Erişilebilirlik

Suriye Kürtler'e Özerklik Vermeye mi Hazırlanıyor?


Çok değil bir buçuk yıl önce Suriye’nin neredeyse yarısının kontrolunu elinde bulunduran IŞİD, artık Suriye-Irak sınırında sıkışmış durumda.

Türkiye’nin başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı’yla Cerablus ve El Bab’ı kaybeden örgüt, Suriye ordusunun Halep’in doğusundan, Şam kırsalından ve Humus’un doğusundan saldırılarıyla oradaki mevzilerini kaybederek Deyrizor yönüne çekildi.

ABD'nin desteklediği YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri'yse IŞİD’in elindeki Rakka’nın %65’inden fazlasını ele geçirdi.

SDG de aynı zamanda doğudan Deyrizor üzerindeki baskıyı arttırıyor.

İran Haber Ajansı IRNA, geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü Komutanı olan General Kasım Süleymani’nin “IŞİD’in ömrü en fazla üç ay” dediğini yazdı.

IŞİD’in iyice köşeye sıkışması, Astana Toplantıları’nda Türkiye, İran ve Rusya’nın şu anda ülkedeki IŞİD dışı Selefiler’in büyük ölçüde toplanmış olduğu İdlib’in yeniden düzenlenmesi konusunda anlaşmış olması Suriye İç Savaşı’nda sona yaklaşıldığını gösteriyor.

Velid Muallim: “Kürtler'le müzakere ve diyalog mümkün”

Dün Russia Today’e konuşan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, IKBY’de yapılan bağımsızlık referandumunu kategorik olarak reddettiklerini ve birleşik bir Irak’tan yana olduklarını söylerken “Suriye’de Kürtler Suriye Arap Cumhuriyeti’nin sınırlarında bir biçimde özerkliklerini ilan etmek istiyor. Bu konuda müzakereler ve diyalog mümkün” dedi.

Aslında bu sözler, 13 Eylül’de bir başka Rus yayın organı Sputnik’e konuşan Suriye Demokratik Güçleri’nin siyasi kanadı Suriye Demokratik Meclisi Üyesi Rezan Hedo’nun “Kürtler’le Şam arasında çok olumlu müzakereler” yapıldığı şeklindeki açıklamasını teyit eder nitelikteydi. “Başta İdlib olmak üzere Halep’in kuzeydoğusunda Kürtler’le Suriye ordusunun ortak bir tutuma sahip olduğunu görüyoruz. Bunun eksenini de Türkiye ordusunun gayri meşru işgali oluşturuyor” diyen Hedo, Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgelerin taksimi konusunun görüşüldüğünü belirtti.

Dr. Bayraktar: “Suriye Kürtleri ABD’ye kaptırmamak için ‘özerklik’ havucu gösteriyor”

Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Bora Bayraktar, Suriye Dışişleri Bakanı ve Suriye Demokratik Güçleri yetkilisinin arka arkaya yaptığı açıklamaları “2011’den bu yana iç savaşın hüküm sürdüğü ülkedeki aktörlerin yeni dönem için yaptıkları hesaplar” olarak görüyor.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Dr. Bayraktar, “Aslına bakarsanız Suriye’de kimse Kürt kartını kaybetmek istemiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin verdiği destek sayesinde alan hakimiyetini güçlendiren PYD Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ediyor. Ayrıca Kuzey Irak’ta yapılan bağımsızlık referandumu Suriye tarafından doğal olarak bir ayrılık hareketi olarak okunuyor. Kendi ülkesinde de bunu engellemek için hem askeri tehdit kullanıyor hem de diplomasi yürüyor. Açık olan bir şey var ki Kürtleri ABD’ye kaptırmak istemiyor. Havuç göstererek bizim yanımıza çekebilir miyiz taktiği yapıldığını söylemek mümkün” dedi.

Dr. Bayraktar: “Muallim’in teklifinin içi boş değil”

Peki, Suriye’nin bu taktiği kalıcı bir stratejiye dönüşebilir mi? Dr. Bayraktar’a göre, bu konuda kesin bir yorumda bulunmak için henüz erken: “Bugün için Suriye devletinin kendi ülkesinde toprak bütünlüğünü sağlama gücü yok. Ama her şey çok hızlı ilerliyor. IŞİD, Rakka’da ve Deyrüzzor’da sıkışmış durumda, çok yakında temizlenmiş olacak. Zaten Suriye muhalefeti son birkaç yılda zayıflamış durumda. Suriye, bir vadede ya Kürtler’le masaya oturacak ve gerçek bir müzakere yapıp anlaşacak ya da askeri seçeneğe başvuracak. Ama bugünden şunu söylemek gerekiyor. Muallim’inki gerçek bir teklif. Bunlara içi boş sözler olarak bakılamaz.”

Dursunoğlu: “IŞİD bittikten sonra Suriye, SDG'yle ya anlaşacak ya savaşacak”

Suriye’deki süreci yakından takip eden gazetecilerden Yakın Doğu Haber internet sitesinin yayın yönetmeni Alptekin Dursunoğlu da Muallim’in sözlerini ciddiye alıyor.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Dursunoğlu, “Her şeyi sahadaki şartlar belirleyecek. IŞİD’in toprak hakimiyeti ortadan kalktığında, Suriye ordusuyla Suriye Demokratik Güçleri (SDG) için iki ihtimal söz konusu olacak: Bunlar ya savaşacaklar ya da anlaşacaklar. PYD, Suriye krizinin başından beri hiçbir zaman Suriye’ye karşı savaşı seçmedi. Suriye’de rejim devirme seçeneğini çoktan terk eden ABD’nin de SDG’yi Rusya ve İran tarafından desteklenen Suriye ordusuyla savaştırarak elde edebileceği hiçbir şey yok. Kaldı ki Amerikalı yetkililer, SDG ile olan ilişkilerinin IŞİD’le mücadele çerçevesinde ve geçici olduğunu defalarca açıkladılar. Bu sebeple Suriyeli Kürtler, Şam’la savaşmaktan daha çok anlaşmaya yakınlar. Bunu Hem Velid Muallim’in hem de SDG yetkililerinin açıklamalarından anlıyoruz. Anlaşmanın nasıl bir içerikle gerçekleşeceğini şimdilik bilmiyoruz. Ancak Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in Kürtler’in özerklik talebini müzakere edilebilir bulması son derece önemli” dedi.

Dursunoğlu: “Kürtler'e özerklik vermek Suriye’nin yararına Türkiye’nin zararına olur”

Dursunoğlu, Irak’ın eski devlet başkanı Saddam Hüseyin’in 1970 yılında Baas Partisi Devrimci Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı sıfatıyla bugün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin babası KDP eski lideri Molla Mustafa Barzani’yle yaptığı barış anlaşmasına atıfta bulunuyor.

YDh.com yayın yönetmeni, “Saddam özerklik anlaşması imzaladı ama buna bağlı kalmadı. Saddam yaptığı anlaşmaya uysaydı kendi kontrolu altında bir Kürt özerkliği doğmuş olacaktı. Barzani’ye yerel iktidar verilerek Kürtler’in kazanılması, Irak’ı dışarıdan yapılan kışkırtmalara ve müdahalelere karşı daha korunaklı hale getirebilirdi. Ancak Saddam kimyasal silahlarla ve Enfal operasyonlarıyla Kürt sorununu çözebileceğini sandı. Saddam’ın bu politikası, ABD’nin müdahaleleri ile birlikte Kürtler’i 1990’da fiili özerkliğe, 2005’te anayasal özerkliğe ve 25 Eylül’den sonra da bağımsızlığa taşıdı. Suriye yönetimi hiçbir zaman Kürtler’e karşı Saddam’ın izlediği türden bir politika izlemedi. Bundan sonra izlemesi de imkansız. Suriye devletinin düşündüğü belki Saddam’ın yarım asır önce imzaladığı ama sadık kalmadığı türden bir açılım. Suriyeli Kürtler’le özerklik benzeri bir statü üzerinde anlaşmak Şam açısından da son derece yararlı gözüküyor. Çünkü Şam, Türkiye sınırı boyunca Kürtler'e özerklik benzeri bir statü verdiğinde aslında Türkiye’ye karşı tampon bölge kurmuş olacak. Böylece Şam’ın Türkiye’ye karşı güvenlik ihtiyacı, PYD’nin ise arzuladığı özerklik ihtiyacı karşılanmış olacak. İki tarafın da çıkarına gözüken bu anlaşma, muhtemelen Türkiye’nin dışında hiç kimseyi rahatsız etmeyecek” dedi.

XS
SM
MD
LG