Erişilebilirlik

‘Türkiye Kontrol ve Denge Mekanizmalarını Yok Sayıyor’


BM İnsan Hakları Konseyi Cenevre’de yarın (28 Ocak) yapılacak bir toplantıda Evrensel Periyodik İnceleme mekanizması kapsamında Türkiye’yi üçüncü kez görüşecek.

İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından toplantı öncesinde yapılan yazılı açıklamada, ‘‘Birleşmiş Milletler nezdinde yapılacak toplantının, ülkede yaşanan insan hakları krizinin ve hukukun üstünlüğü konusundaki dramatik aşınmanın kabul edilmesi ve bu sorunun ele alınması için bir fırsat sunduğu’’ ifade edildi.

Açıklamada ‘‘İfade özgürlüklerini barışçıl şekilde kullanan ve şiddet içermeyen başka faaliyetlerde bulunan gazeteciler, aktivistler, insan hakları savunucuları ve hükümete muhalif olarak algılanan kişiler, bu faaliyetleri nedeniyle, son dört yıldır, terörle mücadele kapsamına giren veya girmeyen son derece geniş ve muğlak suçlamalarla, yetkililer tarafından hapse atılıyor ve yargılanıyorlar’’ denildi.

Açıklamada toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kısıtlandığı, hükümetin mahkemeler üzerinde ağır bir siyasi kontrol oluşturduğu, yargıçların insan hakları normlarını hiçe sayan mahkumiyet kararları ve ağır cezalar verdikleri kaydedildi.

‘‘Açıklamalar ve uygulamalar tezat teşkil ediyor’’

Osman Kavala
Osman Kavala

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “Hapiste tutulan ve yargılanmakta olan gazetecilerin, siyasetçilerin ve hükümete muhalif olarak algılanan kişilerin sayısının olağanüstü yüksekliği, Türkiye hükümetinin ülkedeki insan hakları durumuna ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalarla büyük bir tezat teşkil ediyor,” dedi.

Williamson, “BM’in gözden geçirme toplantısına katılacak ülkeler, temel insan hak ve özgürlüklerine riayet edilmesi konusunda ülkede yaşanan sert gerilemenin ele alınması ve gerçek reformlar yapılması için, Türkiye’ye acilen baskı uygulamalıdır” diye konuştu.

‘‘Kontrol ve denge mekanizmaları ortadan kalktı’’

Türkiye’de 2016 yılının Temmuz ayında yaşanan darbe girişiminin hatırlatıldığı açıklamada hükümeti eleştirenlere ve muhaliflere uygulanan geniş kapsamlı baskıların darbeye yanıt amacına hizmet etmediği, tam aksine bu amaçtan sapılmasına yol açtığı vurgulandı.

‘‘Darbe sonrası dönemde, kontrol ve denge mekanizmalarını ortadan kaldıran bir başkanlık sistemine geçilmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sahip olduğu yetkileri büyük ölçüde artırdı’’ denildi.

‘‘Terör örgütleriyle ilişkili oldukları iddiasıyla, darbe girişimin ardından KHK ile kamu görevinden çıkartılan 130 binden fazla kişinin geleceği belirsizliğini koruyor’’ denilen açıklamada bugüne kadar göreve iade taleplerinin de çoğunun reddedildiği hatırlatıldı.

Açıklamada ayrıca hükümetin 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerin hemen ardından, ülkenin güneydoğusunda Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) demokratik olarak seçilmiş belediye başkanlarını terörle mücadele kapsamındaki ‘‘asılsız’’ suçlamalarla görevden aldığı kaydedildi.

‘‘Polis gözetimi altında işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin ısrarlı ve güvenilir raporlara rağmen bunların soruşturulmaması Türkiye’nin daha önce bu çeşit ihlallerin engellenmesi konusunda kaydetmiş olduğu ilerlemeye gölge düşürüyor’’ denildi.

Açıklamada, Fethullah Gülen hareketiyle ilişkili oldukları iddia edilen insanların kaçırılması ve akibetlerinin bilinmemesi vakalarının soruşturulmaması da endişe uyandıran bir gelişme olarak değerlendirildi.

‘‘Türkiye Suriyeliler konusunda karnesini bozmaktan kaçınmalı’’

Türkiye’nin 3 milyon 700 bin Suriyeli’ye kapılarını cömertçe açtığı ifade edilen açıklamada Türkiye için ‘‘son dönemde yapılan yüzlerce Suriyeli’yi alıkoyma, zorla ‘gönüllü geri dönüş’ formu imzalatma, sonra da zorla Suriye’ye geri gönderme şeklindeki uygulamalara son vermeli ve bu konudaki karnesini bozmaktan kaçınmalıdır’’ uyarısında bulundu.

Mahkemelerin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Osman Kavala gibi siyasetin ve sivil toplumun önemli isimleri hakkında verdiği uzun süreli tutuklama kararlarının hatırlatıldığı açıklamada‘‘İstanbul’daki bir mahkeme, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na, 2012 ile 2017 seneleri arasında yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle, cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi suçlardan, dokuz sene sekiz ay hapis cezası verdi. Karar temyiz aşamasında, ancak onanması halinde Kaftancıoğlu siyasetten yasaklanabilir ve hapse atılabilir’’ denildi.

Ayrıca ‘‘Özgürlükleri tehdit edilen çok sayıdaki gazeteciden biri olan Ahmet Altan, yazdığı yazılar nedeniyle, darbe ile bağlantılı suçlardan hala hapiste tutuluyor. Çok sayıda gazeteci de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanıyorlar. Binlerce vatandaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı veya iktidar partisi AKP’yi eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle Türkiye mahkemeleri tarafından para ve hatta hapis cezalarına çarptırıldılar’’ ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada Türkiye’nin EPİ gözden geçirme toplantısına katılacak BM üyesi devletlerin, Erdoğan hükümetinden ısrarla talep etmesi gereken konular da şu şekilde sıralandı:

  • Aktivistlerin, politikacıların, insan hakları savunucularının, gazetecilerin ve yazarların şiddet içermeyen faaliyetler nedeniyle yargılanmasına son verilsin.
  • Yargının tarafsız olması sağlansın, hakimler ve savcılar üzerindeki siyasal baskılar kaldırılsın ve insan haklarını koruyan yasalar çıkartılsın.
  • Barışçı toplanma özgürlüğünün genel ve kapsamlı yasaklarla keyfi ve orantısız bir şekilde kısıtlanmasına son verilsin.
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala’nın ve Demirtaş’ın “keyfi ve uzun süreli tutukluluk hallerine son verilerek, derhal serbest bırakılmaları” yönündeki kararları uygulansın.
  • Türk Ceza Kanunu’nun, Terörle Mücadele Kanunu’nun ve ilgili diğer tüm kanunların ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlükleriyle, bilgiye erişim hakkının kısıtlanması için kullanılan tüm maddeleri, bu kanunların uluslararası insan hakları standartları ile uyumlaştırılması amacı gözetilerek, gözden geçirilsin.
XS
SM
MD
LG