Erişilebilirlik

Sosyal Medya Düzenlemesi Gerekçelerine Uygun mu? 


Hükümetin Salı günü TBMM’ye sunduğu ve sosyal medya alanında yeni düzenlemeler içeren yasa teklifiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Muhalif gazeteciler ve hak savunucuları, hükümete, sosyal medya üzerinde kontrolunu arttırma imkanı tanıyacak düzenlemenin, Türkiye’de sansürü farklı açılardan arttıracağını savunuyor.

Tasarının gerekçelerini ve olası sonuçlarını akademisyen, gazeteci Dr. Can Ertuna ve internet üzerinden yayın yapan haber platformu Medyascope’un programcılarından Işın Eliçin ile konuştuk.

Sosyal medya düzenlemesinde iki gerekçe öne çıkıyor: Birçok ülkenin hala çözüm aradığı “dijital vergi’’ sorunu yani sosyal medya platformlarından vergi geliri sağlanamaması, diğeri de bireysel hak ihlalleriyle mücadele.

Ancak Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölümü’nde öğretim üyesi olan Dr. Can Ertuna’ya göre yeni düzenleme, dijital vergiye bir çözüm sağlamıyor.

“Karartmayla önlem arayışı’’

İktidarın yasa tasarısında ağır para cezaları ve bant genişliğinin %95 oranında kısılmasının; pratik olarak talepleri karşılamayan platformları Türkiye’de işleyemez hale getirmeyi öngördüğünü söyleyen Ertuna, “Vergi konusu birçok başka ülkenin gündeminde ama buna karşı böylesi bir karartmayla önlem alma arayışı söz konusu değil’’ diyor.

VOA Türkçe’nin görüştüğü Ertuna, bireysel hak ihlalleriyle ilgili olarak ise İfade Özgürlüğü Derneği’nin ortaya koyduğu rapora dikkat çekiyor. Rapora göre bu yılın başına kadar Türkiye’de 130 bin internet adresi, 7 bin Twitter hesabı, 10 bin YouTube videosu ve 6 bin 200 Facebook içeriğine erişim engellenmişti.

Dr. Can Ertuna
Dr. Can Ertuna

Can Ertuna da bu verilere bakarak, “Türkiye’de zaten mahkemeler ve bazı kamu kuruluşları eliyle sosyal medyadaki site, içerik ve paylaşımlara ciddi sınırlamalar konduğunu sergiliyor, yani ortada zaten ciddi bir denetim var’’ ifadelerini kullanıyor.

Gazeteci Işın Eliçin de bu düzenleme için gösterilen gerekçelerin bazılarının kulağa “makul” gibi gelebildiğini söylese de “İfade özgürlüğü, temel insan hakları ve hukuk devleti normları açısından gittikçe gerileyen bir ülke olduğumuz için, kalan sınırlı ifade hürriyetini daha da daraltmak, iktidarın hoşuna gitmeyen her tür bilgiyi, fikri sansürlemek üzere uygulanacağını düşünmek paranoya olmaz’’ diyor.

Twitter Şeffaflık Raporu’na göre de Türkiye, Rusya’nın ardından 2019’un ilk yarısında dünyada Twitter’dan hesap kapatması ve içerik çıkarmasını isteyen ikinci ülke.

“İktidar alanının her köşeye kadar genişletilmesi hedeflenince sıra dijitale geldi’’

Gerek Twitter gerek diğer sosyal medya platformlarının, bu taleplerin bazılarına zaten olumlu yanıt verdiğinin altını çizen Ertuna, “Ancak anlaşılıyor ki arzu edilen tam kontrol; yani bu ve benzeri tüm taleplerin karşılanması, kullanıcı verilerinin Türkiye’de saklanarak anonim hesapların takibi ve arzu edildiğinde cezalandırılması; kısacası sosyal medya platformları üzerinde tam denetim’’ diye konuşuyor.

Böylesi bir denetimi kabul etmedikleri noktada, dünyanın en önde gelen iletişim kanalları halindeki sosyal medya platformlarının Türkiye’de adeta işleyemez hale gelmesi olasılığı içinse Ertuna, “Bu elbette kullanıcılar için de bir ifade ve hatta haberleşme özgürlüğü sorunu’’ uyarısı yapıyor.

Işın Eliçin
Işın Eliçin

Işın Eliçin’e göre de içerik çıkartma yaptırımı, uygulamada, iktidara yönelik tüm eleştirel fikirlerin, kamuoyunun haberdar olması istenmeyen tüm içeriklerin –geriye dönük olarak da- silinmesini getirebileceği için özellikle endişe verici.

“Minimum eforla maksimum toplum kontrolu’’

Eliçin endişesini, “George Orwell’ın 1984 romanındaki gibi, iktidarın beğenmediği, kendine tehdit algıladığı tüm bilgilerin, farklı düzen tahayyüllerinin internetten ‘çıkarıldığını’, sadece temize çekilmiş içeriklerin erişime açıldığını düşünsenize. Minimum eforla maksimum toplum kontrolu’’ sözleriyle dile getiriyor.

Ertuna’ya göre bu düzenlemenin şimdi gündeme gelmesinin sebebi, iktidarın nüfuz etmediği alan kalmaması hedefi. Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun seçici cezalandırma yöntemleriyle muhalif seslere yer veren kanallar üzerinde sıkı bir denetim sağlamaya çalıştığını belirten Dr. Can Ertuna, “Eski ana akım denetime alındı ancak seyirci de bir kısmı denetlenemeyen TV kanalları olmak üzere dijitale kaçtı. İktidar alanının her köşeye kadar genişletilmesi hedeflenince sıra şimdi oraya da geldi’’ diyor.

Sosyal medya ve internette de farklı düşünenlerin, icraatı eleştirenlerin, muhalefet edenlerin barındırılmayacağı, tek sesli, ‘temiz’ bir ortam yaratılmak istendiğini söyleyen gazeteci Işın Eliçin de düzenlemenin zamanlaması için “Görev onayı ve icraata desteğin azalmasıyla, bu isteği fiiliyata geçirmek aciliyet kazanmış olmalı’’ yorumunu yapıyor.

“Almanya örneği, yasanın yapılmasıyla uygulanması arasındaki ilişki açısından farklı’’

Sosyal medya düzenlemesi ile ilgili öne çıkarılan bir başka nokta da “Almanya modeli’’nin örnek alındığı... Merkel hükümeti “NetzDG’’ adlı yasayı, yükselen aşırı sağcı ve göçmen karşıtı hareket nedeniyle 2017’de çıkardı. Yasa, sosyal medya platformlarını, kullanıcıların paylaştıkları içerikten sorumlu hale getirdi. Sosyal ağlara şikayet mekanizmaları kurmaları, yasa ihlali durumunda içeriğe erişimin 24 saat içinde engellenmesi, Almanya'da en az 2 milyon kullanıcısı olan sosyal medya platformlarının, şikayetlerle ilgili attıkları adımlar konusunda altı ayda bir Almanca rapor hazırlamaları, yayınlamaları ve Alman makamlarına da iletmeleri gerekiyor.

Dr. Can Ertuna, Almanya örneğinin, yasanın yapılmasıyla uygulanması arasındaki ilişki açısından farklı olduğuna dikkat çekiyor. “Almanya’da Wikipedia bu kadar uzun süre kapalı tutuldu mu? Ya da Twitter ve Youtube engelleri yaşandı mı? Türkiye’de çok sayıda takipçisi olan Sendika.org, ODA TV, Independent Türkçe erişime engellendi, bunun eşi var mı orada?’’ diye soran Ertuna, geçmişteki deneyimlerin ve mevcut uygulamaların ışığında bakınca, bu düzenlemenin yasalaşmasının her şekilde daha geniş bir sansür alanına yol açacağı fikrinde.

“Yerli ve milli sosyal medya inşası kolay değil’’

Peki, sosyal medya platformları kuralları kabul edip kendilerini bu çeşitli kısıtlamaların altına sokar mı? Ertuna’nın bu soruya yanıtı ise “Öyle olursa davalardan ve içerik kaldırma taleplerinden başlarını kaldırmaları pek olası gözükmüyor. Böyle bir ortamda o platformlar üzerinden okuyucu ve izleyicisiyle buluşan bağımsız haber mecraları da büyük bir güçlükle karşılaşacaktır’’ şeklinde.

Ortaya daha da daraltılmış ve çeşitliliği azalmış bir ifade alanı çıkacağını belirten Ertuna bu mecraların yerine Rusya ve Çin’in yaptığı gibi “yerli ve milli’’ bir sosyal medya inşasının da kolay olmadığını belirtiyor. Bunun nedeni ise bu ülkelerin, dijital ekonomilerini ve toplumsal beklentileri kendi denetimli alanlarına yıllar öncesinde yönlendirip entegre etmiş ve kendi sosyal medya platformlarını yaygın hale getirmiş olmaları.

“Denetimsiz değil ancak özgürlüğü kısıtlanmamış internete, hava, su gibi ihtiyaç duyan geniş kesimlerin varlığını da göz önünde bulundurmak gerektiğini" söyleyen Dr. Ertuna, “Kısa vadede olmasa da orta-uzun vadede bu ihtiyacın internetteki platformların geleceğinde belirleyici olabileceğini düşünüyorum’’ öngörüsünde bulundu.

  • 16x9 Image

    Dilge Timoçin

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu Dilge Timoçin mesleğe 2000 yılında NTV'de başladı. 2008'de Habertürk TV'ye transfer oldu, dış haber sorumlusu olarak görev yaptı. ShowTV'de dış haber editörü ve spiker olarak çalışan Timoçin, sonrasında Al Jazeera Türk'e geçti; Al Jazeera İngilizce için prodüktörlük yaptı. Dilge Timoçin VOA Türkçe'ye katılmadan önce Reuters, Deutsche Welle gibi yabancı basın kuruluşlarıyla çalışıyordu

UKRAYNA KRİZİ ÖZEL SAYFASI

STÜDYO VOA

Biden ve Erdoğan Nato Zirvesinde Görüşecek - 27 Haziran
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:28:42 0:00
XS
SM
MD
LG