Erişilebilirlik

‘Mühürsüzlük Sahtecilik Değildir Oylar Geçerli Olmalı’


Yüksek Seçim Kurulu (YSK) AKP Temsilcisi Yıldız Seferinoğlu

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) AKP Temsilcisi Yıldız Seferinoğlu’na göre; mühürsüz oy pusulaları sahtecilik, yolsuzluk anlamına gelmiyor, sadece sandık kurulu ihmalinden kaynaklanıyor ve bu nedenle geçersiz oy saymak seçmen iradesine aykırı.

Türkiye’de seçime saatler kalmasına rağmen halen muhalefet cephesinden sandık güvenliği eleştirileri yükseliyor. Ancak AKP adına YSK’da görev alan Avukat ve İstanbul Milletvekili Yıldız Seferinoğlu, mühürsüz oy pusulasında muhalefet tarafından konunun çarptırıldığı görüşünü aktardı. Medyada eşitsiz propaganda yapıldığı görüşünü de reddeden Seferinoğlu, özel medya kuruluşları ve sosyal medya nedeniyle herkesin sesini duyurabildiğini söyledi. HDP’nin ise cezaevinde bir aday göstererek, durumu kabullenmek zorunda olduğunu kaydeden Seferinoğlu, 24 Haziran’da dünyaya örnek bir seçim olacağını ifade etti.

‘Mühürsüzlük Sahtecilik Değildir Oylar Geçerli Olmalı’
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:19:52 0:00

AKP’nin YSK Temsilcisi Seferinoğlu’nun, 24 Haziran öncesinde Amerika’nın Sesi’ne açıklamaları şöyle oldu:

Amerika'nın Sesi: YSK neredeyse tüm eleştirilerin hedefinde son dönemde. Özellikle de sandık güvenliği tartışması var. Değişmiş bir seçim mevzuatı çerçevesinde tartışılan sandık güvenliği konusunda siz ne düşünüyorsunuz?

“Türkiye’de sandık güvenliği Avrupa ve Amerika’dan daha iyi”

Yıldız Seferinoğlu: "AK Parti’nin kuruluşundan bu yana seçimlerle ilgili olmuştum. İlçe, ilde ve genel merkezde. Şu anda milletvekili ve YSK temsilcisi olarak şunu net olarak söyleyebilirim ki aslında seçim güvenliği meselesine son mevzuat değişiklikleriyle bakıldığında, Türkiye’deki seçim sistemi, sandık güvenliği bütün samimiyetimle söylüyorum bir çok Avrupa ülkesinden Amerika’dan daha güzel olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de demokrasi adına bir takım belki eksiklerimiz olabilir ama seçimleri iddia ediyorum, Avrupa’nın en ileri demokrasi ülkelerinden daha iyi yaptığını düşünüyorum. Bunun iki sebebi var. Birincisi toplum politize olmuş bir toplum ve ikincisi seçim mevzuatı olarak çok iyi düzenleme yapılmış. Aslında şöyle alttan yukarı gelirseniz, sandık kurulu, ilçe seçim kurulu, il seçim kurulu ve YSK yani her aşamalarında siyasi partilerin temsilcileri var. İlçe ve il seçim kurulları da en kıdemli hakimlerden oluşuyor. Keza YSK da Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşuyor. Dolayısıyla dünyanın hiçbir yerinde bu nitelikteki bir insanlar yönettiği bir seçim olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla güven içerisinde yapılıyor. Keza politize olmuş bir toplum ve vatandaş kendi oyunun peşine düşüyor. Tuhaf gelecek ama ‘sandık namustur derler bizde. Herkes kendi oyuna sahip çıkıyor. Çünkü bir şeffaflık var ve siyasi partiler acıyla bunun yürütüyoruz. Türkiye seçim işini başarıyla yürütüyor."

“Polis ve jandarma bulunması sandık güvenliğini sağlar”

VOA: "Son yapılan değişikliklerde tartışılan bir husus da sandık başına kolluk kuvvetlerinin herhangi bir ihbar ile gelebileceği ve bunun gerilime yol açabileceği. Dolayısıyla sandık başında provokasyonlara yol açılabileceği endişesi var. Sizce 24 Haziran’da polis ve jandarma açısından sıkıntılı durumlar yaşanır mı?"

Seferinoğlu: "Kesinlikle oluşacağını düşünmüyorum. Bu talep aslında yıllardır özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki seçmenlerimizden, teşkilat mensuplarımızdan geliyordu. Bunun sebebi şu, siz kolluk kuvvetlerini çağırma yetkisini sadece sandık kurulu başkanı verirseniz; genelde orada feodal yapı oluyor ve belirli bir siyasi parti hakimiyeti oluyor. Sandık alanında yolsuzluklar yapılmaya başlanıyor. Dolayısıyla seçmenler bunu görüyor ama müdahale etme şansı olmuyor. Bunu önlemek adına aslında tam da sandık güvenliğini sağlayan bir düzenleme. Sandık güvenliği tehlikeye sokan bir şey değil. Çünkü kolluk kuvvetleri ne yapacak? Kolluk kuvvetleri varken sağlıklı yapılır. Dolayısıyla bunu sandık güvenliğini tehlikeye sokacak bir bu suç değil tam tersi seçmen iradesini sandığa yansıtmaya yarayacağını düşünüyorum. Sandık başında yolsuzlukların yapılmamasını sağlayacak bir düzenleme olduğunu düşünüyorum ve çok faydalı olacağını düşünüyorum."

“Mühürsüzlük sahte demek değil. Sahte pusula basmam imkansıza yakın”

VOA: "Aslında sandık kurulları açısından ilk görev sabah 06.00 itibariyle sandık başına geçtiklerinde mühürlü zarflar ve oy pusulaları oluşturmak yani sandık kurulu mührünü basmak. Ama sanki mühürsüzlük bir kuralmış gibi anlaşılıyor. Geçtiğimiz referandumda da muhalefetin mühürsüzlük meselesi nedeniyle ciddi suçlamaları oldu. Bu mühürsüzlük meselesi nedir?"

Seferinoğlu: "Benim en iyi bildiğim konulardan birisi budur. O dönemde genel merkezde bu olayı da yaşadım. Aslında olay şudur; oy pusulaları ve zarflar, YSK tarafından basılarak ilçe seçim kurullarına gönderiliyor. Bu oy pusulaları, filigramlı kağıt üzerinde basılmış, özel renkli ve para basmaktan daha zor bir teknolojiyle basılmış. Dolayısıyla bunu dışarıda üretmek imkansıza yakın bir durum. Ama geçmişte güvenlik tedbiri olarak düşünülmüş ve her sandık başında ayrıca zarflar ve pusulalara sandık kurulu mührü yapılması öngörülmüş.

Fakat geçmişte de YSK’nın müteaddit defa kararları var. Sandık Kurulu mührünü taşımayan oy pusulalarını geçersiz saymanın hakkaniyete uygun olmadığı yönünde. Referandumda da çok sayıda böyle olaylara rastlanınca daha sandıklar açılmadan bir ilke kararı aldı. Sahte olmayan, sadece sandık kurulu ihmaliyle küçük bir prosedür yokluğuyla seçmen iradesinin sandığa yansımasının adil olmayacağına karar verdi. Olay bundan ibarettir. Aslında muhalefet bunu saptırıyor. Mesela sahte oy pusulası düzenlensin ama sandık kurulu mührüyle mühürlensin bunu geçerli mi sayacağız? Asla.

Muhalefet şunu demiyor? Sahte oylar geçerli sayıldı demiyor. YSK, ilçe seçim kurulu mühürleri var ama sandık kurulu mührü yok. Burada bir ihmal var. Ama sahtelik yok. YSK’nın zaten geçmişte bunları geçerli kabul etme içtihadı vardı. Ama referandumda tartışma devam edince bu yasal bir düzenleme haline getirildi."

“Bu seçim sisteminde hile mümkün değil”

VOA: "Referandumda yine bir başka tartışma da YSK’nın elindeki basılı oy zarfı ve pusulası sayısının bilinmemesi idi. Muhalefet iddia etti ki “Biz tam oy pusulası sayısını bilmiyoruz. Birilerine boş pusulalar verilmiş olabilir. Bu boş pusulalar, belirli seçim bölgelerinde mühürlüyü içeriye götür, boşu bize geri getir” şeklinde belirli oylar kullandırıldı iddiası vardı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz."

Seferinoğlu: "Kesinlikle doğru değil. Kanunda ne kadar oy pusulası basılacağı ve ne kadar zarf hazırlanacağı bellidir. YSK oy pusulası basma işini kafasına göre yapamıyor, seçmen sayısının yüzde 10’u kadar fazla basıyor. Keza birleşik oy pusulası, her seçim bölgesi için ayrıdır. Bursa’daki seçim pusulasını, siz İstanbul’da kullanamazsınız. Bursa’da ne kadar seçmen varsa oradaki seçmen sayısının yüzde 10’unu kadar fazla basılır. YSK, il seçim kuruluna tutanakla, il seçim kurulu ise ilçe seçim kurullarına tutanakla ve sonra ilçe seçim kurulları bunları tutanakla teslim eder. Seçim günü, sandık kurulu ise, çuvalı açar ve kaç pusula, zarf olduğunu sayar, tutanağa geçirir ve diğer siyasi parti temsilcileri huzurunda bu imzalanır. Böylesi emniyet sübapı içerisinde nerede kaçıracaksınız, nasıl yapacaksınız? Mümkün değil. Bu sistemde, bu şeffaflık içerisinde hile yapmak imkansız gibi."

“Herkes için televizyon var. Sosyal medya var”

VOA: "YSK’nın, medya ile ilgili yaptırım yetkisi, KHK düzenlemesiyle rafa kalktı. Özellikle de TRT için bir tartışma var. Görece bir eşitlik de olmayan bir medya propaganda süreci yaşanıyor. Bu da YSK’nın seçimlerin adil olması gerektiği konusundaki kararlara aykırı ama YSK’nın eli, kolu bağlı ve medyaya yaptırım uygulayamıyor. Siz bu medya tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?"

Seferinoğlu: "Eskiden sadece TRT'nin bulunduğu bir televizyon döneminde yapılmış bir düzenleme. Yine yasal düzenlemeye göre, iktidar partisi olarak bütün diğer siyasi partilerden toplam ekstra 60 dakika konuşma hakkımız vardı. Ama biz bunu kullanmadık. Niye biliyor musunuz? Anlamı yok çünkü 10 dakikalık çekim için siz 2 saatinizi ayırıyorsunuz. Eskiden tek televizyon vardı bir şekilde sesiniz ulaştırabilmek için sadece ve sadece TRT’yi kullanmak zorundaydınız. Şimdi özel televizyonlar var. Herkes için televizyon var. Bağımsız kanallar var. Sosyal medya var. Dolayısıyla bunun bir gerçekliği yok."

“HDP’de başka adam mı yoktu? Cezaevinde propaganda yapamayacağı belli”

VOA: "Özel medya kuruluşları var ama AGİT ara raporunda, çok kutuplaşmış bir medya var ve bu medyada özellikle televizyon mecrasında muhalefet kendine çok fazla yer bulamıyor. Özellikle HDP’nin hiç gösterilmediği belirtiliyor. AGİT’in eleştirilerine siz ne yanıt veriyorsunuz?"

Seferinoğlu: "AGİT ile daha önce de çalışıldı. İyi olduklarını düşünüyorum. Aksini düşünmek istiyorum. Sahayı tam anlayamıyorlar. Hangi aday gösterilmiyor? HDP’nin adayı cezaevinde. Bu durumu aday olmadan önce belliydi. Buna rağmen TRT’deki haklarını kullandı, cezaevinde çekimleri yapıldı. Bunun ileri demokrasilerde dahi yapılabileceğini düşünmüyorum. Ama cezaevindeki olan bir şahsın da aslında propaganda yapamayacağı çok net belli değil miydi? Başka adam mı yoktu? Selahattin Demirtaş'ın gösterdiler. Bunu yapmışlarsa sonuçlarına da katlanacaklar. Cezaevindeki bir insanın basınla ilişkisi, sesini duyurması dışarıdaki birisi gibi olamazdı."

VOA: "YSK’ya ilişkin 6 üyenin emekliye ayrılacağı dolayısıyla da YSK üyelerine yönelik iktidar baskısı olduğu haberleri de söz konusu. İktidar ile YSK’nın nasıl bir ilişkisi var?"

Seferinoğlu: "Muhtemelen siz Sözcü gazetesini okudunuz. Ayıptır, günahtır diyorum. Başlığında öyle diyor ama içerisinde ne diyor? YSK’nın 6 üyesi, yaş haddinden 6 ay sonra emekli olacak diyor. Başlığı öyle atıyor içeride haberi doğru veriyor. Burası üst düzey bir mahkeme. Bunun bir örneği mi var? Böyle bir şey olur mu? Burada CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin temsilcisi var. Kime nasıl talimat vereceksiniz? Haberciliktir yorum da yapabilir ama böylesi bir manşeti samimi bulmuyorum."

“Milletten büyük hakem yok, sandıktaki sonuç herkesi bağlar”

VOA: "24 Haziran günü nasıl bir seçim atmosferi olacak? Meydanlarda birbirlerine sert ithamlar yapan muhalefet ve iktidar vardı."

Seferinoğlu: "Aslında çok sert geçmiş büyük seçim dönemi olduğunu düşünmüyorum. Doğrusu seçim dönemlerinde dünyanın her tarafında olur. Bizde tam tersi çok yumuşak geçtiğini düşünüyorum. Miting alanlarında elbette adaylar birbirlerini çekiştirecek. Normaldir. Eleştiri dozunu aşan konular olabilir ama ben çok sakin geçtiğini düşünüyorum. Son üç yıl içerisinde 4’ncü kez sandığa gidiyoruz. Toplum seçimlerle ilgili kısmen bıkkınlığı olabilir ama Türk milletinin ferasetine ben çok güveniyorum. 24 Haziran’da Türk milleti en doğru olan karar verecektir diye düşünüyorum. Sonuçta milletten daha büyük hakem yoktur. Seçimden önce herkes bir şey söyler ama son sözü millet söyler. Dolayısıyla tekrar söylüyorum iyi bir seçim sistemimiz var. Özgür irade ile sandığa yansıyacak sonuç herkesi bağlar."

VOA: "Yurtdışındaki oylar da Ankara’ya getirildi. Seçimlere ilişkin bize elinizdeki son bilgileri de aktarır mısınız?"

Seferinoğlu: "Yurtdışındaki oylar geldi. Bütün siyasi partilerin kilidinin olduğu bir yerde saklanıyor. Dünyanın hiçbir yerinde bunu yapamazsınız. Türkiye, bunu güven içerisinde yapıyor. Yurt dışında yapılan seçimler, en güçlü olduğumuz, Türkiye’den de daha güçlü olduğunuz bir alan. Dolayısıyla inşallah 24 Haziran’da da Türkiye'nin tamamında sorunsuz bir şekilde seçimlerimizi icra ederiz ve çıkan neticeyi hep beraber kazanan da kaybeden de bu sonuçlara katlanır diye düşünüyorum. İktidar partisi olarak söyleyebilirim vatanımıza milletimize hayırlı olsun diyorum."

XS
SM
MD
LG