Erişilebilirlik

26 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Türkiye Varlık Fonu, iki günde hızlı bir büyüme trendine girdi.

Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Hava Yolları ve Halk Bankası da Fon’a katıldı. Özelleştirme programı içinde olan Türk Hava Yolları’nın %49,12’si ve Halkbank’ın %51,11’inin toplam piyasa değeri Pazartesi günü itibariyle 11, 3 milyar TL civarındaydı.

Başbakanlık’ın Türk Hava Yolları ve HalkBank’ı da fona dahil etmesiyle Türkiye Varlık Fonu’ndaki şirket sayısı 13’e yükseldi.

Böylelikle Milli Piyango, Ziraat Bankası, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), PTT, Borsa İstanbul AŞ, TÜRKSAT, ETİ Maden İşletmeleri sermayelerinde bulunan Hazine’ye ait hisselerin tamamı ile Türk Telekomünikasyon AŞ'nin %6,68 oranındaki Hazine’ye ait hissesi ve Eti Maden İşletmeleri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Varlık Fonu tarafından yönetilecek.

Kurtulmuş: “Fon, dışarıdan müdahalelere karşı garanti olacak”

Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin hükümet adına ilk açıklama Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’tan geldi.

Bakanlar Kurulu toplantısı konuşan Kurtulmuş, şirketlerin daha etkin yönetilmesi ve devletin elinde çok kuvvetli kaynak oluşturulması için kamu şirketlerinin Türkiye Varlık Fonu’na devredildiğini açıkladı.

Başbakan Yardımcısı, “Olası bir takım ekonomik salvolara karşı kendini koruyacak daha dinamik bir yapıya kavuşması öngörülmektedir. Kaynakların etkin kullanılması kanaatindeyiz, bu amaçla bu adım atılmıştır. Mühim olan güçlü bir Varlık Fonu'nun oluşması. Birtakım dışarıdan müdahalelere karşı güçlenmesi için tabiri caizse garanti formatında bir fondur. Kullanımın aynı kaynakta toplanması amaçlanıyor,” dedi.

CHP’li Böke: “Halkın malı, ülkenin geliri Saray’ın şirketine devrediliyor”

Cumhuriyet Halk Partisi ise Türkiye Varlık Fonu’nun ülkenin geleceğini ipotek altına alacağı iddiasında.

Bugün TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, hükümetin 80 milyonun ortak kaynağını ipotek ettirerek yeniden borçlanma mekanizması kurduğu öne sürdü

Böke, “Varlık Fonu denen bu şey, esasında kanunla kurulmuş bir aile şirketi. Başına getirilmiş olan yönetimden bu aile şirketinin, bir saray şirketi olduğunu da çok açık bir biçimde görüyoruz. Halkın malı, ülkenin geliri bütçeden çıkartılıyor ve Saray’ın şirketine devrediliyor. Yiye yiye, sata sata beş kuruş bırakmayıp, en sonunda evi ipotek ettirip, hanımın bileziklerini bozduranın başına ne gelirse bugün Türkiye'nin altın bileziklerini bozduranlar, Türkiye'nin başına aynı derdi sarmaktalar,” dedi.

Fona devredilen kurumların 2016 yılında Türkiye bütçesine yaptığı katkının 5 milyar lira olduğunu belirten CHP Parti Sözcüsü, bu miktarın bütçe dışına çıkarılmasıyla ihtiyaç duyulacak kaynağın ancak zamlar veya vergi artışlarıyla oluşturulabileceğini savundu.

“Eğer vergiyi arttırmayacaksanız, yeni zamlarla yeni gelir kapıları açmayacaksanız, o zaman bütçeyi açığa ve ekonomiyi bir çöküşe mi sürükleyeceksiniz?" diye soran Selin Sayek Böke, Fon’un hem Sayıştay denetiminden hem de sermaye piyasalarının kontrolünden muaf olduğu söyledi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı: “Fon uluslararası denetime kapalı değil”

Fon’un denetimsiz bırakıldığı ile ilgili artan eleştirilere ise yanıt Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem’den geldi.

Anadolu Ajansı’na konuşan Ertem, “’Türkiye Varlık Fonu, denetimine tabi olmayacak' gibi spekülasyonlar yapılıyor. Bunlar kesinlikle doğru olmadığı gibi Varlık Fonu, uluslararası denetime açık bir kurum olacak. Bu Fon, profesyonellerce piyasa gereklerine göre yönetilecek. Varlık Fonu denetime kapalı değildir. Varlık Fonu, Türkiye'nin hazinesini daha da zenginleştirecek bir kurumdur, Türkiye'nin varlıklarını uluslararası piyasalarda değerlendirebileceği, daha etkin olacağı, reel ve finans sektörüne önemli kaynaklar sağlayacağı yeni bir başlangıç noktasıdır,” dedi.

XS
SM
MD
LG