Erişilebilirlik

'Trump Yönetimi Türkiye'deki Otoriter Eğilimleri Umursamıyor'


Londra'da düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin araştırma direktörü Jeremy Shapiro, Türkiye'yi yakından tanıyan kıdemli bir uzman. ABD Dışişleri Bakanlığı'nda siyaset planlama dairesinde görev yapmış olan Shapiro, Obama yönetimi döneminde Avrupa ve Avrasya İşleri'nden sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon'un da danışmanı olarak çalıştı. Bir dönem Washington’daki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nde uzman olan Shapiro, transatlantik ilişkiler ve dış politika konusunda araştırmalar yapıyor.

Shapiro, Amerika’nın Sesi ile Türkiye-ABD ilişkileri, Suriye, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin geleceği ve Brexit gibi konuları ele aldı.

VOA: "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Washington'daki görüşmeleri iki ülke arasındaki ilişkiler açısından ne önem taşıyor?"

Jeremy Shapiro: Bu görüşme açıkçası Amerika’yla Türkiye arasındaki ilişkiler hakkında bize çok şey anlatmıyor, çünkü liderler için önemli olan konular basın toplantısında ele alınmadı. Ama bu görüşme bize her iki tarafın da görüşmek, birbirleriyle konuşmak ve her iki liderin de iyi anlaşıyormuş izlenimi vermek istediklerini ortaya koydu. Bu iki tarafın da birbirine ihtiyacı olduğunun farkında olduğu anlamına geliyor. Ancak bu iki ülke arasında çözülmesi gereken ciddi meseleleri çözüp çözemeyecekleri konusunda bilgi vermiyor."

VOA: "Amerika’nın Suriye'deki Kürtlere yardım etmesi iki ülke arasındaki bir gerilim konusu. Bundan sonraki süreçte bunu engellemek için neler yapılabilir?"

Shapiro: "Dürüst olmak gerekirse, bu konuda her iki taraf da ama özellikle de Türk tarafının ciddi ödünler vermesi gerekiyor. Türkler Suriyeli Kürtlerin PKK'nın bir uzantısı olduğunu, Türk egemenliğine ve Türkiye'nin toprak bütünlüğüne bir tehdit olduğunu düşünmeyi sürdürdüğü sürece Amerikalılar’la bir uzlaşıya varma konusunda ilerleme sağlayacaklarını sanmıyorum. Ancak bu pozisyonda bir gerileme olursa, ABD ile Türkiye'nin bir çeşit geçici anlaşma sağlamaları mümkün. Özellikle Amerikan tarafından bu yönde pek çok öneri yapıldı. Suriyeli Kürtlerin Türkiyeli Kürtler’den ayrıştırılması ve Türkiye'nin içerdeki PKK sorunu konusunda destek verme gibi öneriler getirildi. Kanımca bir uzlaşı için potansiyel var, ancak bu noktada bunu göremiyoruz."

VOA: "Suriye konusunda Türkiye ile Amerika’nın ortak hedefler taşıması mümkün mü?"

Shapiro: "Suriye'de Türkiye ile Amerika’nın ortak hedeflere sahip olması mümkün, ancak bu şimdi mümkün değil. Amerika miyop bir yaklaşımla sadece IŞİD'e odaklanmış durumda, Türkiye ise aynı miyoplukla PKK ve onun Suriye'deki müttefiklerine odaklanıyor. Bu noktada bu iki durum, uzlaşılamayan hedefler anlamına geliyor. Ancak her iki taraf da konuya daha az miyop bakar, Suriye'de daha büyük bir resim olduğunu fark ederler ve beraber çalışmanın daha önemli olduğunu anlarsa, bu birlikte çalışmak için bir yol olabilir."

VOA: "Nisan ayındaki anayasa referandumunun ardından Türkiye'nin Batı'yla ilişkilerinde ne gibi değişimler beklenebilir?"

Shapiro: "Bu merak uyandıran bir konu. Öncelikle Avrupa Birliği ve Amerika’yı ayırmalıyız. Bence Amerika için çok da fark etmiyor. Amerika’yla Türkiye arasındaki ilişkilerdeki görülen hafif iyileşmenin ardında, Başkan seçilmesinden bu yana Trump yönetiminin Türkiye'deki otoriter eğilimleri ve insan hakları konularını umursamaması yatıyor. Amerikan yönetimi gündeminden bu konuları düşürdü, o yüzden de iki ülke arasındaki atmosfer şimdi biraz daha iyi. Amerikalılar artık gazetecilerin hapse atılması gibi konular konusunda ders vermiyor. Yani ABD'nin referandum tepkisi 'Tebrikler Cumhurbaşkanı Erdoğan' şeklindeydi. Referandum ABD-Türkiye ilişkilerinde bir sorun değil.

Ancak bu konu AB açısından daha karmaşık. Avrupalılar teoride müzakere sürecindeki Türkiye ile demokratikleşme, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında entegrasyon projesi yürütüyorlar. Ancak Türkiye'nin istikameti oldukça sorunlu. Özellikle de idam cezasının geri getirilmesi gibi konular, Avrupalılar için kırmızıçizgi ve bu referandum onları daha da endişelendirdi.

Ancak Avrupa Birliği üyelik süreci her iki taraf için de can çekişiyor. İki taraf arasında hala bunun yaşadığı izlenimi verme gibi bir görüş birliği var. Referandumla ilgili en büyük değişim Türkiye'nin idam cezasını geri getirmesi olur. O zaman bu sürecin devam ettiği algısı da son bulur."

VOA: "Başkan Trump'ın Ortadoğu ve Avrupa gezisinin ne gibi bir önemi var? Trump yönetiminin bu geziyle hedefleri neler?"

Shapiro: "Bu noktada Trump'ın Washington'dan uzaklaşma gibi bir hedefi var. Uğraştığı ciddi meselelerden uzaklaşmak ve başkanlığına yeni bir soluk getirmeyi istiyor. Amerika’da Trump'ın ya çok yolsuz ya da çok beceriksiz olduğu görüşü giderek yayılıyor. Yurtdışı gezilerine çıkarak, FBI başkanını görevden alması ve Rusya’yla istihbarat paylaştığı haberlerinden kaçınmayı istiyor görünüyor. Ancak bunun Trump için büyük fark yaratacağını sanmam. Sadece son iki haftadır onu sarmalayan karmaşaya kısa süreliğine ara verebilir. Ancak Trump gaf yapan biri olduğu için bu gezi büyük tehlikeler de içeriyor. Trump danışmanlarını dinlemiyor ve toplantılar için hazırlık yapmıyor. Amerika’nın başkanı olmuş 70 yaşında bir egoist olarak, değişmek ve öğrenmek istemiyor.

Bunların yanı sıra bu gezinin bazı dış politika hedefleri de var. Suudi Arabistan'da Müslüman dünyasına yönelik konuşma vermesi, NATO'da Atlantik İttifakı üzerine konuşması ve AB liderleriyle görüşmesi, daha sonra da Vatikan'a gitmesi öngörülüyor. Trump bu gezisinde üç önemli dine vurgu yapacak. Ancak ABD yönetimi dış politika hedeflerini gerçekleştirmektense iyi görünmek ve evdeki karmaşayı biraz olsun dindirmek istiyor."

VOA: "İngiltere'nin Avrupa Birliği’nden ayrılıyor olması, Türkiye'nin AB üyelik sürecini sizce nasıl etkileyecek?"

Shapiro: "Türkiye'nin AB hayallerinin iyi durumda olduğunu söylemek zor. Britanya'nın bu sürecin destekçisi olduğu doğru ama bu noktada Türkiye bu süreci destekliyor gibi durmuyor. Britanya'nın üyelikten çıkmasının Türkiye'nin üyeliğine yardım etmeyeceği görüşüne katılıyorum ancak Türkiye'nin üyelik sürecindeki sorunları Brexit'ten çok önce başlamıştı.

Türkiye müzakerelerin kopmasını istemiyor gibi görünebilir ancak bu Britanya'nın değil Türkiye'nin elinde. Eğer Türkler idam cezası getirmez, insan haklarına daha fazla zarar vermez ve süreç devam ediyormuş gibi yaparsa sanırım Avrupalılar bu sürecin devam ettiği izlenimini sürdürmekten memnun olurlar.

Ancak bu karşılıklı rol yapma yıllardır sürüyor ve her iki taraf da bundan rahatsız değil gibi görünüyor. Avrupalılar bu süreci idam cezasının geri getirilmesi gibi büyük bir sembolik adım olmazsa kendi başlarına bitirmez."

XS
SM
MD
LG