Erişilebilirlik

Türkiye'nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle 24 Kasım'da Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından Türkiye-Rusya ilişkilerindeki gergin hava son haftalarda karşılıklı siyasi mesajlarla yerini iyimser bir havaya bırakmaya başladı.

Düşürülen uçağın ardından Rusya, Türkiye'ye yönelik ekonomik, siyasi ve kısmi askeri yaptırımlar uygulamaya başladı. Son haftalarda oluşan iyimser hava ile birlikte yaptırımların kaldırılması, tamamen durdurulan veya yavaşlayan projelerin canlandırılması beklentisi hakim.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Saint Petersburg'da yapacağı görüşme Türkiye kadar uluslararası toplum tarafından da yakından takip edilecek gibi görünüyor.

Erdoğan-Putin görüşmesini en az Türkiye kadar yakından izleyen ülke ise Suriye.

Suriye'deki vekalet savaşına taraf olan ülkelerden biri olan Türkiye'nin siyasi platformun yanısıra sahadaki bazı silahlı gruplara çeşitli destekler sağladığı biliniyor.

Türkiye'nin Suriye ordusuna uyguladığı ve Rusya ile ilişkilerin gerilmesine neden olan uçağın da düşürüldüğü angajman kuralları çatışmaların seyrini silahlı grupların lehine değiştiren faktörler arasında.

Bu nedenle Türkiye'nin Suriye politikası hem Suriye yönetimini hem de muhalefeti yakından ilgilendiriyor.

Yine Suriye'deki ayaklanmanın başından itibaren Suriye yönetimini destekleyen Rusya, Suriye'deki krize dair yaklaşık 1 yıl önce uluslararası platformda girişimlerini yoğunlaştırırken Suriye içinde de askeri varlığını arttırdı. Orta ve uzun vadede Ortadoğu'da ve doğu Akdeniz'deki varlığını bütün boyutları ile pekiştirmek şeklinde bir gündemi olan Rusya için Suriye'deki krizin bitmesi büyük önem taşıyor.

Rusya, Türkiye'yi ikna eder mi?

Türkiye'nin Suriye politikasını değiştirmesi yönündeki beklenti Suriye yönetimi, İran ve Rusya'nın talepleri ile örtüşüyor. Ancak bu denklemde Türkiye açısından iyi ilişkilerin devamının elzem olduğu ülke Rusya. Nitekim, Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından gerilen ilişkilerin Türkiye'ye ekonomik ve siyasi yansımalarının bilançosu sıkça gündeme geliyor.

Şam'da Ahmet Davutoğlu'nun Başbakanlıktan ayrılmasından bu yana "Türkiye'nin politika değiştirebileceği" yönündeki varsayımlar dile getiriliyor. Suriye basınında öne çıkan haberlerde, Davutoğlu'nun Türkiye'nin son yıllarda ve özellikle Arap ayaklanması döneminde yürüttüğü politikanın mimarı olduğu, Davutoğlu'nun ayrılması ile birlikte dış politikada makas değişiminin mümkün olduğu savunuluyor.

Dış politika nedeniyle Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada giderek yanlızlaşmasına ek olarak 15 Temmuz gecesi düzenlenen kanlı darbe girişiminin ardından Türkiye hükümetinin ABD ve AB ülkelerinden beklenen desteği alamamış olmasının da politika değişikliği ihtimalini güçlendirdiği öne sürülüyor. Bu varsayıma göre, "zaten sürdürülebilir olmaktan çıkmış olan Suriye politikasına Türkiye'nin tek başına devam etmesi mümkün değil. Yine TSK içinde FETÖ bağlantılı onbinlerce rütbeli subayın tasfiyesi ve ordunun yeniden yapılandırılması sürecinde Türkiye'nin Suriye sınırındaki karmaşayı en aza indirmek isteyebilir."

Rusya'nın da Suriye üzerinden bölgedeki varlığını pekiştirme amaçları çerçevesinde Türkiye'yi politika değiştirmeye zorlayabileceği belirtiliyor.

Diğer taraftan Suriye içinde veya dışındaki muhalefet Türkiye'nin politika değiştirme ihtimaline karşı tedirgin. Sivil muhalefetin birçok toplantısına ev sahipliği yapan Türkiye'nin silahlı gruplara lojistik akışını kesmesi, Suriye sınırındaki bazı silahlı gruplara karşı Rusya ile paralel bir çizgiye kayması gibi ihtimaller Suriye içindeki savaşın seyrini tamamen değiştirebilir.

Bu nedenlerle Erdoğan-Putin görüşmesi Suriye'deki her kesim tarafından yakından takip edilecek.

XS
SM
MD
LG