Erişilebilirlik

''Suriyeliler'in Geçici Koruma Statüsü Artık Sona Ermeli''


''Suriyeliler'in Geçici Koruma Statüsü Artık Sona Ermeli''
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:09:04 0:00

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Genel Başkanı Av. Abdullah Resul Demir, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle VOA Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Demir, 9 yıl önce Türkiye’ye geldiklerinde mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statüsü verilmeyen, bu süreç içerisinde Türkiye’de yaşayan, çocukları Türkiye’de doğup büyüyen ve kurulu bir düzen edinen Suriye vatandaşlarının artık ‘Geçici Koruma Statüsü’nden çıkarılarak bu belirsizlikten kurtarılmaları gerektiğini ifade etti.

Demir, “Geçen dokuz yıl boyunca bu kişiler geçici koruma statüsü ile burada kaldılar. Uluslararası kanunlarda tarif edilen şartlı mülteci, mülteci koruma ve benzeri şartların hiçbirine sahip değiller. Mültecilik kavramı Cenevre Sözleşmesi’nde ve Türkiye’nin Yabancılar Koruma Kanunu’nda bahsedildiği üzere adeta vatandaşlıktan sonra gelen bir statüdür. Vatandaşlığa yakın haklar verilmiştir ama adı vatandaşlık değil mültecidir” dedi.

“Siyasi otorite değişikliğinde bütün hakları ellerinden alınabilir “

Geçici koruma altındaki kişilerin ileriye dönük böyle bir hakka sahip olamadıklarını belirten Demir, ileride siyasi otorite değişikliğinde bambaşka bir sorunla karşılaşabileceklerini söyledi.

Demir, “Bazı siyasiler, seçim çalışmalarında dahi Suriyeliler'i göndermekle propaganda yaptılar. İleride seçilecek olan cumhurbaşkanı, milletvekili bu statüde bir değişiklik yapma kararı aldığında buna uluslararası camia dahil hiç kimse sesini çıkartamaz. Cumhurbaşkanı kararnamesinde bu statü kaldırılabilir diyor. Bu statünün kaldırılması demek bu insanların ülkelerine geri gönderilmesi demek. Bu insanların gelecek planları yapamaması demek. Çocuklarını güvenle okula gönderememeleri demek. Çocuklarının geleceklerini planlayamamaları demek. İşte bu kaygı, bu güvensizlik ortamı onlar için başlı başına bir problem. Bizim buradaki tavsiyemiz, Türkiye’nin bir an önce bu statüyü yeniden gözden geçirmesi. Dokuz yıldan beri burada yaşayan insanlara evet biz misafir diyeceğiz ama bir de onların tarafından bakmak gerekiyor. Onlar belki de misafir olmak istemiyorlar dokuz yıldır. Dünya, savaşın bitirilmesi için doğru düzgün bir hareket yapamadı. Hiç kimsenin Suriye’nin eski haline ne zaman döneceği ile ilgili bir öngörüsü dahi yok. Bu öngörüsüzlük acaba bir 9 yıl daha mı diye sorduruyor. 3 milyon 700 bin insandan bahsediyoruz. Bu insanların hepsinin bir birey olduğunu düşündüğümüzde, geleceklerini kurma ve planlama haklarının olduğunu düşünerek de Türkiye’ye buradan bir geçici koruma statüsü ile ilgili değişiklik yapılmasını, onlara kalıcı haklar, güvenli haklar verilmesini ve herhangi bir siyasi otoritenin kararına bağlı olmaksızın uluslararası haklar verilmesini tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Türkiye uyum sürecini kendi haline bıraktı”

Türkiye’nin Suriyeli mültecilerle ilgili uyum sürecini daha iyi yürütmesi gerektiğini ifade eden Demir, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye her şeyi çok güzel yaptı ama uyum sürecini atladı. Uyumu kendi haline bıraktı. Dolayısıyla artık uyumla ilgili özellikle dil problemi, insanlar arasında çok büyük bir engeldir. Dili kullanamamak, insanlarla aynı duyguları paylaşmanıza maalesef engel oluyor ve bunlar aralara mesafeler koyuyor.”

“Sığınmacıların Türkiye’de gelecek kaygısı var. O yüzden Avrupa’ya gitmeye çalışıyorlar”

Demir, “Bir mülteci çocuğa gelecekte ne olmak istiyorsun sorusunu sorduğunuzda cevap veremiyor çünkü ileride hangi coğrafyada olacaklarını dahi bilemiyorlar. İnsanlar hayatlarını burada idame etmek istiyorlar. Ne yapmak istiyorlar? Araçlarını, evlerini ve gelirlerini buradan sağlasınlar ki kendilerini güvende hissetsinler. Bu insanların çalışma izini gibi ciddi anlamda sıkıntıları var. İşverenler bunlara iş vermiyorlar, verdiklerinde sigortasız çalıştırıyorlar. Gayrimenkul alımları ile ilgili sıkıntıları var. Dolayısıyla her zaman psikolojik olarak kendilerini Türkiye’ye ait hissetmiyorlar. Örnek olarak Türkiye, Edirne’den Yunanistan’a doğru sınırlarımızı açtık dediğinde, açıklamanın ardından insanlar sınırlara akın etti. Belki bunlardan yüzde 22’si Suriyeli'ydi ama bu şunu gösteriyor: İnsanların Türkiye’de bir gelecek kaygısı var, Türkiye’de yaptıkları hiçbir şey yok ve ilk fırsatta da bunu sağlamak için her şeyi arkada bırakıp gidebiliyorlar'' diye konuştu.

Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan insani duruma da dikkat çeken Demir, şunları söyledi:

“En baştaki ihlal sığınma hakkı taleplerinin Yunanistan tarafından alınmaması. Uluslararası mevzuatta sığınma talebi başvurusunu almıyorum demek gibi bir lüksünüz yok. Birleşmiş Milletler Yunanistan’ı bu konuda uyardı. İkincisi bizler de Yunanistan sınırındaydık plastik mermiler, göz yaşartıcı gazlar kullanılmak suretiyle insanlar sınırdan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Karşı tarafa geçen insanların üstünü soydular, cep telefonlarını ve paralarını alarak Türkiye tarafına geri gönderdiler. Bunlar işkence yasağı, mülkiyet hakkının ihlali, küçük düşürücü davranışlar. Ayrıca geri gönderme ilkesi ihlali de diyebiliriz. Bu ihlallerin bizzat mağduru olan insanlarla görüştük, o kişilerin isimlerini not aldık. BM’ye, AİHM’e şikayet başvurusunda bulunmak üzere kendilerinden formlar aldık. Bu süreci takip ediyoruz.''

Birçok ülkenin mülteci kabulü noktasına gelindiğinde harekete geçmediğine dikkat çeken Demir, sözlerine şöyle devam etti:

''Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’ne 2019 yılında 1 milyon 700 bin sığınma başvurusu yapıldı. Peki ne kadarı kabul edildi son bir yılda, 92 bin 400. Rakamlara baktığınızda yüzde 1 bile etmiyor. O zaman yasal olarak başvuru yapmış olan mültecilerin başvuru yaptıkları ülkelere kabulünün sağlanması gerekiyor.''

“Pandemi sürecinde yaşananlar bize umut oldu”

Demir, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve bütün dünya ülkelerinin işbirliği yaparak bunu düzeltebileceklerine inanıyorum. Çünkü pandemi sürecinde biz bunu gördük. Çin’in bir şehrinden tüm dünyaya yayılan hastalıkta ülkelerin birbirlerine sağlık anlamında din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın nasıl yardımcı olabileceğini gördük. Dünyada halen böyle bir potansiyelin ve umudun olduğunu gördük. Bunu da mülteciliği doğuran sebepleri ortadan kaldırmak için kullanabileceğimizi umut ediyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

UKRAYNA KRİZİ ÖZEL SAYFASI

STÜDYO VOA

EKOTÜRK Stüdyo VOA 2 Temmuz-6. Gün
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:26:03 0:00
XS
SM
MD
LG