Erişilebilirlik

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı “Suriye Zirvesi” Çarşamba günü Rusya'nın Soçi kentinde yapılacak.

Görüşmenin ana gündemini Suriye'de şiddetin azaltılması, ülkedeki terör unsurlarıyla mücadele ve Suriye'de siyasi çözüme varılması için başlatılan Cenevre sürecine üç garantör ülke tarafından yapılabilecek katkılar oluşturacak.

Astana Süreci’nin başlatılmasından bu yana Suriye’de işbirliği yapan bu üç ülkenin liderlerinden önce genelkurmay başkanları bir araya geldi.

Genelkurmay başkanları Suriye’nin Nusra’dan arındırılması üzerinde durdu

Rusya Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin yaptıkları görüşme sonrası Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, her üç ülkenin Suriye konusunda mutabakatının devam ettiği vurgulandı.

Açıklamada, “Rusya, İran ve Türkiye İdlib’de koordinasyonu geliştirici tedbirler almak ve aralarında Nusra’nın da bulunduğu terörist unsurların Suriye topraklarından arındırılmasının tamamlanması için özel adımlar geliştirmek konusunda mutabakat sağlamışlardır” dendi.

Aslında Erdoğan ve Putin, Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri konusunda uzlaşma sağlamış, bu uzlaşı Eylül ayında Astana Toplantısı’nda İran’ın da katılımıyla onaylandıktan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri 1 Ekim’den itibaren bazı Nusra güçlerinin eşliğinde İdlib’e girmiş ancak büyük ölçüde PYD/YPG kontrolündeki Afrin sınırına yakın bölgelerde konuşlanmıştı.

Peki Çarşamba günkü toplantıdan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri, İdlib’te Nusra'yla sıcak temas yaşayabilir mi?

Doç. Yalçın: Türkiye, Nusra’yı sıcak çatışmaya girmeden yumuşatarak tasfiye edebilir

İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Hasan Basri Yalçın, yaklaşık 50 gündür İdlib’de bulunmasına rağmen Nusra'yla çatışmaya girmeyen TSK güçlerinin bundan sonra doğru bir diplomasiyle Astana çerçevesinde rol oynamayı sürdürebileceği kanaatinde.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Doçent Hasan Basri Yalçın, “ Ben en başında İdlib operasyonunun tehlikeli olduğunu düşünüyordum. Ancak TSK bugüne kadar İdlib’i çok iyi yönetti. Türkiye hem PYD/YPG’nin elindeki Afrin’in güneyini kapatırken diğer yandan da Nusra’yla sıcak çatışmaya girmeden varlığını korudu. Rusya, PYD karşılığı olarak Nusra’yı ortaya koyabilir. Ancak ben Türkiye’nin Nusra’yı yumuşatarak tasfiye edebileceğini düşünüyorum” dedi.

Cahit Armağan Dilek: İdlib’in temizlenmesi görevi Türkiye’de, İdlib’te sıcak günler yaşanacak

21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek ise sıcak çatışmanın er ya da geç kaçınılmaz olduğu görüşünde.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını cevaplayan Dilek, “Astana Süreci’nde İdlib’i temizleme görevi Türkiye’ye verildi. Sürekli Rus yetkililerden ‘Türkiye’nin bunu yapmasını bekliyoruz’ benzeri cümleler duyuyoruz. En son Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’le Soçi’de yaptığı görüşmeden sonra daha evvel İdlib üzerinde bir etkisi olmayacağı belirtilen İran’ın milisleriyle bölgeye gelmesi gündeme geldi. Anlaşılan güneyden Suriye ve bu milisler, kuzeyden de Türkiye ilerleyecek. İdlib böyle sakin kalmayacak sıcak günler yaşanacak. Ancak TSK henüz dört istasyon kurdu, bu on dört istasyona tamamlanacak. Bu arada ABD de Nusra’nın karşı koymasını tercih edecektir. Her şeyin tereyağından kıl çeker gibi bitmesini istemeyecektir” dedi.

Soçi’de Türkiye’yi ilgilendiren bir diğer konu kuşkusuz PYD.

Doçent Yalçın’ın işaret ettiği PYD meselesi Türkiye’yi Rusya’yla son dönemde yakınlaştıran Suriye sahasındaki en önemli değişken. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de hükümet yetkilileri ABD’nin IŞİD’e karşı YPG/PYD ile işbirliği yapmasını uzun zamandır eleştiriyor.

Doç Yalçın: PYD asla Rusya için vazgeçilmez değil

Ancak Rusya’nın da PYD’ye karşı dikkatli tutumu sürüyor. Her ne kadar Türkiye’nin itirazıyla Suriye Halklar Kongresi ertelense de henüz Moskova yönetimi PYD’nin kesin olarak davet edilmeyeceği yönünde bir açıklama yapmış değil.

Doçent Yalçın, “Biz Rusya’yla PYD hariç neredeyse her konuda anlaşıyoruz. PYD’yi dışarıda bırakırsak en büyük sorun domates ihracatı. Üstelik Suriye’de ABD’nin en büyük müttefiki olan PYD, İran’ın da Rusya’nın da meselesidir. Bugün bu meselenin daha çok gündemde olmasının nedeni Rusya, PYD sayesinde Türkiye’den taleplerini arttırabiliyor. Ama PYD asla Rusya için vazgeçilmez değil” diyor.

Dilek: Cenevre ve Astana süreçlerinden sonra Soçi Süreci başlıyor

Cahit Armağan Dilek ise Suriye’de siyasi çözüm için Cenevre Süreci ve Astana Süreci’nden sonra bir de Soçi Süreci’nin literatüre gireceğini düşünüyor.

“Türkiye’nin PYD tepkisi net, bu örgütün yer aldığı yapıda olmayacağı kesin. Ancak Rusya’nın başka bir süreç başlattığını gözlemliyorum. Cenevre Süreci ve Astana Süreci’nden sonra Soçi Süreci’yle karşı karşıyayız. Dün Suriye Devlet Başkanı Esat’ın, Rusya lideri tarafından Soçi’de kabul edilmesi de bunu teyit ediyor. Rusya, Suriye’deki tarafları Soçi Süreci’nde bir araya getirmeyi hedefliyor. Türkiye bu sürecin içinde olmayacak. ‘Suriye’nin geleceğine Suriyeliler karar versin’ söylemi de bunun izdüşümü.”

XS
SM
MD
LG