü açısından kanayan bir yara halini almıştır. Yargı Reformu Paketi ile bu tutukluluk süresinin daha insani boyutlara indirilebileceği bilgisi umut vericidir. Ancak paket ile beklentiler henüz karşılanmamıştır” değerlendirmesi yapıldı.

Altan Öymen’e de Basın Onur Ödülü takdim edildi

Bu arada Media4Democracy Projesi kapsamında ilk kez düzenlenen “Basın Onur Ödülü”, meslek örgütleri temsilcilerinden oluşan M4D jürisi ve Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından oybirliğiyle alınmış karar uyarınca gazeteci – yazar Altan Öymen’e takdim edildi.

Ödülü, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve AB - Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger birlikte sundu. Bu sırada Bilgin, ödül heykelciliğinde barışı baş tacı etmiş ancak özgürlüğü sınırlayan zincirleri kırmış kalem ile gazetecilik mesleğinin temsil edildiğini ifade etti.

Gazetecilik mesleğini siyaset için bıraktığı dönemde CHP Genel Başkanlığı görevinde de bulunmuş olan duayen gazeteci Altan Öymen ise, Türkiye’de maalesef basın alanında olup bitenlere bakıldığında manzaranın demokratik bir ülkeyle bağdaşmadığını ancak Türkiye’nin yeniden özgürleşeceğine inandığını söyledi.

Konferansta ayrıca Prof. Dr. Korkmaz Alemdar’ın moderatörlüğünde İspanya Devlet Televizyonu RTVE’nin Dış İlişkiler Direktörü Asunción Gómez Bueno, Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Ceyhan Baytur ve TRT eski yapımcısı Hadi Şenol’un katılımlarıyla “Kamu Yayıncılığı” paneli gerçekleştirildi. Basın İlan Kurumu eski Genel Kurul üyesi Müdürü Mustafa Arslan’ın moderatörlüğünde, Gaziantep Basın Cemiyeti Başkanı Arif Kurt ile BİK eski Genel Müdür Yardımcısı Cem Elçin katılımıyla “Yerel Medya ve Basın İlan Kurumu” başlıklı panelde de medyadaki özellikle ekonomik sorunlar ele alındı.

XS
SM
MD
LG