Erişilebilirlik

Sur'daki Yasak Üçüncü Yılında: '334'ü Tarihi 3569 Yapı Yıkıldı'


PKK’nın gençlik örgütü YPS militanlarının kazdığı hendekleri kapatmak ve kurdukları barikatları kaldırmak amacıyla Sur’da ilk sokağa çıkma yasağı, 6 Eylül 2015’te ilan edildi. 15 mahalle ve 1 caddeyi kapsayan sokağa çıkma yasakları, 30 Kasım’a kadar 5 kez ilan edildi. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, tarihi eserlerdeki tahribata dikkat çekmek için Dörtayaklı Minare önünde açıklama yaptığı sırada uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdiği gün dördüncü yasak ilan edildi. Ancak yasak iki gün sonra, mahalledeki sivillerin çıkması için kaldırıldı. Beşinci yasak ise 2 Aralık’ta ilan edildi. 8 gün sonra yasağa 17 saat ara verildi. Daha sonra devam eden yasağın kapsamı bazen genişletildi bazen daraltıldı. Son olarak 6 mahalle yasak kapsamında kaldı. O mahallerdeki yasak aradan geçen iki yılda hala kaldırılmadı.

Valilik yasağın gerekçesini “bölgede var olabilecek tuzaklamaların imha edilmesi ve ilgili alanın vatandaşların güvenli bir şekilde kullanımına uygun hale getirilmesi için arama- tarama faaliyetlerinin devam etmesi ve enkazın kaldırılması” olarak duyurdu.

Şehir Plancıları Odası’nın hazırladığı rapora göre, operasyonun ardından 1312 yapı yıkıldı, 595 tescilli tarihi yapıdan 89’unun tamamen yıkıldı. Çatışmalar nedeniyle bölgeden 40 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Son yasağın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, yasak hala sürüyor. Yasağın sürdüğü mahalleler hala polis barikatıyla çevrilmiş durumda. Ancak yasağın uzun sürmesi tepkileri de beraberinde getiriyor.

'Hukuki boyutu aştı, keyfi bir hal aldı'

Mazlum-Der’den ayrılan grubun kurduğu Hak İnisiyatifi isimli oluşum üyesi Aktivist Reha Ruhavioğlu’na göre yasak hukuki olmaktan çıktı. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Ruhavioğlu, “Bu yasak normal bir yasak olma sınırını çoktan aştı. İki yılını bitirip üçüncü yılına girecek bir sokağa çıkma yasağı ancak savaş bölgesinde olabilir. Biz burada bir çatışma halini olduğunu ve bu çatışma halinin yüz gün sonra sona erdiğini biliyoruz. 100 gün de arama-tarama olsun. Üzerinden neredeyse bir buçuk yıl geçti ve orası hala yasak. Bu, işin hukuki boyutu aştığını ve keyfi bir hal aldığını bize gösteriyor. Bunu biran önce kaldırılması gerekiyor. Yasak denilen alana biz yaklaşık iki yıldır giremiyoruz. Ne kadar ev ne kadar tarihi yapı yıkıldı, bunların yerine neler yapıldı, bilemiyoruz. Sadece basında gördüğümüz kadar. Tarihi mekanlar tarihi doku ne haldedir bilmiyoruz. Bazen uçakla indiğimiz ya da kalktığımızda bazen uydu görüntülerinde, Hazreti Süleyman’ın öte tarafındaki bölüm yerle bir edilmiş. Tek tük bir iki yapı var. Onun dışında her yer yıkılmış bunun bu halde kalması mümkün değil. Ne olup bittiğini bizden niye gizliyorlar. Buna bir cevap vermeleri lazım. Bir an önce bu hayatın normale dönmesi lazım. Hiç tasvip etmediğimiz şehir çatışmaları savaş hali yaşandı. Bir sürü insan öldü, bir sürü insan mekanından sürgün oldu, evlerinden barklarından edildi. Ama savaş bitti bizim normalleşmeye başlamamız lazım” dedi.

'Yasak, ekonomik ve sosyal tahribat verdi'

Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Burç Baysal da yasağın tüm kente zarar verdiğini söyledi. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Baysal, “İki yıl gibi bir zaman dilimi içerisinde şehrin kalbi konumundaki bir yerin böylesi insan trafiğine, yaşamın devam etmesine engel olan bu müdahale yaşamın her alanına nüfuz ediyor. Sur şehrin kalbi derken, şehrin canlılığının ekonomik anlamda yaşam bulduğu bir yer. Bir tek Sur içinin kapanmasını ortama etkisini konuşmamak lazım. Sur’da yaşananlar tüm Diyarbakır’a gerek ekonomik gerek sosyal çok büyük tahribatlar vermiştir. Hala da bu tahribatlar sarılmış değildir. Bununla ilgili defalarca dile getirilen önlemler bölük pörçük yapılmış olsa da, şehrin bu yüksek güvenlikli görüntüsü, Sur gibi turizmde ön açıcı olan bir yerin şehrin algısına çok ciddi zararlar verdiği ortada” diye konuştu.

Bölgedeki yasağa rağmen, Sur Giragos Ermeni kilisesi iki kez talan, bir kez de tahrip edildi. Yasak bölgenin yanındaki mahallelerde ise çatışmaların izleri hala duruyor. Altı mahallere sokağa çıkmak yasak olsa da, ortada ne çıkılacak sokak, ne de o sokaklara çıkacak kimse kaldı.

‘Sur’da 334’ü Tarihi, 3569 Yapı Yıkıldı’

Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun Sur’da yaşanan olaylar ve sonrasındaki tahribatlara ilişkin bir rapor hazırladı. Rapor düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı.

Toplantıda ilk sözü alan Mimar Herdem Doğrul, Sur’da asıl tahribata, çatışma sonrasındaki yıkımın neden olduğunu söyledi. Doğrul, yıkımı durdurmaya güçlerinin yetmediğini de belirterek, “Yıkımın esas kaynağı çatışma değil Sur’da yürütülen yıkımdır. 6 mahallenin yüzde 72’si yıkılmış, hiçbir şey kalmamış. Planlı programlı bir yıkım değil. Çatışmanın hemen arkasından Mart ayında kamyonlar ve iş makinaları çalışmaya başladı. Çatışma Sur’a girilmesinin bir yöntemi olarak deneniyordu. Hasırlı Mahallesinin yüzde 97’si yok edildi. Tankların geçmesi için yıkımlar yapıldı. Yıkımı durdurmaya gücümüz yetmedi. Sur halkına karşı bunun mahcubiyetini yaşıyoruz. İki yıldır aralıksız süren yıkım ve bir şeyler yapılıyor. Sur’un öyle bir yapısı var ki diğer kentlere benzemiyor. Yeni bir şey yapmanız mümkün değil. Yeni yapılarla tatmin olmanız mümkün değil. Kültürel soykırım durumu söz konusu altı mahallenin yüzde 72’si yok edilmişse, o kültürün kendini yeniden inşa edememesi soykırımdır. Yıkımın gerekçesi savaştı ama savaşın yaşanmadığı Ali Paşa mahallesinde bile yıkım oldu. 22 bin 303 insanın yerinden edildiğini söyleyebiliriz ”dedi.

"Yeni inşa edilen yapılar hukuk dışı"

Yeni yapılan yapılara da değinen Doğrul, yapıların koruma kurulunun bilgisi dışında yapıldığını söyledi. Doğru raporun gelecekte uluslararası yargı sürecinde delil olacağını savunarak, “Koruma Kuruluna başvurduk, ‘Yeni inşa edilen yapılara dair elinize ulaşan proje var var mı?’ diye sorduk. Koruma Kurulu’nun gönderdiği cevap yazısında ‘Herhangi proje yok’ dediler. Baştan sona hukuksuzluk, kendi kurulun tanımayan bir iktidar var. Kendisi yapıyor ama kurula sunmuyor. Projenin kurula gitmesi lazım ama gitmeden inşaat başlamış. Ortada büyük bir yalan var. Kamuoyunu aldatma var. Bizim ümidimiz, Sur halkı geri dönecek ve kendi evini inşa edecek. İl Koordinasyon Kurulu olarak şunun teminatını verebiliriz; Eğer inisiyatif halka geçerse, biz ve bütün arkadaşlarımız gönüllü olarak çalışmaya ve destek vermeye hazırız. Bu raporun bir amacı da uluslararası yargı sürecinde delil olmasıdır. Kısa vadede yerelde bir sonuç alınamayacağı görülüyor ama uluslararası yargı sürecinde Türkiye bütün kurumlarıyla gerçekleştirdiği bu kent kırımlarının hesabını verecek. Bu iş hesapsız kalmayacak” diye konuştu.

'Hamam, cami ve türbeler de yıkıldı' iddası

Daha sonra raporun detaylarını açıklayan Şehir Plancıları Odası Başkanı Fatih Tekin, Sur’daki 3569 yapının yıkıldığını söyledi. Sur ’un tamamının kamulaştırıldığını hatırlatan Tekin; "karakol ve bu karakolları birbirine bağlayan geniş yollar planlanmış. Sokak genişletilmesiyle bütün yapıların yıkılması ön görülmüştür. Karakollar okul, sosyal tesis gibi yapıların yerine yapılacak sosyal tesis ilköğretim okulu alanına karşılık eşdeğer alan ayrılmamıştır. 11 Temmuz 2017 tarihli uydu fotoğraflarına göre 16 aylık süreçte 46 hektar alan yıkıldı. Bu alanda, 4985 yapı bulunmaktaydı bunun 3569’ı yıkılmıştır. Yani alan olarak yüzde 61’i yapısal olarak yüzde 72’si yıkılmıştır. 87 tescilli, 247 tescile değer yapı yıkılmıştır. Bunların aralarında hamam, cami, türbe, geleneksel Diyarbakır evleri yıkılmıştır. En büyük hasarı Hasırlı Mahallesi gördü. 20 hektarlık alanın 19 hektarı yıkıldı” diye konuştu.

XS
SM
MD
LG