Erişilebilirlik

Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’nde Kobanili çocuklara oyuncak götüren grubu hedef alan canlı bomba saldırısından 21 ay sonra ilk kez görülen davada, duruşma Hilvan İlçesi’ndeki cezaevi kampüsünde yapıldı. Şanlıurfa 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin duruşmaya katılmadı. Yoğun güvenlik önlemleri arasında duruşma salonuna alınan müştekiler, gün boyunca ifade verdi. Yakınlarını kaybedenler ve yaralılar ifade verirken bazen gözyaşlarını tutamadı.

İlk sözüsaldırıda annesi ve abisini kaybeden Sinem Kılıç aldı. Elinde oyuncağıyla ifade veren Kılıç, polisin olaydan sonra yaralılara yardım etmek isteyenlere müdahale ettiğini belirterek, "Biz insanız, dünyanın neresinde olursanız olun yaralı biri oldu mu yardım ederiz. Olay yerindeydim polis olay sonrası yardım etmek isteyenlere saldırdı, ambulans geçişini engelledi. O gün Suruç'a oyuncaklarımızla gitmiştik, bugün yine buraya oyuncağımla geldim" dedi.

Olayda oğlu Çağdaş Aydın'ı kaybeden ve kendisi de yaralanan Fethi Aydın ise, "Katliamda yaralandım, polisin attığı gazdan tekrar bayıldım. Birçok kişi yaralıyken bu nedenle yaşamını yitirdi. Bizi buraya gelene kadar didik didik arayanlar bombacıyı nasıl yakalayamadı. Terörist kimdir? Terörist bombaya göz yumanlardır. Sorumluları kimse ortaya çıksın” diye konuştu.

Gün boyu müştekileri dinleyen mahkeme, daha sonra müdahil olmak isteyen kurumların talebini aldı. Müdahil olmak isteyen kurumlar arasında, Diyarbakır Barosu da vardı. Baro Başkanı Ahmet Özmen, iddianamenin saldırının bağlantılarını ortaya çıkaracak nitelikte olmadığını söyledi.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Özmen, ”İddianame bize göre saldırıyı bütün bağlantılarıyla ortaya koymuş bir iddianame değil ne yazık ki. O patlamanın gerçekleşmesinde ihmali olan ve ihmal suretiyle bu patlamaya sebep olan kamu görevlilerine yönelik bir iddianame ve dava söz konusu değil. Yargılama 9.30’da yapılacaktı ne yazık ki 3’te başladı. Çok yoğun bir güvenlik önlemi alındı, defalarca kimlik kaydı yapılmak suretiyle duruşma alanına giriş oldu. 21 aydır adalet için bekleyen insanların böyle bir muamele görmeleri insanların adalet duygusunun zedelenmesine de sebebiyet verdi. Yargılama demek sadece iddianame tanzim edip orada failin ismini yazmak demek değil. İddianame demek fail ile mağdurun yüzleşmesi, deliller üzerinden ortaya konulacak hakikate ulaşma faaliyetidir. Ne yazık ki bugün sanık duruşma salonunda yoktu, SEGBİS’le dahi bağlantısı yapılmadı. Toplam 3 sanık var ikisi kaçarak IŞİD’e katılan kişiler. Biri de 10 Ekim Ankara patlaması nedeniyle tutuklu olması sebebiyle Ankara Cezaevi’nde olan bir kişi. Bugün Ankara patlamasının da duruşması vardı. Aynı sanığın başka bir yargılamasına denk geldiği için bugün ne duruşma salonunda hazır edilebildi ne de SEGBİS sistemiyle duruşma yapılabildi. Sanıksız yargılama oldu. Bu hem adalet duygusu açısından, hem yakınlarını kaybedenler açısından, hem ceza yargılaması usulü açısından kabul edilebilir durum değil. Suruç katliamı davasının sıradan bir dava olmadığını düşünüyorum. Suruç katliamının toplumda ilgi ve destekle devam eden çözüm sürecinin baltalanması veya Türkiye’nin iç barışını bozmaya yönelik bir eylem olduğunun farkındayız. Böyle bir yargılamada gerçek bağlantıların ve ilişkilerin iddianameye yansıtılarak bir dava açılması gerektiği ve hukuk dahilinde gerçek yargılama yapılması gerekliliğini önemle vurgulamak isterim ”dedi.

Saldırı 20 Temmuz 2015’te düzenlendi. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, Suriye’nin Kobani kasabasına oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suruç’ta toplanan 300’e yakın genç, Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaptıkları sırada saldırıya uğradı. Canlı bomba saldırısında 33 genç yaşamını yitirdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturmada, 18 ay sonra iddianame hazırlandı. Soruşturma 15 kişiyle başladı ancak 12 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. 3 kişi hakkında ise 104’er kez müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, 10 Ekim Ankara Garı saldırısının da failleri arasında yer alan, Yakup Şahin, Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme’ suçlarından 34'er kez, ‘Tasarlayarak ve yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biyolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs etme” suçlarından da 70'er defa olmak üzere TCK'nın ilgili maddeleri gereğince toplam 104'er kez ağırlaştırılmışhapis cezası istendi. Davanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin. Diğer sanıklar Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı’nın Suriye’ye geçerek IŞİD’e katıldıkları belirlendi. Mahkeme her iki sanık hakkında yakalama kararı verdi.

XS
SM
MD
LG