Erişilebilirlik

Suriyeli ve Lübnanlı Aileler Kayıp Yakınlarının İzini Sürüyor 


Beyrut'ta yaşayan Laure Ghosn, 37 yıl boyunca, iç savaş sırasında Suriye'nin desteklediği bir grup tarafından kaçırılan ve Suriyeli yetkililere teslim edilen eşinin akıbetini ortaya çıkarmaya çalışıyor

Suriyeli aileler, Amerika'nın yeni uygulamaya koyduğu yaptırımların Şam hükümetini iç savaş sırasında ortadan kaybolan yakınlarının akıbetini açıklamaya zorlamasını umuyor. Eylemci örgütler, 12 binden fazla Suriyeli'nin gözaltına alındıktan sonra kaybolduğunu, binlercesininse işkence edilerek öldürüldüğünü kaydediyor. İşkence görenlerin sızdırılan fotoğraflarını tarayan acılı aileler arasında öldürülen yakınlarını ve kaybolmalarının üzerinden geçen yıllardan sonra uğradıkları akıbetin trajik kanıtlarını bulanlar var.

Alaa Arnous ve ailesi, babaları Muhammed'in fotoğrafını geçen hafta internette bulmuş. Bu fotoğraf, Muhammed Arnous'un yedi yıl önce Suriye hükümet güçleri tarafından yakalanmasından sonra başına gelenlerin ilk kanıtı. Cesedin fotoğrafında Arnous'un yüzünde yumruk ve çürük izleri bulunduğu ve ağzının açık olduğu görülüyor.

Muhammed Arnous, Suriye'deki iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Suriye hükümetinin hapishanelerinde kaybolan binlerce Suriyeli'den biri. Sağ kalanlar ve insan hakları örgütlerine göre binlerce Suriyeli, işkence görerek öldürüldü.

Acılı aileler, Amerika'nın geçen ay Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat'ın hükümetine yönelik yeni yaptırımları devreye sokmasından sonra hak savunucuları ve eylemciler tarafından internete yüklenen fotoğrafları yakından inceliyor. Bunlar, Suriye'deki hapishanelerde işkence görenlerin fotoğrafları.

Muhammed Arnous'un Associated Press ajansına konuşan oğlu Alaa Arnous, ''Babamızın hala hayatta olduğu umuduyla yaşıyorduk. Babanızın fotoğrafını görmek, işkencecilerin ona neler yaptığını aklınızdan geçirmek korkunç bir şey'' diyor. Alaa Arnous, Suriye'nin kuzeybatısında muhaliflerin elinde olan El Tah kasabasında yaşıyor.

Muhammed Arnous'un cesedinin fotoğrafı, Sezar kod adlı bir adli fotoğrafçının 2013 yılında Suriye'de işkence görenlerin ülke dışına çıkardığı on binlerce fotoğrafından yalnızca biri. Fotoğraflar o dönemde açığa çıkmıştı. Ancak çoğu üst üste yığılı cesetlerin fotoğrafı olduğu için kimlik tanımı yapılması zordu.

Ancak insan hakları savunucuları, adli fotoğrafçının kod adına atfen isimlendirilen Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası çerçevesinde getirilen yaptırımlardan sonra daha ayrıntılı görüntüler içeren fotoğrafları yeniden gündeme getirmeye başladı. Yaptırımlar, dünyanın neresinde olursa olsun Esat hükümeti ya da hükümet yetkilileriyle iş yapılmasının yasaklanmasını öngörüyor. Yaptırımları içeren yasa aynı zamanda Suriye'nin gözaltında tutulanları serbest bırakmasını talep ediyor ve hapishanelerin denetlenmesini şart koşuyor.

Fotoğrafların işkenceyle öldürülen Muhammed Arnous'un eşi Nedime Hamdan üzerindeki etkisiyse ağır olmuş. Fotoğraflara saatler boyunca bakan Nedime Hamdan, sadece iş için Lübnan'a giderken 2013'te tutuklanan eşinin değil, erkek kardeşinin ve yeğeninin fotoğraflarını da bulmuş.

Nedime Hamdan, ''Allah yüreğimizi yakanların ve çocuklarımızı yetim bırakanların yüreğini yaksın'' diyor.

Suriye hükümetinin hapishanelerinde tutulan ve daha sonra serbest kalanlarsa yaşadıkları deneyimleri anlatıyor. Küçük hücrelerde aylarca hatta yıllarca tutulmak, çok az gıda almak ve sürekli ağır işkence görmek, bu kişilerin aktardığı ayrıntılardan bazıları.

Şu anda İsveç'te yaşayan eski tutuklu Ömer Alshogre, ''İşkence görerek öldürülen çok sayıda insan vardı. Gözlerim bağlıydı, ama yanımda işkence gören ve ölmeden önce son kez nefes alıp verenlerin sesini duyuyordum'' diyor

Ömer Alshogre, üç kuzeniyle birlikte 17 yaşındayken gözaltına alınmış. Kuzenlerinden ikisi ölmüş. Üç yıl hapiste tutulduktan sonra parayla çıkmayı başarmış. Alshogre, 15'inci Şube olarak bilinen ve kendisinin de tutuklu olduğu hapishanede her gün 30 ila 50 kişinin öldürüldüğünü söylüyor.

Mart ayında Senato Dış İlişkiler Komisyonu'nda yaptırımlara ilişkin oturumda yaşadıkları hakkında ifade veren Alshogre, 15'inci Şube olarak bilinen hapishanede aralarında Lübnanlı, Iraklı, Filistinli ve Tunuslular’ın da olduğu çok sayıda yabancı tutuklunun da olduğunu söyledi.

Lübnanlılar da ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımlarından umutlu

ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımları, Lübnan'da da umut ışığı oldu. Suriye'nin Lübnan'a egemen olduğu yıllarda, yani 1975-1990 Lübnan İç Savaşı ve 2005 yılına kadar olan süreçte Suriye tarafından kaçırıldığına inanılan yüzlerce Lübnanlı'nın akıbetinin ortaya çıkarılması için Şam'a baskı yapılacağı inancı oldukça yüksek. Alshogre'nin bugün hala hayatta olan Lübnanlı tutuklulara ilişkin ifadesi, Lübnanlı ailelerin bilgi taleplerini daha da körükledi.

Beyrut'ta yaşayan Laure Ghosn, 37 yıl boyunca, iç savaş sırasında Suriye'nin desteklediği bir grup tarafından kaçırılan ve Suriyeli yetkililere teslim edilen eşinin akıbetini ortaya çıkarmaya çalışmış.

Laure Ghosn, Suriye'nin bir grup Lübnanlı tutukluyu serbest bıraktığı 2000 yılında, eşi Charbel Zogheib'in adının, serbest bırakılması beklenen bir sonraki grup içinde yer aldığını, ancak bunun hiç gerçekleşmediğini söylüyor. 64 yaşındaki Ghosn, on yıldan uzun süre önce Suriye'de tutuklu bulunduğu hapishaneden serbest bırakılan Lübnanlı bir kişinin kendisini aradığını ve eşi Charbel Zogheib'le Suriye'nin en kötü hapishanelerinden biri olan Tadmor'da hücre arkadaşı olduklarını söylediğini kaydediyor.

Beyrut'taki evinde ağlayarak konuşan Laure Ghosn, ''Sağ olup olmadıklarını bilmek istiyoruz. Tedaviye ihtiyaçları varsa onları tedavi edebiliriz. Eğer öldürüldülerse onlar için dua edebiliriz'' diyor. Babası ortadan kaybolduğunda altı yaşında olan kızı Ruba ise yanında oturuyor.

''Suriye'de 622 Lübnanlı tutuklu var''

Suriye'de yıllarca tutuklu olan ve şimdi Suriye'deki Hapishanelerdeki Lübnanlı Tutuklular Birliği'ni yöneten Ali Aboudehn, kendi örgütü ve diğer grupların Suriye'deki hapishanelerde 622 Lübnanlı tutuklunun bulunduğunu belgelediklerini söylüyor. Ali Aboudehn, Lübnanlı yetkililerin Suriyeliler'den Lübnanlı tutuklulara ilişkin bilgi talep ettiğini, Suriyeliler'in ise birkaç Lübnanlı'nın kriminal davalar nedeniyle tutuklu olduğunu bildirdiğini, ancak diğer vakalar hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söylediğini belirtiyor.

''Umudum var. Cesedini görene kadar bir kişinin öldüğünü kanıtlayamayız. Bize ya cenazeleri ya da sağ olanları teslim etsinler. bizi ancak bu tatmin eder'' diyen Aboudehn, Lübnan kökenli Suriyeli bir hücre arkadaşının 2018'e kadar hayatta olduğunu, 30 yıl tutuklu kaldıktan sonraysa ölüm haberini aldığını söylüyor.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre Suriyeli yetkililer iç savaşın başladığı 2011 yılı Mart ayından bu yana bir milyon 200 bin insanı gözaltına aldı. Örgütün Haziran ayı sonunda yayınladığı rapora göre 2020 yılının Haziran ayı başında Suriye hükümetinin hapishanelerinde işkence görerek öldürülenlerin sayısı 12 bin 325 olarak belgelendi.

Rapora göre en az 12 bin 989 Suriyeli hala gözaltında ya da kayıp. Bu kişilerin nasıl bir akıbete uğradıkları bilinmiyor. 16 bin kişiyse Suriye'deki savaşındaki diğer hizipler tarafından gözaltına alındı ve kayboldu.

Alshogre, Suriye hükümetinin hapishanelerinde ölenlerin sayısının 15 binden çok daha yüksek olduğunu kaydediyor.

XS
SM
MD
LG