Erişilebilirlik

Doğu ve Güneydoğu’daki 9 Tabip Odası ve meslek örgütü, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyelerine yönelik soruşturma ve gözaltılara tepki gösterdi. Tabip Odaları. Soruşturmaya neden olan ‘Savaşa hayır’ bildirisinin arkasında olduklarını açıkladı.

Diyarbakır, Mardin, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Bitlis, Ağrı Tabip Odaları ile Urfa Demokratik Hekim Girişimi tarafından yayınlanan ortak bildiride, Afrin operasyonuyla ilgili açıklamanın ardından TTB MK üyelerinin üst düzey devlet yetkilileri tarafından hedef gösterildiği belirtilerek, ”Bu açıklama sonrasında en üst düzey devlet yetkilileri tarafından da ifade edilen bir dizi karalama, çarpıtma ve itibarsızlaştırma kampanyası sonrası bu gün yargı devreye sokularak saldırılar TTB MK konseyi üyesi 11 arkadaşımızın ev ve iş yerleri basılarak gözaltına alınmalarına kadar vardırılmıştır” denildi.

"Peki ne demişti TTB: 'Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!' demişti. Hekimliğin binlerce yıllık değerlerini savunmaktan başka hiçbir ifade içermeyen basın açıklaması sonrası TTB'yi hedef haline getirenler bilsinler ki yıllardır savaşın yaratığı tahribatlara en yakında tanıklık eden biz bölge hekimleri TTB MK arkadaşlarımızın yaptığı açıklamanın arkasındayız. Ve meslek örgütümüzün sözünü tekrarlıyoruz. Savaş insan eliyle yaratılan en önemli halk sağlığı sorunudur.”

Açıklamada ayrıca “Hekimlik değerlerine yönelen bu saldırı ve baskılar karşısında yaşamı savunmaya ve barış demeye devam ediyoruz” denildi.

Bu arada dün Diyarbakır’da gözaltına alınan TTB MK üyelerinden Dr. Şeyhmus Gökalp’in, sözleşmeli olarak çalıştığı Merkez Bankası’ndaki işine son verildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Avukat Barış Yavuz, Türkiye’de ifade özgürlüğünün bittiğini söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Yavuz; “Öyle bir zamandayız ne konuşacağımızı tarttığımız zamanlardan geçiyoruz. Ne diyeceğimizi düşünüyoruz, bu çok kötü bir şey. Olmaması gereken en temel meselelerinden bir tanesi TTB’nin açıklamasına bakıyoruz. 80 bin üyesi olan bir kurum, mesleki olarak en temel vazifesine dair bir söylemde bulunuyor ve hemen akabinde bir soruşturma başlatılıyor. Soruşturmada isnat edilen suçlama ertelenebilir sınırdayken dahi hepsini gözaltına alıyorlar. Bu ifade özgürlüğünün geldiği boyutu gösteriyor. Bugün Türkiye’de demokrasiden uzaklaşmak demek, en temel olarak ifade özgürlüğünün bitmesi demektir. Biz bugün bunu yaşıyoruz, ifade özgürlüğü tamamen bitmiştir. Fikir, düşünce, düşünceyi açıklama özgürlüğü tamamen bitmiştir. TTB’ye yapılan öyle bir şey ki, mesleki anlamda dahi insanların görevini yapması ötekileştirilmeye, suç unsuru olarak görülmeye çalışılıyor. Bu aslında milliyetçiliğin de yansımasıdır. Savaşta çatıştığınız, savaştığınız karşı tarafın askerine hekimin müdahale etme zorunluluğu var. Doktor ve hemşireler, Kızılhaç, Kızılay gibi örgütler tarafa bakmazlar, taraf bakmaksızın insanların tedavisi sağlanır. Nasıl bir durumdayız ki bir öteki düşman olarak adlediliyor. Biz yıllardır okullarda, kitaplarda, bu ülkede yediden yetmişe herkesin geçtiği tedrisatta ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ derler. İnsanlara savaşın kötülüklerine dair filmleri herkes izlemiştir. Ama Türkiye’nin geldiği halde nasıl bir akıl tutulmasıdır ki herkes savaş tamtamcısı olmuş durumda. Reklamdan futbol maçına kadar akıl tutulması yaşıyor. Herkes bir tarafta yer alarak savaşın kötü yüzünü kimse görmüyor sanki. Bugün TTB’ye de yapılanlar bunlardır” dedi.

Dr. Şeyhmus Gökalp’in iş sözleşmesinin feshedilmesine de değinen Yavuz, “Bunlar milliyetçiliğin, iktidara hoş görünmenin yansımalardır. Suçluluğa dair hiçbir şey yokken, doğrudan bir tarafa iyi görünmek ve ‘Biz gereğini yaptık’ demek istemektir. KHK hukuksuz düzeni kendine göre kullanıyor” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG