Erişilebilirlik

Trump’ın İslam Dünyası Mesajları Ne Anlama Geliyor?


Uluslararası ilişkiler alanında akademisyen Prof.Dr. İlhan Uzgel’e göre, Amerika Başkanı Donald Trump İslam ülkelerine seslendiği ilk konuşmasıyla İran’a karşı Sünni ülkeler ile İsrail’in ittifak kurmasını talep ediyor ve Türkiye’ye ise belirsizlik hissi yaşatıyor.

Prof.Dr. Uzgel, öncelikle Trump’ın selefi eski ABD Başkanı Barack Obama’nın Ortadoğu coğrafyasında ilk ziyaret durakları olarak Türkiye ve Mısır’ı seçtiğini anımsattı. Uzgel, şimdi Trump’ın bu coğrafyada Suudi Arabistan ve İsrail’i seçmesiyle nasıl bir mesaj verdiğini yorumlayarak, şu karşılaştırmayı yaptı:

“Obama, ilk okyanus ötesi ziyaretini Türkiye’ye yapıştı. Bu noktada ülke olarak farklılık var. Türkiye o dönemde Müslüman dünyasında demokrasi yükseldiği için Ortadoğu ülkelerine model olabilecek bir ABD müttefiki olarak görülmekteydi ve Batı’nın desteğini almaktaydı. Hatta (ABD-Türkiye) ilişkiler ‘model ortaklık’ olarak tanımlanmıştı. Türkiye’de Obama’nın konuşma yaptığı yer ise parlamento idi. Yani TBMM’de, halkın temsilcilerinin olduğu bir mekanda konuştu. Oradan da Müslüman dünyasına seslenmişti. Türkiye’nin ardından Mısır’a yaptığı ziyarette ise konuşma yapmak için seçtiği mekan daha ilginçti. Obama, Kahire Üniversitesi’nde konuştu ve doğrudan gençlere hitap etti, eğitimli kesimlere hitap etti. Hatta o günlerde Obama’yı dinleyenler arasında Müslüman Kardeşler üyeleri de vardı. Dolayısıyla Obama döneminde Ortadoğu siyasetinde demokratikleşmeye ağırlık veren yaklaşımdan Trump’ın Suudi Arabistan’da devlet temsilcilerine konuşma yaptığı bir aşamaya geçildiğini görüyoruz. Trump hiç demokrasiden bahsetmedi, insan hakları konusunu gündeme getirmedi. Daha çok güvenlik, istikrar, devletten devlete ilişkiler ve terörle mücadeleye dayalı bir konuşma yaptı. Ziyareti gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ise, ABD’nin bölge stratejisinde ağırlıklı bir rol oynayan ve silah satış pazarlığı yapılan bir ülke. Dolayısıyla iki ziyaret arasında ciddi farklılık yaşandı.”

Trump’ın konuşmasında “ülke yönetimlerine karışmayacağız” yönündeki sözlerini de değerlendiren Uzgel, bunun doğrudan oğul George Bush döneminde başlayan ve Obama döneminde hızla ilerleyen Ortadoğu’da demokratik yayılma talep etme politikasından vazgeçiş işareti olduğunu söyledi.

Obama döneminde artık toplumsal temelli, meşruiyeti olan rejimlerle işbirliği yapma politikasından çok temel bir sapma gözlemlediğini kaydeden Uzgel, Mısır ve Tunus’ta Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin başarılı olmadığını ve Trump ile birlikte şimdi bu politikanın tamamiyle terkedildiğini dile getirdi.

Uzgel, “Trump, artık içişlerinde demokratikmiş, insan haklarına saygı gösteriliyormuş, kadınların statüleri geliştirilmeliymiş, orta sınıf güçlendirilmeliymiş bunlarla ilgilenmiyoruz. Biz artık devletten devlete ilişki kuruyoruz ve bunun da merkezinde güvenlik meselesi var. Bizim şu anda Ortadoğu’da iki temel problemimiz var. Birincisi, radikal Sünni hareket olan IŞİD’in tasfiye edilmesi. İkincisi ise devlet olarak İran. Sadece bu ikisine odaklanıyor Trump” diye konuştu.

Prof.Dr. İlhan Uzgel, Trump’ın İran’a yönelik yaklaşımı içinse “İran’ı bölgede temel sorun kaynağı olarak tanımladı. ‘Ortadoğu’da asıl istikrarsızlık yaratan İran’dır’ dedi. İlginç bir şekilde Irak’ı atladı. Esad rejimini hatırlattı ve Esad’ın İran’ın desteğiyle katliamlarda bulunduğunu ifade etti. Dolayısıyla bir süredir devam etmekte olan Sünni ülkeleri yani Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri ile İsrail’i, İran’a karşı buluşturma siyasetinin çok açık bir dışa vurumu görüldü” dedi.

Uzgel, ayrıca Obama döneminden beri ABD’nin izlediği Ortadoğu bölgesinde doğrudan kendi askeriyle savaş içerisinde yer almak yerine bölge ülkelerince terörle mücadele edilmesi gerektiği anlayışının bugün Trump tarafından da vurgulandığını kaydetti.

Türkiye için Trump nasıl bir mesaj verdi?

Türkiye’nin Trump’ın konuşmasında sadece bir kez geçmesini ise, geçtiğimiz hafta Washington’daki Erdoğan ziyareti çerçevesinde değerlendirmesini sorduğumuz Uzgel, “Yeni yapılmış Erdoğan – Trump zirvesi devamını gördük burada. Türkiye’ye yönelik Trump’ın, Türkiye’yi çok fazla öne çıkarmayan, vurgulamayan ve henüz tamamen de gözden çıkarmayan bir yaklaşımı var. Bu aslında Türkiye’ye karşı bilinçli bir strateji. Türkiye’yi biraz diken üstünde tutarak yani ABD bizimle çalışacak mı, çalışmayacak mı diye belirsizlik içerisinde bırakan bir yaklaşım” görüşünü aktardı. Bunun nedenini de açıklayan Uzgel, Türkiye’nin özellikle son dönemde örneğin Suriye sorunu için Rusya ve İran ile Astana sürecini başlatması veya Rusya’dan silah alımı yapabileceği gibi açıklamalarından ABD’nin duyduğu rahatsızlığa işaret etti.

"Arap NATO'su mu kurulacak?"

ABD Başkanı Donald Trump’ın Riyad’da yaptığı konuşmada en öne çıkan başlıklardan biri hiç kuşkusuz İran.

İran’ın çatışmacı mezhepçi yaklaşımıyla terör ve kaos ateşini beslediğini savunan Trump, tüm ulusları İran halkı demokratik bir yönetimi tercih edene dek İran’ı izole etmeye çağırdı.

ABD Başkanı, İran’ın milisleri eğittiğini, onlara silah temin ettiğini de söylese de bazı çevrelerin günlerdir iddia ettiği gibi “İslam NATO’su/Arap NATO’su kurulacak” şeklinde bir açıklama yapmadı.

Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip eden Yakındoğu Haber internet sitesinin genel yayın yönetmeni Alptekin Dursunoğlu, Trump’ın açık bir şekilde bu konuyu telaffuz etmese de bu konuda çalışmalar olduğu kanısında.

Dursunoğlu: Körfez ülkeleri ve İsrail’de bir Ortadoğu NATO’su kurulması beklentisi var ama Trump bunu telaffuz etmedi

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Dursunoğlu’na göre, bu konuşmada bu konunun dile getirilmemesinin nedeni buna karşı Rusya merkezli bir blok kurulmasını engellemek.

“Riyad’daki görüşmelerde İran’ın merkeze koyulacağı İslam NATO’su veya Ortadoğu NATO’su gibi bir bölgesel savunma örgütünün müzakere edileceği söyleniyordu. Ancak Trump İran’ı doğrudan hedefe koyan bir bölgesel savunma örgütünden bahsetmedi. Ama Arap ülkeleri ve İsrail’de böyle bir beklenti olduğunu inkar edemeyiz. ABD Başkanı, İran’ı eleştirse de bunun ismini koymadı. Bence bölgede yeni bir Soğuk Savaş dengesine yol açmak istemiyor. Rusya’nın Suriye’de İran’ın müttefiki olduğu herkesin malumu. Trump, İran’ı Suriye rejimine destek olmakla eleştirirken Rusya’dan işte bu nedenle bahsetmedi. Çünkü Rusya’nın hedef alınması ve böyle bir bölgesel yapılanmanın oluşması doğal olarak Rusya, İran, Irak ve Suriye’nin de blok oluşturmasının önünü açacaktır.”

İran’ın Suriye’den çıkartılmak, diğer taraftan da Irak ve Yemen’deki gücünün kırılmak istendiğini belirten Yakın Doğu Haber Genel Yayın Yönetmeni, ABD’nin bu konuda Trump döneminde Obama yönetiminden nasıl farklılaşacağının önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacağını ifade etti.

Dursunoğlu: Irak’ın işgali ve Suriye’de vekalet savaşı olmasa IŞİD ve El Kaide bu kadar büyür müydü?

Trump konuşmasında dört terör örgütünden bahsetti. Bunlar; IŞİD, El Kaide, Hamas ve Hizbullah. ABD Başkanı, terör örgütlerinin yalnız bölge ülkelerinden değil dünyadan da defedilmelerini söyledi.

Dursunoğlu, “ Hizbullah’ın anılması kesinlikle İsrail'in güvenliği ile alakalı. IŞİD ve El Kaide’den bahsederken şunu düşünmek gerekiyor. ABD Irak’ı işgal etmese IŞİD bu zemini bulabilir miydi? Suriye’deki vekalet savaşına ABD ve müttefikleri destek vermese IŞİD ve El Kaide (Nusra) bu kadar büyüyebilir miydi? Bu arada El Kaide türevi örgütlerin fikri, insani ve finansal kaynaklarından bahsederken Riyad’ı yok saymak mümkün mü?”

XS
SM
MD
LG