Erişilebilirlik

Tillerson’dan Türkiye’ye ‘Dini Özgürlükler’ Eleştirisi


ABD Dışişleri Bakanlığı 2016 Uluslararası Dini Özgürlükler raporunu açıkladı. Ülkelerin ayrı ayrı değerlendirildiği raporun Türkiye bölümünde, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Gülen hareketini hedef alan “temizlik” operasyonlarına da değinildi.

Raporu açıklamak üzere kameralar karşısına geçen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, konuşmasında Türkiye’ye de özel yer ayırdı ve bazı eleştirilerde bulundu.

Türkiye’de yetkililerin bazı dini azınlık gruplarına mensup kişilerin insan haklarını sınırlamaya devam ettiğini belirten Tillerson, bazı toplulukların uzayan mülk ihtilaflarına maruz kalmayı sürdürdüğüne de dikkat çekti.

Tillerson, Aleviler gibi Sünni olmayan Müslümanlar’ın, hükümetten, tanınmış Müslüman olmayan azınlıklarla aynı korumaları görmediği ve ayrımcılık ve şiddetle karşılaştığını söyledi.

Türkiye’de tutuklu bulunan Amerikalı rahibin serbest bırakılması çağrısını da yineleyen Tillerson, “ABD, Türkiye’de haksız olarak tutuklu bulunan rahip Andrew Brunson’ın serbest bırakılmasını desteklemeye devam ediyor” dedi.

Raporun Türkiye kısmı, “Anayasa ülkeyi laik bir devlet olarak tanımlıyor; vicdan, dini inanç, fikir, ifade ve ibadet özgürlüğü öngörüyor ve dini nedenlere dayanan ayrımcılığı yasaklıyor. Dini konular, görevi özellikle Sünni İslam’ın uygulanması ve teşvik edilmesini sağlamak olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından koordine ve idare ediliyor” ifadesiyle başlıyor.

Raporda, Türk hükümetinin 15 Temmuz darbe girişiminin sorumluluğunu Amerika’da “kendi isteğiyle sürgünde olan Müslüman din adamı Fethullah Gülen ve hareketine” yüklediğine işaret edildi. Bu hareketin, kendisini “İslam’dan ilham alan bir medeni, kültürel ve eğitim hareketi” olarak tanımladığı ancak Türk hükümeti tarafından “terör örgütü olarak görüldüğüne” dikkat çekildi.

Raporda, “medyanın Fethullah Gülen’in öncülüğündeki hareketten etkilenen 200 bin ila 4 milyon kişinin olabileceğini tahmin ettiği” aktarıldı.

Darbe girişiminden sonra ilan OHAL kapsamında hükümetin, Diyanet’ten 3 bin 600 civarı kişi dahil, Gülen ve darbe girişimiyle bağlantılı oldukları iddiasıyla 75 binden fazla devlet memurunu gözaltına ya da açığa aldığı belirtilen raporda, Hıristiyan gruplarla bağları bulunan çeşitli kişiler de dahil olmak üzere bazı yabancı vatandaşların da gözaltı, ikamet izni sorunları ya da ülkeye alınmama gibi sorunlarla karşılaştıkları kaydedildi.

Raporda hükümetin tarikatlar ve cemaatlere karşı hukuki yasağı uygulamadığı, bu grupların aktif ve yaygın olmaya devam ettiği tespitine de yer verildi. Bazı kamu okullarının imam hatip okullarına dönüştürüldüğü, imam hatip okullarına kayıtların 2015’teki tahmini 1 milyondan 1,1 milyona yükseldiği, laik görüşlü veliler dahil bazı eleştirel çevrelerin, hükümetin eğitim politikasında laiklik yerine dinden yana olduğundan endişe ettiği belirtildi.

Raporda, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say’la kadın hakları savunucusu ve avukat Canan Arın’ın davaları kastedilerek, hükümetin “bir grubun dini inançlarına açıkça saygısızlık ettikleri” gerekçesiyle kişileri yargıladığı, özellikle 1923 Lozan Anlaşması altında tanımadıkları başta olmak üzere Müslüman olmayan azınlıkların haklarını sınırlamaya devam ettiği belirtildi.

Sünni olmayan Müslümanlar’ın, tanınmış Müslüman olmayan azınlıklarla aynı korumalara sahip olmadığı ifade edilen raporda, hükümetin Aleviler’e “aykırı bir Müslüman mezhep” olarak muamele etmeyi sürdürdüğü, Aleviler’in ibadet yerlerini tanımadığı ve terör propagandası yaydığı iddiasıyla Aleviler’e ait bir televizyon istasyonunu kapattığı kaydedildi.

Mahkemelerin 2007’de Protestan kilisesine mensup üç kişiyi öldürmekten dolayı yedi kişiyi mahkum ettiğine değinilen raporda, dini azınlıkların ibadet evleri işletme ya da açma, toprak ve mülk ihtilaflarına itiraz etme ve zorunlu din derslerinden muaf edilme gibi konularda zorluklar yaşadıklarını aktardıkları belirtildi.

Hükümetin, azınlık dini grupların ruhban eğitimini kısıtladığı ifade edilen raporda, beş kilisenin, hükümetin Mart ayında Diyarbakır’da ABD’nin terör listesindeki PKK’ya karşı güvenlik operasyonlarında zarar gören arsalarını istimlak etmesine yasal itirazda bulunduğu hatırlatıldı.

Raporda hükümetin vicdani ret hakkını da tanımadığına değinilirken, dini azınlık toplumlarına güvenlik desteği sağlanmaya devam ettiği ve bazı kayıtlı dini mülklerin renovasyon ve tadilat masraflarının karşılandığı kaydedildi.

Aleviler’in protestolar ve şiddet tehditlerine maruz kalmaya devam ettiği tespitine de yer verilen raporda, Yahudiler, Protestanlar ve Sünni Müslümanlar’a karşı şiddet tehditlerinin de varlığına dikkat çekildi.

Raporda, Edirne’deki Büyük Sinagog’da düzenlenen Yahudi düğünü sonrasında sosyal medyada dolaşan Yahudi karşıtı mesajlar dahil olmak üzere Yahudi karşıtı söylemlerin devam ettiği belirtildi.

Darbe girişiminden sonra medyada da Alevi ve Yahudi karşıtı yorumlara rastlandığı ifade edilen raporda, bazı hükümet yanlısı haber yorumcularının darbe planlayıcılarını Yahudi toplumu ve “ekümenik” patrikle bağlantılandırmaya çalışan haberler yayınladığı kaydedildi. Yıl içerisinde bazı Protestan, Katolik ve Alevi ibadet yerlerinin tahrip edildiği de hatırlatıldı.

Raporda ABD Büyükelçisi, Türkiye’yi ziyaret eden Amerikalı yetkililer, büyükelçilik ve konsolosluk çalışanlarının, dini özgürlükler ve dinler arası hoşgörüyü vurgulamak ve herhangi bir dine karşı ayrımcı dil kullanılmasını kınamak için hükümet yetkilileri ve geniş yelpazede dini toplum liderleriyle temas halinde olmaya devam ettiği belirtildi.

Büyükelçilik ve konsolosluk temsilcileriyle, ülkeyi ziyaret eden Amerikan hükümeti yetkililerinin, Türk hükümetini dini gruplar üzerindeki kısıtlamaları kaldırmaya çağırmaya ve mülklerin iadesi ve belirli dini ayrımcılık vakalarını gündeme getirmeye devam ettiği kaydedilen raporda, ABD Dışişleri Bakanı ve Bakan Yardımcısı’nın da, Washington’da Türk hükümeti yetkilileriyle yaptıkları toplantılarda Heybeliada ruhban okulunun yeniden açılması çağrısını yineledikleri ifade edildi.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG