Erişilebilirlik

Tatar: ‘Kıbrıs’ta Artık Zorla Evliliği Kimse Yaptıramaz’


KKTC Başbakanı Ersin Tatar, Kıbrıs adasında çözüm için “kadife ayrılık” görüşünü vurgulayarak, artık zorla evlilik olamayacağını ve Maraş bölgesini de mutlaka yerleşime açacaklarını söyledi.

Tatar: ‘Kıbrıs’ta Artık Zorla Evliliği Kimse Yaptıramaz’
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:07:27 0:00

Tatar, Ankara’daki temasları çerçevesinde Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde Basın Evi’nde medya mensuplarıyla buluştu. KKTC Başbakanı Tatar’ın, 19 Nisan 2020’de yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni işaret ederek, Mustafa Akıncı’nın seçilme vaadi olan Rum tarafıyla anlaşmayı gerçekleştiremediğini ve dolayısıyla yeni liderlik döneminde iki devletli yapı ile Kıbrıs’ın şekilleneceğini vurgulaması dikkat çekti.

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın anlaşma konusundaki ısrarıyla yanlış bir yol izlediğini kaydeden Tatar, Kıbrıs adasında Rum tarafıyla mutlaka “kadife ayrılık” modelini hayata geçirmek gerektiğini dile getirdi. “Türkiye’nin garantörlüğünden asla vazgeçilemez. Avrupa Birliği (AB) içerisinde dahi hayati öneme sahiptir” sözleriyle bu konudaki görüşlerini anlatan Tatar, Akıncı’nın Kıbrıs Türkleri açısından anlaşma ısrarı sonucunda nasıl bir gelecek ortaya çıkacağını iyi anlamadığını da savundu.

Tatar, “Akıncı ve arkadaşları, bizim başımıza ne geleceğini iyi anlasalar bu yola gitmezler. Ben ekonomistim, ben o yolu iyi anladığımı düşünüyorum. Eğer (Rum tarafıyla) öyle bir anlaşma olsa kuzeydeki ekonomi batacaktır çünkü bütün mülkler Komisyon’a havale edilecek. Crans-Montana’da bu Komisyon meselesini sorduğumuzda yanıt alamıyoruz. Dünya Bankası’yla da, başka taraflar ile de ekonomik konuları görüştüm. Ama yanıt alamıyoruz. Kıbrıs’ta bir savaş yaşandı ve Kıbrıs Türk halkı mezarlara gömüldü. Savaş nedeniyle güneyde bıraktığımız mallara karşı elbette kuzeyde mülkler verildi ve ekonomimiz öyle gelişti. 45 sene sonra bu mülkler tümüyle Komisyon’a havale edilecek ve orası karar verecek mülkler kime ait diye. Bunu anlamayanlar halen o yola devam ediyorlar. Bu, Kıbrıs Türk halkını sürükleyebilecekleri bir macera değildir. Bu nedenle biz ‘kadife ayrılık’ diyoruz. Kuzey ekonomisini dinamitleyecek hiçbir yapıya, anlaşmaya müsaade etmeyiz. Ayrıca Crans-Montana’da ilk kez Türkiye’nin garantörlüğünü tartışmaya açacak şekilde beşli masaya da oturuldu. Esneme dahi oldu garantörlükte. Oysa Güney (Rum tarafı), AB içerisinde olduğu için Türkiye’nin garantörlüğü daha da önem kazanmıştır” dedi.

İsviçre’de Crans-Montana görüşmelerinden sonuç çıkmamasına rağmen Cumhurbaşkanı Akıncı’nın halen bir anlaşma olması için umutlu olmaya çalıştığını da söyleyen Tatar, oysa hem içerisinde bulunduğu Ulusal Birlik Partisi hem de Kıbrıs Türk halkı açısından aslında Annan Planı’ndan sonra böyle bir umut kalmadığını ifade etti. KKTC Hükümeti olarak anlaşma olmayacağı görüşünde olduklarını vurgulayan Tatar, Kıbrıs adasında ikili devlet yapısını korumak gerektiğini belirterek, “KKTC halkı, örfünü koruma adına Türk kimliğini koruma adına Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yürümek durumundadır. Bu saatten sonra kimse artık zorla evlilik yaptıramaz. Zorla evlilik olmayacağına göre ‘kadife ayrılık’ diyoruz. Kendi devletimiz ve egemenlik haklarımız korunmalı. Türkiye’nin garantörlüğünden de asla taviz verilemez” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün liderliğinde değişim olmalı sinyali

KKTC Başbakanı Tatar, Basın Evi’nde yaptığı açıklamalarıyla Akıncı yerine 19 Nisan 2020’deki Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonucunda Kıbrıs Türk halkı tarafından artık iki devletli yapıyı destekleyecek bir görüşe liderlik verileceğini de kaydetti. Tatar, “Uluslararası müzakereleri Cumhurbaşkanı götürüyor elbette önemli bir koltuk. Kıbrıs Türk halkı liderliğini yapıyor. (2015’teki Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde) Mustafa Akıncı bakıldığında ilk turda yüzde 27 oy almıştı. İkinci turda muhaliflerin birleşmesiyle o oyu aldı (yüzde 60.5) ve seçildi. Bu defa farklı olacaktır. Akıncı üç ayda anlaşma olacağını söylemişti ancak o umut bir netice bulamadı. Neticede halkımız karar verecektir” diye konuştu.

Tatar, VOA Türkçe’nin “Siz Cumhurbaşkanlığı’na aday olacak mısınız?” sorusu üzerine ise bunu konuşmak için henüz erken olduğunu belirterek bu soruyu yanıtlayamayacağını ifade etti.

Tatar Maraş’ı açma kararlılığını ortaya koydu

Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde “askeri bölge” niteliğine sahip Maraş bölgesini ise yerleşime açmaya kararlı olduklarını da açıkladı. KKTC Hükümeti olarak artık Türkiye ile birlikte proaktif siyaset izlendiğini söyleyen Tatar, “Maraş’ı KKTC’ye kazandırma kararlılığımız var. Kesin tarih veremeyeceğiz. Ancak Rum tarafınca Doğu Akdeniz’de yapılanlar tırnak içerisinde bizce küstahlıklar, bizi daha da heyecanlandırmaktadır. Hükümetimiz ezber bozmaktadır. Bu saatten sonra da bunun (Maraş’ı yerleşime açma) uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Haritaya bakıldığında Maraş aslında Gazi Magosa ile bir bütündür. Bu coğrafyayı bir tel ayırmaktadır. O teli kaldırdığınızda Maraş açılacaktır ve ekonomimize bir güç getirecektir” dedi.

Maraş’taki taşınmaz mallar ile ilgili olarak sahibi her kim ise iade işlemi gerçekleştireceklerini belirten Tatar, ancak kesinlikle tazminat ödemesi yapılmayacağını kaydederek, hukuki bir süreç ile mülk iadesi yapılacağını vurguladı.

Maraş’ın yerleşime açılmasıyla uluslararası bir kriz doğması ihtimaline karşılık Tatar, Maraş’ın KKTC topraklarında olduğunun altını çizdi. Tatar, “Türk Hükümeti ile farklı hareket etmeyiz, istişare içerisinde hareket ederiz. BM kararları uyarınca korunması kararı vardır. Dolayısıyla biz bu süreci başlattığımız zaman 45 yıldan sonra yerleşime açılmasını öngörüyoruz. Rum, Türk, İngiliz burada mülk sahibi kimse ve tabii Vakıflar İdaresi kontrolündekiler, bütün bu eski sakinlerine yerleşim hakkı tanınacaktır ama KKTC kontrolünde. Eğer adilseler, oradaki eski sahiplerin oraya gelmesine nasıl karşı çıkacaklar” ifadesini kullandı.

Doğu Akdeniz meselesinde ise buradaki haklarından vazgeçmeyeceklerini belirten Tatar, Rum tarafınca iddia edilmekte olan doğal kaynaklar üzerinde yegane hak sahipliğine tepki göstererek, “Biz 80 milyonun uzantısıyız. Bunun adaleti nerede? Koskoca Anadolu ve mavi vatan KKTC ile deniz hukuku çerçevesinde bizim hakkımız elbette daha fazla” tepkisini gösterdi.

Direkt uçuş ve elektrik bağlantısı çağrısı yaptı

Tatar, ayrıca Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine mutlaka içme suyunda yapıldığı gibi Akdeniz’in altından kabloyla elektrik bağlantısı sağlanması gerektiğini de söyledi. Tatar, “Kablo ile elektrik bağlanırsa zengin bir kaynağa ulaşabiliriz” görüşünü dillendirdi.

Şimdi artık Türkiye Barolar Birliği’yle de hukuki işbirliği içerisinde olduklarını söyleyen Tatar, “Bizim en önemli eksikliğimiz direkt uçuşlar meselesi. Uluslararası mahkemelerde bu yasal hakkı elde etmemiz önemli. Türkiye Cumhuriyeti üzerinden maliyet nedeniyle gelecek turisti kaybederiz. Kıbrıs, turizm adası. Eğer 60 bin yatağa ulaştırabilirsek Kıbrıs ekonomik anlamda kurtulur. KKTC de federal bir anlaşmayı kimse istemez, o zaman Akıncı da istemez. İnsanımızı mutlu edeceğiz, ekonomimizi de güçlendireceğiz” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG