Erişilebilirlik

Trump'ın Mali Kayıtlarıyla İlgili Anayasa Mahkemesi Ne Yapacak?


ABD’de Anayasa Mahkemesi, muhafazakar bir çoğunluğa sahip. Ancak Başkan Donald Trump bu çoğunluğa iki yargıç atamış olsa da, vergi beyanlarının ve mali kayıtlarının incelenmesini engelleme çabalarının geleceği belirsiz.

Anayasa Mahkemesi, Trump’ın alt mahkemelerde kaybettiği üç davayla ilgili temyiz başvurularını ele alıp almayacağına bu hafta karar verebilir. Mahkeme geçmişte Başkan’ın savunmasını ortaya koymasına izin vermiş olsa da, birçok konunun soruşturulması hakkını da Kongre’ye bıraktı. Davalardan ikisi de böyle bir Kongre soruşturmasını gerektiriyor.

Trump’ın iki zafere ihtiyacı var. Öncelikle Anayasa Mahkemesi’ni temyiz başvurularını ele almaya ikna etmesi gerekiyor, sonra da temyiz davalarını kazanması gerekli. Mahkemenin bu başvurulardan birini ya da hepsini dinlemeyi reddetmesi durumunda bazı mali kayıtlar gün yüzüne çıkabilir.

Trump’ın atadığı Neil Gorsuch ve Brett Kavanaugh ile birlikte 4’e 5 muhafazakarların çoğunlukta olduğu mahkeme, temyiz başvurularını kapalı oturumda görüştükten sonra, Cuma’ya kadar harekete geçebilir.

Zamanlama hayati, zira mahkeme temyiz başvurularından birini bile görüşmeye karar verirse, hükmün en geç 2020’nın Haziran ayında verilebileceği öngörülüyor. Yani Trump’ın ikinci dönem için yarışacağı ABD Başkanlık seçimlerinden sadece 4 ay önce.

Hukuk uzmanları Anayasa Mahkemesi’nin temyiz başvurularını ele almayı kabul etse bile sürecin Trump’ın zaferiyle sonuçlanamayabileceğini söylüyor.

Trump’ın temyiz başvurusunda bulunduğu üç davadan ikisi, Trump’a hizmet veren muhasebe şirketi Mazars ile iki bankaya, Deutsche Bank ve Capital One’a Temsilciler Meclisi komisyonlarından yollanan Kongre celpleriyle ilgili tartışmayı içeriyor. Demokrat temsilcilerin normal yasama faaliyetlerinin bir parçası olarak celp yollama yetkileri tartışma konusu.

Trump’ın azil süreciyle meşgulken bir yandan da mali kayıtlarının peşine düşen Demokratlarsa, etik ve yolsuzluk yasalarının güncellenmesinin gerekli olup olmadığını incelediklerini belirtiyor. Trump’ın avukatları ortada yasamayla ilgili hiçbir amaç olmadığını, meselenin yalnızca Başkan’ı kötü duruma düşürecek bilgi arayışı olduğunu savunuyor.

Bu iki davada da alt mahkemeler Trump aleyhine hükmetmiş ve gerekçelerinde Anayasa Mahkemesi’nin 1927’den bu yana Temsilciler Meclisi’nin geniş soruşturma yetkisine vurgu yapan kararlarını örnek göstermişti. 1927 yılındaki bir davada Kongre’nin Adalet Bakanı’nın kardeşinin banka kayıtlarını isteyen celbini Anayasa Mahkemesi desteklemişti.

Temyiz başvurusuna konu olan üçüncü davaysa bir ceza soruşturmasıyla ilgili. Manhattan Bölge Savcısı Cyrus Vance, Başkan’ın vergi iadesi dökümlerine Trump ve ailesinin gayrimenkul ve şirketlerine yönelik bir soruşturma kapsamında erişmek istiyor.

Trump’ın avukatları dokunulmazlık çerçevesinde görevdeki bir başkanın cezai bir soruşturmaya tabi tutulamayacağını savunuyor. Bölge savcısı Vance ise soruşturmanın sadece Trump’ın ticari faaliyetleriyle ilgili olduğunu, başkan olarak resmi görevleriyle irtibatlı olmadığını öne sürüyor.

New York’taki temyiz mahkemesi Trump’a karşı karar almış ve 1997’de Anaysa Mahkemesi’nin Başkan Bill Clinton’a karşı aldığı Paula Jones kararını örnek göstermişti. Clinton, Jones’un cinsel taciz suçlamalarına karşı kamu davası açılmasını önlemeye çalışmıştı.

ABD Anayasa Mahkemesi, Başkan’ın talebi doğrultusunda bu davaları görüşmeyi kabul etse de sonucun her zaman Beyaz Saray’ın menfaatine olmayabildiğinin bir örneği de 1974’te dönemin ABD Başkanı Richard Nixon’a karşıydı.

Watergate skandalıyla ilgili ceza soruşturmasının bir parçası olarak ses kayıtlarının ve bazı belgeleri federal yargıca teslim etmek istemeyen Nixon’ın Anayasa Mahkemesi’ndeki savunması oybirliğiyle reddedilmişti. Bu olaydan haftalar sonra azil sürecinde Nixon istifa etmişti.

XS
SM
MD
LG