Erişilebilirlik

SETA’nın Raporuna Suç Duyurusu


Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) yayımladığı uluslararası medyada görevli gazeteciler hakkında yorumlar içeren rapora ilişkin suç duyurusunda bulundu.

SETA adına İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker’in hazırladığı ve Voice of America’nın (VOA) yanı sıra BBC, Deutsche Welle, Euronews, Sputnik, CRJ ve The Independent’in Türkçe servislerinde görevli gazetecilere ilişkin Twitter mesajları üzerinden yorumlar içeren “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı rapora yönelik meslek örgütlerinin tepkileri devam ediyor.

TGS ve MLSA, bugün İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’nde nöbetçi Cumhuriyet savcılığına suç duyurusu işleminde bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde, raporda gazetecilere ilişkin yapılan değerlendirmelerle “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” ve “Kişisel verilerin kaydedilmesi” suçları işlendiği gerekçesiyle dava açılması talep edildi. Dilekçede, SETA’nın raporunda imzası olan İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker hakkında soruşturma başlatılarak, kamu davası açılması istendi. Dilekçede, SETA’nın raporunda uluslararası medya kuruluşları analizi adı altında medya kuruluşları tarafından yayınlanan bir takım haber, analiz, yorum ve röportajlar ile ilgili sadece başlıklar üzerinden değerlendirme yapıldığı vurgulandı. Dilekçede, söz konusu raporda detaylı olarak gazeteciler hakkında yorumlarda bulunularak, hükümet karşı tutum sergilenip sergilenmediği, hangi Twitter mesajları paylaşıldığı gibi kişisel bilgiler verildiği belirtildi.

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, suç duyurusuna ilişkin basın açıklamasında, AKP iktidarınca son yıllarda haber halkına yönelik gasp politikası izlendiğini ve SETA’nın raporuyla gazetecileri hedef göstererek haber alma hakkını engelleme yönünde yeni adım atıldığını söyledi. Raporda uluslararası kuruluşlarda görevli gazetecilerin yanı sıra Türkiye’deki bazı ulusal medya kuruluşlarını da hedef alan ifadeler bulunduğunu anımsatan Durmuş, “Medyanın yüzde 95’i kontrol altında bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye kamuoyu raporda bahsi geçen ajansları takip ederek habere ulaşmaktadır. Asıl hedef, haberin halka ve dünyaya ulaşmasını engellemektedir. Durup dururken böyle bir raporun hazırlanması gerçekçi değil. Savcılığa suç duyurusundan sonra umarız mahkeme süreci hızlı işler ve raporun arkasındaki kişileri görürüz. Bu raporun talimatla hazırlandığı çok belli” dedi.

Gazeteci kökenli CHP’nin eski milletvekili Barış Yarkadaş da, “İktidar destekli SETA vakfının bilimsel çalışma adı altında sunduğu rapor yeni bir andıç örneğidir. Bu basit bir rapor değil. Belli ki SETA adlı kuruluş gazetecileri izliyor, gözlüyor, onlarla ilgili rapor tutuyor ve bu raporu da artık açıklayabilecek cüreti kendinde buluyor. Raporun arkasında yatan iki şey var: Birincisi uluslararası ajanslarda çalışan arkadaşlarımıza gözdağı verme amacı; ikincisi olası bir operasyona zemin oluşturmak ve kendi kamuoyunu ikna etmek için bilimsel rapor adı altında bir çalışma faaliyeti ortaya koymak. Bu rapor, gazeteciliğin halen iktidarca suç olarak görüldüğünün işaretidir. İktidar kendisine eleştirel her türlü gazetecilik faaliyetini suç olarak değerlendiriyor ve bunu da artık kamuoyuna deklare ediyor” diye konuştu.

ÇGD: SETA aleni suç işlemiştir

Çağdaş Gazeteciler Derneği de (ÇGD) bugün detaylı yazılı açıklamasıyla SETA’nın raporunu değerlendirdi. ÇGD’den yapılan açıklamada, “SETA, 'rapor' adı altında fişleme belgesi yayınlamış, aleni suç işlemiştir! Türkiye'de ağırlıkla güvenlik birimleri ile yaşanan süreçlerde çeşitli kamu kuruluşlarınca uygulandığını iyi bildiğiniz, hiçbir hukuki dayanağı olmadığı gibi suç niteliği taşıyan fişleme faaliyetlerinin sınırları, kamu kurumu yöneticisi misyonu taşıyan kişileri aşmış, kendine 'düşünce kuruluşu' diyen yapılar tarafından üretilir aşamaya gelmiştir. Bu duruma, bizzat siyasi iktidarın kaynaklık ettiği gerçektir. İktidara yakın basın kuruluşlarında 'haber' görüntüsü altında sürdürülen eleştirel basına yönelik hedef gösterme ve çeşitli şekillerdeki fişleme çalışmaları son olarak, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı' (SETA) adıyla faaliyet yürüten kuruluş tarafından yapılmıştır. Prof.Dr. Burhanettin Duran'ın koordinatörlüğünde hazırlanan 'Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları' başlıklı çalışma, basın tarihi açısından bu niteliktedir ve 'kara bir leke'dir” denildi.

ÇGD, kamu adına denetleme zorunluluğuna sahip gazetecilerden iktidar propagandası yapılmasının beklendiğini vurgulayarak, “Gazetecilik, hükümete destek vermek ya da vermemekle kategorize edilebilecek bir meslek değildir. Bunu böyle kategorize etmek hem suç uydurmak hem de suç işlemektir. Gazeteciliğin en temel, basit kuralı olan 'eleştirel bakış açısı' söz konusu raporda suç gibi yansıtılmaktadır. Mesleğimizi, siyasi iktidarların emrinde bir faaliyete dönüştürmeyi amaçlayan SETA'nın 'medya andıcı'nda mesleğimize yönelik saldırı, doğrudan meslektaşlarımız hedef gösterilerek yapılmıştır. İnternetten gördükleri bazı bilgilerle 'fişledikleri' 150'ye yakın meslektaşımız, meslek ilkelerini tavizsiz uygulayan, Türkiye toplumunun en aydın kesiminin bir parçasıdır. Meslektaşlarımız, çarpıtmalarla dolu söz konusu 'medya andıcı'ndaki bilgilerin aksine hükümet kanadından da görüşlerin yer aldığı birçok habere imza atmıştır” tepkisini paylaştı.

ÇGD’nin açıklamasında, aynı zamanda Türkiye’de pek çok ulusal yayın organı kapatılmış ve gazeteciler işsiz kalmışken halkın haber alma ihtiyacını bu uluslararası mecralardan karşıladığı da vurgulandı. ÇGD, “Bugün birçok deneyimli gazeteci, birilerinin ifadesiyle ‘yerli ve milli medya’ hem yok edildiği hem de haber üret(t)irilmediği için yabancı kuruluşlarda çalışmakta, bu mecralarda gazetecilik faaliyetlerini sürdürmektedir” görüşünü aktardı.

ÇGD’nin açıklamasında, SETA’ya çağrıda da bulunuldu ve “Eğer SETA araştırmacıları bir konuyu araştıracaksa, - kendilerinde böyle bir beceri varsa - Türk medyası neden kan kaybetmiştir, vatandaşlar neden gazete okumamaktadır, neden onlarca yandaş kanala güvenilmemektedir, ana akım medya neden yok edilmiştir, neden medyanın yüzde 80’i tek sesli çıkmaktadır, kimlerden whatsapp gruplarına gelen başlıklar ve talimatlarla haberler gazete ve TV’lere girmektedir bunu araştırıp kamuoyuna açıklamalıdır” denildi.

Öte yandan İstanbul’daki gazetecilik örgütleri de SETA’nın raporuna ilişkin yarın ortak basın toplantısı düzenleme kararı aldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Pen Türkiye, Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın İş, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, HABER-SEN ve Çağdaş Gazeteciler Derneği, yarın İstanbul’daki TGC lokalinde düzenlenecek toplantıyla rapora ilişkin duruşlarını kamuoyuna açıklayacak.

Ankara Barosu da tepki gösterdi

Ankara Barosu da, “SETA Vakfı tarafından yayımlanan ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ adlı raporu, kendini ifade ve basın özgürlüğünün daimi avukatı olarak gören Ankara Barosu olarak utançla karşıladığımızı üzülerek tüm kamuoyuna bildiririz” mesajıyla rapora ilişkin yazılı tepkisini Twitter aracılığıyla paylaştı. Baro, söz konusu raporu, hedef gösterme ve basın özgürlüğünü yok etme amaçlı “akademik tetikçilik örneği” olarak değerlendirdi.

Siyaset dünyasından da tepkiler var

Bu arada siyasetçilerden de SETA’nın raporuna yönelik tepkiler geliyor

Gazeteci kökenli CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, paylaştığı Twitter mesajıyla rapordaki adı geçen bazı gazetecileri işaret ederek, bu isimleri tanımaktan ve birlikte haber kovalamaktan onur duyduğunu söyledi. Çakırözer, söz konusu isimler ile “fişlenen diğerleri dün de bugün de gerçek gazetecilerdir” ifadesini kullandı.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, SETA’nın “gazetecileri fişlemek için araştırma yaptığını” söyledi. HDP Basın, Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış da, yazılı açıklamasında, “Belgede yer alan sonuç ve öneriler bölümü de en az belgenin geneli kadar vahimdir. Bu bölümlerde kullanılan ifadeler adeta fişlemenin ve ihbarcılığın itirafı niteliğindedir. Medya kuruluşlarına yönelik sansür ve gazetecilere yönelik işten çıkarmalar teşvik edilmiş, vatandaşlar ihbarcılığa yönlendirilmiştir. Rapordan çok savcılık iddianamelerini anımsatan bu belge, darbe dönemlerinin medya andıçlarından farksızdır. Belgede bahsi geçen gazeteciler Türkiye’nin en saygın gazetecileridir. Bu isimler, gazetecilere yönelik tüm baskı ve tehditlere rağmen mesleklerini yapmakta direnmekte, gerçekleri kamuoyuyla buluşturmaktadırlar. Bu, suç değil onur duyulması gereken bir durumdur. Esas suç medyayı boyunduruk altına almak, kamuoyunun haber alma hakkını engellemek, gazetecileri fişlemek, hedef göstermektir” dedi.

SETA Direktörü Çağlar gazetecileri “Türkiye karşıtlığı” ile suçladı

SETA, yayımladığı raporuyla uluslararası medya kuruluşlarında görev alan gazetecilere yönelik suçlayıcı ifadeler kullanılmasına ilişkin bugün “muhalif gazetecilere odaklanılmadığını” ve “gazetecilik faaliyetleri dışında hiçbir bilgi verilmediği” açıklaması yaptı. SETA, rapora yönelik meslek örgütlerince ortak tepki olarak vurgulanan “fişleme” tespiti içinse “iyi niyet sınırları ötesinde” görüşünü aktardı.

SETA, ayrıca raporu hazırlayan isimlerden SETA Direktörü İsmail Çağlar’ın bugün hükümete yakınlığıyla tanınmış Takvim gazetesinde yayımlanan köşe yazısını da internet sitesinde paylaştı. Çağlar, köşe yazısında, gazetecileri “marjinal” ideolojilere sahip kişiler olarak suçlayarak, “Sobelendiler” ifadesiyle hazırladıkları rapor ile bu durumu ortaya koyduklarını savundu. Çağlar, “Karşımıza çıkan tablo ise şuydu; çok sesli ve tarafsız habercilik yaptığını iddia eden bu medya kuruluşlarının önemli bir kısmı marjinal bir Türkiye karşıtlığı içerisinde. Aralarında işini yapan gazeteciler de var ama hiç de az olmayan sayıda gazeteci ise başka işler peşinde. Tüm bu bulguları raporumuzda paylaştık. Tahmin ettiğimiz üzere yoğun bir tepki aldık. Destek ve teşekkürlerini ifade edenler oldu. Makul eleştirilerini dile getirenler oldu. Ama hepsinden fazla saldırıya maruz kaldık. Her zamanki gibi üste çıkmaya çalıştılar. Gazetecileri fişlemişsiniz dediler” ifadesini kullandı.

XS
SM
MD
LG