Erişilebilirlik

Türkiye Enerji Savaşlarının Neresinde?


Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında petrol arama çalışmaları yapan Yavuz gemisi (Arşiv)

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından Diyarbakır’da “Enerji, Ekoloji ve Toplumsal Barış” başlığıyla düzenlenen 12. Enerji Sempozyumu’nun ilk gününde ‘Dünyada ve Türkiye’de Enerji Görünümü’ tartışıldı. Sempozyumun bu bölümünde Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü ile Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Gazi İpek konuşmacı olarak katıldı.

İlk sözü alan Öğütçü, Türkiye ve dünyada enerji alanında yaşanan gelişmelere değindi. Daha sonra söz alan EMO Başkanı Gazi İpek ise hükümetin enerji politikalarını eleştirdi. İpek, enerji yatırımlarının ekonomiyi olumsuz etkilediğini savunarak, Türkiye’nin satın alma garantili enerji yatırım yapılmasını doğru bulmadığını söyledi.

“Türkiye pazılarını akıllıca kullanamıyor”

Sempozyumun ardından VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü, Dünyada gücün batıdan doğuya kaydığını söyledi. Türkiye’nin akışın tam ortasında yer aldığını söyleyen Öğütçü, “Dolayısıyla bu değişimin hem etkileyen hem de etkilenme konumundadır. Bunun için dış dünyadan bağımsız hareket etmemiz çok zor. Birkaç nedenle zor, bir tanesi fosil yakıtlarda, yüzde 98 doğalgazda, yüzde 93 petrolde dışa bağımlıyız. Finansman açısından bakarsanız, uluslararası finans kaynaklarına gidemezsek, gereken 12 milyar dolar yatırımı yapmamız mümkün değil. Teknoloji üreten bir ülke değiliz. Arge, inovasyon da zayıfız, açığımızı dışarıdan teknoloji getirerek, inovasyona ortak ederek kapatıyoruz. Böyle bir ülke dünyadaki yeni güç kaymasından etkilenecektir. Türkiye coğrafik olarak bakarsanız Çin'den Almanya'ya, Suudi Arabistan'dan Rusya'ya kadar uzanan geniş coğrafyanın süper gücüdür. Gayri safi milli hasıla, yatırım, ticaret hacmi, insan kaynağı, silahlı kuvvetleri bakımından ama Türkiye pazılarını akıllıca kullanamıyor. Türkiye bu özellikleri ile küresel sisteme geçiş yolunda etkili bir rol oynayabilir. Hem Amerika ile hem Çin, Rusya ile ortaklığı olan, AB ile çalışan, İran ile konuşan...” dedi.

“Türkiye bölgenin süper gücü gibi davranmalıdır”

Türkiye’nin Akdeniz’deki gelişmeler nedeniyle yaşadığı sorunlara da değinen Öğütçü, Türkiye’nin politikasını eleştirdi. Türkiye’ye İsrail ve Mısır’la diyalog kurmasını öneren Öğütçü, “Türkiye bölgenin süper gücü gibi davranmalıdır” diye konuştu. Öğütçü, “Doğu Akdeniz'in en güçlü ülkesi Türkiye’dir. Şu anki durum Türkiye biraz kendini ayağından vurmuş durumda. 7 ülkeye karşı sanki onlar bir şer cephesiymiş gibi gösteriyor. Oysa öyle görmemek lazım, büyük güç herkesle konuşabilen güç demektir. Doğu Akdeniz'de ne biz kendi başımıza hükümranlık kurabiliriz, ne de onlar Türkiye'yi hesap dışında tutup kendi etki alanlarını yaratabilirler. Türkiye BM tarafından tanınmış olan Libya'daki hükümet ile mutabakat muhtırası imzaladı ama bu işler bitti anlamına gelmiyor. Çok uzun bir süreç. Türkiye'nin de Libya’nın da sağlam durması lazım. Ağır baskı altında olacaklar. Türkiye İsrail ve Mısır’la diyalog kanallarını açarsa, şu anda yaşanan ve savaşa gideceği korkusu yaratan gerilim, bence hızla düşürülebilir. Çünkü herkes Türkiye ile çalışmak istiyor aslında. Enerji talebi yüksek, hazır altyapısı olan, silahlı kuvvetleri bölgenin en güçlüsü olan bir ülke ile kimse çatışmak istemeyecektir. Türkiye'nin oldubitti yaratmasına da müsaade etmezler. Diyalog olursa Türkiye daha fazla kazanır. Kazan kazan olmayan bir strateji kimseye kazandırmaz ve kalıcı da olmaz. İlan edersiniz ama uygulama imkanı bulamazsınız. Hem kaynakları hem stratejik nüfuz alanlarının paylaşımı konusunda Türkiye bölgenin süper gücü gibi davranmalıdır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin çevresi ateş çemberi olur”

Öğütçü’ye göre petrol ve doğalgaz gün geçtikçe önemini kaybediyor. Petrolün öneminin azalmasıyla birlikte, üretici ülkelerin ekonomik ve sosyal çalkantılar yaşayacağını savunan Öğütçü, çalkantıların Asya’ya sıçraması durumunda Türkiye’nin dikkatli olması gerektiği uyarısı yaptı. Öğütçü, sözlerini şöyle sürdürdü;” Hidrokarbon kaynakları önem kaybetmesi bugünden yarına olabilecek bir şey değil. Fosil yakıtlar hala dünyanın geleceğinde önemli bir role sahip. Yenilenebilir enerjinin yükselişi ile birlikte geleneksel olmayan yakıt türleri, kaya gazı gibi, nükleerin yeniden yükselişe geçmeye başlaması gibi dengeleri kökünden değiştirecektir. Benim kaygım bu bölgede totaliter rejimler iş başında olduğu için, başlangıçta toplumdan gelen tepkileri sert karşılık verebilecekleri, kanlı olaylar yaşanabileceği. Petrol savaşları bitse bile iç karışıklıklar bölgeyi hala tam bir dinamit halinde tutacaktır. Bu açıdan ne yazık ki Ortadoğu ve Körfez ile ilgili olumlu bir şey söylemek zor geliyor bana. Benim korkum benzeri gelişmeler Orta Asya ve Hazar da yaşanırsa, o zaman Türkiye'nin çevresi ateş çemberi olur. Bizim çok güçlü durmamız, onun önlemlerini şimdiden almamız lazım”

XS
SM
MD
LG