Erişilebilirlik

TTB’nin Sekiz Yöneticisi Halen Gözaltında


Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü askeri operasyona karşı barış çağrısı yaptıkları için suçlanan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi 11 hekimden üçü bugün serbest bırakıldı. Ancak sekiz kişi halen gözaltında tutuluyor.

TTB Merkez Konseyi’nin 11 üyesi, 30 Ocak Salı günü sabah 06:30’da evlerine yapılan eş zamanlı polis operasyonlarında gözaltına alınmış, konsey binasına baskın yapılarak bilgisayarlara el konmuştu. Bunun gerekçesi, barış çağrısında bulunarak terör propagandası yapmakla suçlanan TTB Merkez Konseyi hakkında İçişleri Bakanlığı’nın talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmaydı.

Emniyet Müdürlüğü Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltındaki isimlerden TTB Merkez Konseyi üyeleri Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Dr. Şeyhmus Gökalp ve Dr. Ayfer Horasan ise bugün savcılıkta ifadeleri alınmalarının ardından serbest bırakıldı. Ancak TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Raşit Tükel, Genel Sekreteri Dr. Sezai Berber, Dr. Hande Arpat, Dr. Selma Güngör, Prof. Dr. Taner Gören, Prof. Dr. Funda Obuz, Dr. Yaşar Ulutaş ve Dr. Bülent Nazım Yılmaz ise halen gözaltında bulunuyor.

Profesör Adıyaman, serbest bırakılmalarından sonra TTB’de yaptığı açıklamada, “Biz hekimlik görevimizi yaptık. Bundan sonra da hekimlik görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Her zaman ve her zaman yaşamdan yana olacağız. Halen başkanımız ve genel sekreterimiz dahil olmak üzere sekiz arkadaşımız içeride şu anda. Hala orada bekletiliyorlar. Bir an önce yanımıza gelmelerini istiyoruz. Gönül isterdi ki bugün onlar da bizimle beraber olsunlar şu anda burada ama olmadı. Biz biraz da amaçlı olarak bekletildiklerini düşünüyoruz. Bunu protesto ediyoruz. Onların da bir an önce yanımızda olmalarını istiyoruz. Bu arada iki öğretim üyesi arkadaşımız açığa alınmış üniversite yönetimi tarafından. Bunu da kesinlikle protesto ediyoruz” dedi.

Dr. Şeyhmus Gökalp de, henüz yargılama yapılmaksızın kendisi ve iki öğretim üyesi hakkında ihraç kararı verilmesine tepki gösterdi.

Avukat Güler: "Dijital verilerin incelenmesi nedeniyle gözaltı sürüyor"

Uzun yıllardır TTB’yi temsil eden Avukat Mustafa Güler ise, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Başkan Tükel ile birlikte yedi üye hakkında “dijital verilerin incelemesi bitmediği” gerekçesiyle serbest bırakılma kararı verilmediğini aktardı. Savcılıktan aldıkları bilgiye göre TTB Merkez Konseyi üyesi sekiz kişinin en geç Pazartesi günü serbest kalmasını beklediklerini belirten Güler, bu kişilerin dijital verileri incelenip savcılıkta ifadeleri alınacağı için şu anda Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında bulunduğunu kaydetti. TTB Merkez Konseyi Başkanı Profesör Tükel ve yedi hekim, cep telefonu ve bilgisayarların incelemesi bitmediği gerekçesiyle gözaltında tutuluyor.

Avukat Güler, “En başından itibaren gözaltına alma süreci yanlıştı. Hali hazırda 29 Ocak günü başsavcılık ile görüşülmüş ve başlatılan soruşturma için TTB Merkez Konseyi’nin istendiği zaman ifadeye gelebilecekleri avukatları olarak tarafımızca iletilmişti. Bu nedenle TTB Merkez Konseyi’nin halen gözaltındaki sekiz üyesi için de en geç Pazartesi günü serbest bırakma kararı verilmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“BM Sözleşmesi’ne göre savaş propagandası yasaklanmalı”

Avukat Güler, TTB Merkez Konseyi’nin, yaptığı barış çağrısıyla ölüme karşı duruş sergilediğini ve bunun, görevi yaşatmak olan bir meslek için doğal olduğunu vurguladı. “Yaşamı savunmak bütün hekimler için görevdir. Gazeteciler için gerçekleri savunmak, hukukçu için adalet istemekten farklı değildir” diyen Güler, bir hekim örgütünü de savaş istemediği için suçlamanın doğru olamayacağını anlattı.

Güler, Türkiye’nin 2003 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne imza attığını ve TBMM’de kabul ettiğini de anımsattı. Güler, “1976’da yürürlüğe girmiş ancak Türkiye’nin 2003 yılında imzaladığı sözleşmenin 20’nci maddesi, ‘Her türlü savaş propagandası yasaklanır’ diyor. Yani her devlet savaş propagandasını yasaklamak durumunda. Türkiye’nin taraf olduğu bu sözleşme bakımından da savaş kötü dediği için böyle hekim örgütüne tepki gösterilmesi anlamlı değildir. Aksini yapan kitlelerle ilgili soruşturma yürütülmesi gerekir” dedi.

Sağlık Bakanlığı’nın davası henüz başlamadı

Bu arada TTB Merkezi Konseyi’nin görevden alınması için Sağlık Bakanlığı tarafından da dava başvurusu yapıldı.

Avukat Güler, dava sürecine ilişkin olarak, Sağlık Bakanlığı’nın başvurusu üzerine davaya Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bakacağını dile getirdi. Mahkemeden henüz kendilerine tebligat gelmediğini, tebligat ellerine ulaştığında yazılı yanıt vereceklerini kaydeden Güler, Sağlık Bakanlığı’nın da yanıt vereceği yazışma sürecinden sonra davaya başlanabileceğini anlattı.

Güler, “Türkiye’de bütün meslek kuruluşlarının yasal mevzuatında ilişkili olduğu bakanlık veya bakanlıklar var. Türk Tabipleri Birliği’nin de ilişkili olduğu bakanlık, Sağlık Bakanlığı. Sağlık Bakanlığı da, TTB Merkez Konseyi’nin kendi görev ve yetkilerine aykırı, kanuna aykırı faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması için dava açma hakkı var. Şimdi Sağlık Bakanlığı da bunu talep ediyor. Bu TTB Merkez Konseyi veya TTB’ye bağlı tabip odaları için ilk değil. Geçmişte de ölüm oruçları, açlık grevleri süreçlerinde ve en son Gezi sürecinde de benzer davalar açılmıştı. Ancak burada aykırı faaliyet olarak suçlanan eylem, barış çağrısı yapılan ve insan hayatını anımsatan bir basın açıklaması. Dolayısıyla da bunun TTB’nin görevi olmadığı yanlıştır düşüncesindeyiz” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG