Erişilebilirlik

Türk Ekonomisi Salgın Sürecinden IMF’siz Çıkabilir mi?


Küresel ekonomiyi yavaşlatan Corona salgını tüm dünya ülkeleri gibi Türkiye üzerindeki baskıyı arttırıyor. Bu tür kriz durumlarında dünyada ilk akla gelen uluslararası kurum IUluslararası Para Fonu (IMF) oluyor.

Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva, 90 ülkenin kuruma başvuruda bulunduğunu, aralarında Yemen, Afganistan, Tacikistan ve Nepal’in de bulunduğu 25 ülkenin başvurusunun kabul edildiğini açıkladı.

Başvuranlar arasında Avrupa ülkelerinin de olduğu iddia ediliyor.

Erdoğan: ''IMF başta olmak üzere ülkemizi mihnet altına sokacak hiçbir dayatma altına sokmayacağız''

Ancak Türkiye başta IMF olmak üzere uluslararası kurumlarla bir anlaşma yapmayı reddediyor.

Önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ''Ekonomik altyapıya sahip bir ülkeyiz, IMF başta olmak üzere ülkemizi mihnet altına sokacak hiçbir dayatma altına sokmayacağız'' demesinden sonra bugün de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da yaptığı açıklamada ''Salgının ekonomik etkileriyle mücadelede erken tedbir, hızlı karar, etkin uygulama ve etkili mücadele sergiledik. En başarılı ülkeler arasında olduk. Hiçbir uluslararası kurum ya da kuruluştan destek ya da yardım talebinde bulunmadan süreci yönetiyoruz'' demesi, Türkiye’nin bu tutumunda değişiklik olmadığını gözler önüne seriyor.

Peki IMF denklemden çıktığına göre Türkiye, önümüzdeki 12 ayda çevirmesi gereken 172 milyar dolar tutarındaki dış borç için kaynağı nereden bulacak?

Prof. Kozanoğlu: ''Türkiye’nin 12 ay içinde 172 milyar dolar dış borç ödemesi gerek ama iç politik nedenlerle IMF’ye gitmiyor''

Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi Hayri Kozanoğlu, bu soruya yanıt vermeden önce mevcut resmi doğru okumak gerektiğini söylüyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Prof. Kozanoğlu, ''Dünya yangın yerine dönmüş durumda. FED ve Avrupa Merkez Bankası ödemeler sisteminin çökmesini engellemeye çalışıyorlar. Türkiye’nin en büyük dezavantajı, ekonomiyi yönetenlerin geçtiğimiz seçim dönemlerinde ellerindeki rezervleri hoyratça harcamasından dolayı rezerv erozyonuyla bu sürece yakalanması. Üstelik yükselen ülkelerden 100 milyar dolardan fazla yabancı kaynak çıkışı var. Merkez Bankası istatistiklerine göre bir yıl içinde yenilenmesi gereken borçlar, 172 milyar dolar. Alt kalemlerine baktım, 110 milyar borcun mutlak surette yenilenmesi gerekiyor. Bu şu demek, 30 ila 40 milyar dolar bir kaynağa ihtiyacı var. Ancak iç politik nedenlerden dolayı IMF’ye gitmek istemiyor'' diyor.

Türkiye FED’in takas hattına girmek istiyor mu?

Türkiye ekonomisini yorumlayan birçok kişiye göre Türkiye’nin aklından geçen ana seçenek Amerikan Merkez Bankası (FED).

New York merkezli medya devi Bloomberg, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Mart’ta ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı görüşmede Türkiye’nin de FED’in takas hattına (swap line) dahil edilmesini istediğini yazdı.

Ancak FED, ABD’li 29 milyar dolar civarında dış ticaret hacmi bulunan Endonezya’yı takas hattına dahil ederken Türkiye ile ilgili bir açıklama yapmadı.

Prof. Kozanoğlu: ''IMF kapısına gitmeyip Beyaz Saray kapısına gitmek daha mı güzel?''

Profesör Hayri Kozanoğlu, ''Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin açtığı swap imkanından yararlanmak istiyor. Swap’ı şöyle açıklayabiliriz: Bir ülkenin ödemeler sıkıntısı, döviz sıkıntısı ile karşılaşmaması için iki ülke kendi paralarını değiş tokuş ediyor. Amerika bazı ülkelere dolar veriyor o ülkenin ulusal parasını alıyor. Bu şekilde ticaret durmuyor. Bu sayede o ülkenin rezervleri sıfırlanmamış oluyor. İşte bu programa Türkiye dahil edilmedi. Bu program önce Avrupa Merkez Bankası ile Japonya, İngiltere, Kanada, İsviçre merkez bankalarını içeriyordu. Ardından Güney Kore, Brezilya, Meksika, Singapur, İsveç, Avustralya, Norveç, Danimarka ve Yeni Zelanda’yı ilave etti. En son Endonezya’yı da kattı ama Türkiye’yi katmadı. Bu Türkiye’nin ihtiyacı olduğu dövizi karşılamasını sağlayacaktı ve bir şekilde IMF kapısına gitmemiş olacaktı. IMF kapısına gitmeyip Beyaz Saray kapısına gitmek ne kadar güzel, o da tartışmalı. Ama yine de Türkiye bu işin Amerikan Başkanı Trump’ın iki dudağı arasında olduğunu düşünüyor'' dedi.

Prof. Güneş: ''Türkiye geç kaldı, daha erken başvursa FED’le swap kanalı açabilirdi''

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Hurşit Güneş ise Türkiye’nin bir taraftan iç siyaset tartışmalarıyla bir taraftan İdlib ve Libya’da krizlerle uğraşırken bu konuyu ihmal ettiği iddiasında.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Prof. Güneş, ''Türkiye zamanında yani daha erken swap ile ilgili müracaatta bulunsaydı, alacaktı. ABD o kadar para bastı ki dağıtacağı yer arıyordu. O kanal açılabilirdi. Bu takas hattının açılmasıyla tabii ki nakdi para verilmiyor. Ama o ülkenin Merkez Bankası, FED’in açtığı hat sayesinde belli bir vadede bir kaydi para elde etmiş oluyor. Türkiye olarak biz bu swap’ı kaçırdık şimdi yeniden ister duruma geldik. Benim duyduğum kadarıyla FED bir kaynak kullandırmak istemiş ama bu miktar Türkiye’nin talebinin çok altında kalmış'' dedi.

IMF’nin dün açıkladığı 'Dünya Ekonomik Genel Görünüm' raporu Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 5 küçüleceğini, enflasyonun yüzde 12 olacağını, işsizliğin ise yüzde 17,2’ye ulaşacağını tahmin ediyor.

Prof. Güneş: ''Dünya 1929 krizinden daha kötü bir kriz yaşayacak''

Türkiye’nin IMF’den çok uygun koşullarla kredi bulmasının mümkün olduğunu savunan Profesör Güneş’e göre, Uluslararası Para Fonu’nun Türkiye hakkındaki varsayımları fazlasıyla iyimser.

''IMF’nin yıl sonunda Türkiye’de işsizliğin yüzde 17,2’ye ulaşmasını beklediği yönündeki açıklaması, 4,4 milyon olan resmi verinin 5,5 milyona çıkması anlamına geliyor. Yani yıl sonunda sadece 1,1 milyon kişi işini kaybetmiş olacak. Bu bir tür Polyannacılık olmalı. Çünkü Türkiye’de bugün birçok alan durmuş durumda. Kafeler, restoranlar, büfeler, kapandı. Alışveriş merkezleri kapalı. Türkiye’nin emek yoğun sektörlerinden turizm sektörünün akıbeti belirsiz. Genel beklenti, 'bu işi Mayıs sonu, Haziran başı kapatırız' ama nasıl? Gerçekten mümkün olacak mı? Salgın azalsa bile risk devam etmeyecek mi? Kapanan işler hızlı bir şekilde açılabilir mi? Talep çöküntüsü olacak, özellikle Türkiye’nin ana partnerleri etkilendiği için ihracat çökecek. Dünya 1929 krizinden daha kötü bir kriz yaşayacak. Ben ilk kez bir krizde iyimser değilim. Çünkü her şey farmakologların bulacağı aşıya ya da ilaca bağlı. Bu koşullara rağmen IMF’den para kullanmış olmak istemiyorlar. Ama ben böyle bir durumda IMF’nin şart koymayacağını, vadenin kısa tutulacağını düşünüyorum. Üstelik bu hükümet döneminde 2009’da IMF Türkiye’ye 1,4 milyar dolar kredi tahsis etmişti.''

XS
SM
MD
LG