Erişilebilirlik

‘Suriye’deki Barış Süreci Operasyondan Olumsuz Etkilenmez’


Türkiye, Afrin’i hedef alarak başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu nedeniyle Suriye’de barış sağlanması için yürütülen siyasi sürecin olumsuz etkilenmeyeceği görüşünü dile getiriyor. Ankara, askeri operasyon için Moskova’ya taahhütler verildiği iddialarını reddederek, “Sahada gelişmeler konusunda Rusya ile de ABD ile de koordinasyonumuz ve müzakeremiz var” mesajını veriyor.

Suriye'ye ilişkin gelişmeleri değerlendiren diplomatik kaynaklar, 30 Ocak'ta Soçi'de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin devam eden hazırlıkları ve Türkiye'nin başlattığı Zeytin Dalı Operasyonu kapsamındaki diplomatik temasları yorumladı.

Türkiye’nin yürüttüğü askeri operasyon çerçevesinde, Ankara’nın Moskova’ya, “Zeytin Dalı Operasyonu’nun sadece Afrin ile sınırlı tutulacağı” veya “İdlib’in Suriye ordusuna bırakılması pazarlığı yapıldığı” gibi iddialar Rusya medyası ve uluslararası ajanslara yansıdı. Ancak Türk tarafı, “Rusya’ya taahhütler verilmesi üzerine Zeytin Dalı Operasyonu başlatıldı” yönündeki iddiaları “spekülatif” buluyor ve reddediyor. Diplomatik kaynaklar, Zeytin Dalı Operasyonu’nun örneğin gelecek günlerde Münbiç’e yönelmeyeceği iddiasına da karşı çıkıyor. Kaynaklar, Rusya ile ve aynı zamanda ABD gibi diğer müttefik ülkelerle sürekli istişareler yürütüldüğünü belirterek, “Zaten Fırat Kalkanı Operasyonu ile başlayan süreçte arazide, sahada askeri düzey dahil olmak üzere Rusya ile de ABD ile de koordinasyonumuz ve müzakeremiz var” görüşünde. Kaynaklar, “Afrin karşılığında İdlib’ten vazgeçilmesi” gibi Rusya ile pazarlık yapıldığı iddiası konusunda da “Rusya’ya verilmiş herhangi bir söz yok” ifadesini kullanıyor.

Kaynaklar, Rusya ile de ABD ile de yürütülen koordinasyon ve müzakerelerde belirli ilkeler ve genel anlayış bulunduğunu dile getiriyor. Bu noktada, diplomatik kaynaklar, Zeytin Dalı Operasyonu’nun siyasi süreci hiçbir şekilde olumsuz etkilemeyeceğini söylüyor. Kaynaklar, “Bir kere harekat, terörist yapıya, terörist örgütlemelere yönelik yapılıyor. Bu terörist yapının (PYD-YPG) faaliyetleri, barış ve istikrar ile Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozucu nitelikte. Dolayısıyla bunun siyasi süreci olumsuz etkilemesi söz konusu değildir” diyor.

Türkiye: “Ülkemize PYD-YPG kaynaklı 700 taciz saldırısı oldu”

Kaynaklar, Türkiye’nin öncelikle Afrin’de teröristleri temizlemeyi hedeflediğini vurguluyor. Zeytin Dalı Operasyonu’nun, uluslararası hukuka özellikle Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’nin meşru müdafaa hakkıyla ilgili 51’nci maddesine dayandığına dikkat çekiyor. Yine BM’nin terörizmle mücadele konusunda kararları doğrultusunda hareket edildiğini vurgulayan kaynaklar, “Bizim ülkemize, sınır illerimize ve bedellerimize 700 civarında taciz saldırıları oldu. Can kayıpları oldu. Sınırdaki karakollarımız giderek yoğunlaşan tacizler altındaydı. Bizim açımızdan bıçak kemiğe dayandığı için bu harekat yapıldı. Ulusal güvenliğimize teşkil eden bir yapının hemen sınırımızda büyümesine müsaademiz olamaz. Amacımız sadece ilgili örgütün sığınaklarını, depolarını, imkanlarını yok etmek. Sivil halka zarar vermemek için de azami ölçüde özen gösteriliyor” diyor.

Zeytin Dalı Operasyonu ile Suriye’nin bütünlüğünü korumaya hizmet edileceğini kaydeden kaynaklar, “Afrin’in hedefinde sadece PYD-YPG örgütü mü var?” yönündeki soru üzerine ise, “Bölgede IŞİD varlığı bilgisi de var. İlk açıklandığında da belirtildiği üzere operasyon ile bütün terör unsurlarını elimine etmek amaçlanıyor” yanıtını veriyor.

Türkiye: “Soçi’de Kürtler olacak PYD-YPG olmayacak”

Diplomatik kaynaklar, “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi”nin 30 Ocak’ta Rusya’nın Soçi kentinde toplanması ve toplantıda 1600 katılımcı olmasının öngörüldüğünü de açıkladı.

Kaynaklar, Türkiye’nin Soçi’deki toplantıya ilişkin “kırmızı çizgisi” olan PYD-YPG’nin orada bulunmaması yaklaşımını koruduğuna da işaret ediyor. Kaynaklar, “Kesinlikle PKK’nın aynısı ve parçası olan bir örgütü burada (Soçi) görmek istemiyoruz. Böyle bir davet olursa bu iş bizim için başlamadan biter. Gerekse bakanlar (Türkiye – Rusya – İran) arasındaki toplantıda gerekse liderler görüşmesinde bu konuda mutabakat sağlandı” diyor.

Türkiye – Rusya ve İran arasında Soçi için hazırlık müzakerelerine devam edildiğini belirten kaynaklar, Soçi’deki toplantıda Suriye halkını temsil edecek unsurlara yer verilmesinin amaçlandığını ifade ediyor.

Kaynaklar, Türkiye’nin Soçi’de temsil edilmek üzere ilgili Türkmen katılımcı listesini de Rusya ve İran’a ilettiğini belirtiyor. Kaynaklar, ayrıca katılımcı listesi üzerinde üç ülke, Türkiye – Rusya ve İran arasında tam mutabakat ile kongre yapılacağını da vurguluyor.

“BM de Soçi’de olmalı ve Cenevre desteklenmeli”

Kaynaklar, özetle, “Suriye’deki tarafları bir siyasi çözüme yaklaştırabilmek amaçlanıyor. Ama siyasi çözüm yeri Cenevre olmalı. Cenevre’ye bir ivme vermek gerektiği düşünülüyor. Soçi’de bu yapılabilir mi, bunun pratiği yapılacak. BM parametreleri ki biz bunları Suriye’de gerçek bir dönüşümün aracı olarak görüyoruz. Örneğin BM’nin 2254 sayılı kararındaki yol haritası ve parametreleriyle uyumlu çalışma olması halinde bunu destekleriz. Soçi’deki kongrede görmek istediğimiz budur. BM’nin buraya (Soçi’ye) katılması, müdahil olması, BM Genel Sekreteri Suriye Özel Temsilcisi Steffan de Mistura’nın orada yer alması ve temel rol verilmesi önemli” görüşünde.

“Suriye’de muteber, ilerleyen barış dinamiği yok”

Suriye konusunda Cenevre Süreci’ni destekleyen ülkelerce Soçi’ye destek verilmesi gerektiğini belirten kaynaklar, “Suriye’de mevcut tabloda ortada muteber, ilerleyen barış dinamiği yok. Ama barış çabası var” diyor.

XS
SM
MD
LG