Erişilebilirlik

Suudi Arabistan ile Katar Arasındaki Kriz Nasıl Tırmandı?


İki milyon nüfusa sahip Katar, Ortadoğu’nun en genç ülkesi.

1971 yılında İngiltere’den ayrılarak bağımsızlığı ilan eden Katar, Arap Baharı sırasında “yumuşak güç” olarak öne çıktı. Mısır’da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesinde Katar yönetiminin Müslüman Kardeşler’e verdiği destek kadar Katar merkezli El Cezire televizyonunun yaptığı yayınlar da rol oynadı.

Katar’ın bölgede artan etkisi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere birçok Körfez ülkesini rahatsız ediyordu. Mısır eski Cumhurbaşkanı Mursi’nin, General Sisi tarafından devrilmesinin ardından geçen dört yılda Katar’ın etkisi her geçen gün azaldı.

Ve bugün Bahreyn, Suudi Arabistan, Mısır ile Birleşik Arap Emirlikleri Katar’la diplomatik ilişkilerini kestiklerini duyurdu. Bu ülkeleri Yemen ve Libya takip etti. Böylelikle Katar, Arap dünyasında büyük ölçüde izole edildi.

Türkiye’nin de stratejik diyalog ortağı olduğu Körfez İşbirliği Örgütü’nün Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışındaki diğer iki iki üyesi Umman ve Kuveyt ise Katar’la ilişkilerini sürdüreceklerini açıkladı.

Doç. Okur: Katar-Suudi Arabistan gerilimi Ortadoğu’daki en temel siyasi fay hatlarından

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Mehmet Akif Okur, Suudi Arabistan ve Katar arasındaki ikilemin geçmişi olduğunu anımsatıyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Doçent Okur, “Suudi Arabistan ve Katar arasındaki gerilim çok uzundur zamandır Ortadoğu’daki en temel siyasi fay hatlarından birini oluşturuyor. Katar, Ortadoğu’da Arap Baharı’yla hareketlenen güçlerle bağlantılı bir siyasi vizyon sergiliyordu. Bu değişim Arap sokağının özellikle eğitimli kesimine hitap ediyordu. Hem ABD hem de başta İngiltere olmak üzere Avrupa Katar’ın yumuşak gücünü, finans gücünü önemsediler. Ortadoğu’nun siyasi dönüşümü için güçlü bir kanal olarak gördüler. Ama Mısır’da Sisi darbesi ile işler tersine döndü. Ortadoğu’da muhafazakar güçler, İsrail sağının da desteğini alarak Washington’u ikna ettiler. Suudi Arabistan ve müttefikleri Mısır darbesiyle kabaran güçlerini nihai bir sonuca ulaştırmayı hedefliyorlar” dedi.

Doç. Okur: Katar, Suudi Arabistan-İran geriliminde mızrak ucu olmuyor

Katar, Rusya ve İran’dan sonra dünyanın en büyük kanıtlanmış doğal gaz rezervine sahip. Doğal gaz ihracatında da Rusya’nın ardında dünya ikincisi. Katar’ın bu yıl içinde İran’la birlikte dünyanın en büyük doğal gaz sahasını genişletme kararı almış olması Suudi Arabistan’nın öncülük ettiği Katar’a izolasyonun önünü açmış olabilir mi?

Doç. Okur da İran-Katar ilişkilerinin rahatsızlık yarattığı görüşünde.

“Bilindiği gibi Katar, İran’la büyük bir doğal gaz yatağını paylaşıyor. Suudi Arabistan’ın İran’la yaşadığı gerilimde, birçok Körfez ülkesinin yaptığı gibi davranmıyor, bir mızrak ucu olmuyor. Hatta diğer ülkelere kıyasla bayağı nüanslı bir profil çiziyor.”

Ali Semin: Krizin nedeni İran değil, Katar’ın boyundan büyük işlere kalkması

Kısa adı Bilgesam olan Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Ortadoğu uzmanı Ali Semin ise İran konusunda farklı düşünüyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Semin, “Katar ile yaşanan krizin temelinde İran gösteriliyor ama bence gerekçe o değil. Katarla ilişkilerin kötü olmasının arkasında İran varsa, bu ülkelerin Umman’la da ilişkilerini kesmesi gerekiyor. Çünkü Umman-İran ilişkileri de güçlü. Bence üç faktör öne çıkıyor. Biri Arap Baharı. Halk ayaklanmalarını destekleyen en çok destekleyen Katar’dı. Birçok Arap yönetimi El Cezire kanalı üzerinden Arap kamuoyunun kışkırtıldığını düşünüyor. İkinci sebep Katar’ın boyundan büyük işlere kalkışması. İki milyonluk ülkenin ABD, Rusya, Türkiye gibi bölgesel güçlerle kuvvetli ilişkileri hep rahatsızlık veriyordu. Ve elbette Müslüman Kardeşler’e destek çıkması” dedi.

Semin: Türkiye Arap kardeşleri barıştırmak için diplomatik atak yapmalı

Arap Baharı öncesi Arap dünyasının merkezi Kahire iken artık Riyad’ın merkez olduğu saptamasını yapan Ali Semin’e göre, Katar’a yönelik yaptırımlar Ortadoğu ve Arap dünyasında yakında görülecek tasfiyelerin ilk işareti.

“Ortadoğu ve Arap dünyasında bölgesel tasfiye başlıyor. Hedef bölgenin yenden dizayn edilmesi. Türkiye, hem Katarla hem de başta Suudi Arabistan olmak üzere iyi ilişkiler içerisinde. Burada Sisi darbesini destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri’ni hariç tutmak gerek. Türkiye, sınırları dışında ilk kez Katar’da askeri üs kurdu. Ekonomik ilişkileri çok güçlü ama Suudi Arabistan da gözardı edilmemeli. Bence bunu altı kardeşin kavgası olarak algılamalı, kavgada taraf olmamalı ve barıştırmak için diplomatik atak yapmalı.”

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Mehmet Akif Okur da Türkiye’nin oynaması gereken rol konusunda Semin ile aynı görüşte:

“Türkiye’nin bu noktadaki pozisyonu, Katar ve Körfez ülkeleri arasında aracılık yapmak olmalı. Meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi yönünde çaba harcamalı. Birçok başka aktörün pozisyonuyla örtüşüyor. Umman gibi ülkeler de benzer pozisyona sahip.”

Doç. Okur, Katar’ın bazı değişiklikler yaparak Körfez Bloğu’yla devam etmesini güç ihtimal olarak görüyor

Katar’a uygulanan bu ambargo nasıl sonuç verebilir? Doçent Okur, Katar’ın Hamas liderlerini ülkeden çıkartmasının güçlü bir ipucu verdiği görüşünde.

“Ben şu aşama itibariyle Katar’ın siyasi duruş ve pozisyonunda bazı değişiklikler yaparak Körfez bloğuyla yoluna devam etmesini daha güçlü bir ihtimal olarak görüyorum. Zaten Hamas liderlerini gönderdi. Pazarlık, müzakere kriz ortamlarında dinamik süreçler olur. Kriz çok sıcak, ancak bunun bir ‘darbe’ doğuracağını söylemek şu aşamada erken bir yorum olur. Krizin çözülmesi için devreye girecek aracılar üzerinden mekanizmaların işlemeye başlayacağını sanıyorum.”

XS
SM
MD
LG