Erişilebilirlik

AKP ve MHP’nin oluşturduğu ittifakının yaptığı seçim yasası değişikliklerinin kamuoyunda güvensizlik yarattığı iddialarının ardından, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) en kısa sürede belirsizlikleri giderme çağrısı yapılıyor.

Türkiye’de son dönemde yapılan genel ve yerel seçimlerle anayasa referandumu süreçlerinde yaşanan “güven” problemi dolayısıyla şeffaf ve güvenilir sonuçlar elde edilmesi amacıyla görevler üstlenen sivil toplum örgütleri oluşmuştu. İllerde “Ankara’nın Oyları” gibi yerel örgütlenmelerin yanı sıra ülke genelinde Oy ve Ötesi Derneği, seçmenlere yasal haklarını anımsatma amaçlı kampanyalar yürüterek, sandık güvenliğine dikkat çekmişti. Şimdi de Türkiye’nin gündeminde aynı gün gerçekleştirilmesi planlanan Cumhurbaşkanlığı, genel ve yerel seçimleri var. Bu seçimler için iktidar partisi AKP ile ittifak kuracağını açıklayan MHP’nin desteğiyle yapılan yasal değişiklikler ise kamuoyunda endişeye yol açıyor.

Resmi Gazete’de 15 Mart’ta yayımlanan yeni yasa, başta 298 sayılı “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” olmak üzere pek çok hükümde ucu açık yasal değişiklikler getirdi. CHP ve HDP’nin de “seçimlere gölge düşecek” tepkisiyle itiraz ettiği düzenlemelere ilişkin sivil toplum da harekete geçti. Oy ve Ötesi, seçimler konusunda en yüksek yargı mercii konumundaki Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yazılı dilekçeyle başvurarak, en kısa sürede seçim güvenliğini sağlayacak düzenlemeler yapılmasını talep etti. Oy ve Ötesi, Twitter başta olmak üzere sosyal medya aracılığıyla da YSK’ya “Güven Ver” diyerek seçimlere ilişkin en kısa sürede belirsizleri ortadan kaldırması çağrısında bulunuyor.

​Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Oy ve Ötesi Derneği Başkanı Gözde Elif Soytürk, henüz resmen seçim sürecine girilmediğini ve “güvensizlik” ifadesini kullanmak istemediğini belirterek, ancak pek çok yasal boşluk ortaya çıktığını ve YSK’dan bu belirsizlikleri gidermesini talep ettiklerini söyledi. Kanunda YSK’nın neyin, nasıl yapılacağını genelgeyle belirleyeceği hükmü bulunduğunu anımsatan Soytürk, “YSK henüz hiçbir uygulama usul ve esaslarını belirlemedi. Bizim çağrımız eğer her türlü detay düşünülerek, hazırlıklar yapılırsa o zaman seçim güvenliği sağlanmış olacaktır. Biz sivil toplum kuruluşu olarak güven verilmesi için nelere dikkat edilebileceğini anımsatıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Mühürsüz pusula-zarf, seyyar sandık gibi konularda sorular mevcut”

Kamuoyunda öncelikle mühürsüz zarf ve pusulalar meselesi nedeniyle ciddi yanlış anlama ve aynı zamanda merak oluştuğunu söyleyen Soytürk, “Kanunen oy pusula ve zarflar halen mühürlenmek zorunda aslında. Ancak sadece ihmalen mühürlenmeyenler de geçerli sayılacak diyor. İşte bu ihmal nedir, tanımı yok. Ya da mühürlemeyi ihmal eden olursa ihmalcilere nasıl bir yaptırım uygulanacak? Ya da ihmal değil kasten mühürleme yapılmazsa ne olacak? Bunları Yüksek Seçim Kurulu’nun genelgeleriyle cevaplaması gereken sorular diye düşünüyoruz” dedi.

​Keza yatağa bağımlı hastalar için olacağı kaydedilen seyyar sandık meselesinde de soru işareti bulunduğunu kaydeden Soytürk, “Bu durumda hasta, gizlilik esası bakımından oyunu nasıl kullanacak? Bu oy kullanımında müşahitler olabilecek mi? Bu seyyar sandık, nerede sayılacak? Yani açık sayım ilkesi gereğinde o seyyar sandıklar nerede, hangi okulda sayılacak? Ya da mesela saat 17.00 oldu ve seyyar sandıkta oy kullanım bitmediyse ne olacak? Bu hasta dolayısıyla seyyar sandık seçmen listeleri nasıl oluşturulacak? İşte bunun gibi sorular doğuyor. Bunları YSK’nın genelgesiyle cevaplaması gerekiyor” diye konuştu.

YSK’ya yazılı dilekçelerinde, mühürsüz pusula/zarf, seyyar sandık gibi konuların yanı sıra sandık başına kolluk kuvvetinin çağrılması meselesine değindiklerini de anımsatan Soytürk, “Mesela sandık başına kolluk kuvveti hangi hallerde gelecek? Özellikle asılsız ihbarlarla seçmenleri tedirgin edecek şekilde sandık başına kolluk kuvveti yani polis veya jandarma gelmemesi için biz YSK’ya yazılı şikayet veya ihbarlara yanıt verilmesini önerisinde bulunuyoruz” dedi. Bu noktada Soytürk, sandık başında anayasaya aykırı olarak seçmen üzerinde baskı hissi yaratacak şekilde kolluk kuvveti olmaması gerektiğini söyledi.

Soytürk’ün ifadeleriyle Oy ve Ötesi’ne göre; ayrıca sandık birleştirme veya sandık yerini taşıma gibi kararlara ilişkin de soru işaretleri bulunuyor. Kanunda, eskiden “sandık taşıma kararında ulaşım ve mesafe zorluluğu olmaması” hükmü varken; şimdi böyle bir şart olmaması soru işareti yaratıyor. Anayasa’nın 67’nci maddesi uyarınca eşitlik ilkesine uygun şekilde YSK’nın sandık taşıma kararlarını gözden geçirmesi bekleniyor.

Soytürk, Oy ve Ötesi olarak henüz seçim takvimi ilan edilmemiş olsa da kamuoyunda bilinçlenme sağlanması açısından YSK’ya gerekli önlemlerini, genelgelerini şimdiden açıklaması çağrısı yaptıklarını dile getirdi.

AKP: “Hiç kimse seçim güvenliği geri gitti diyemez”

İktidar partisi Ak Parti Temsilcisi olarak YSK üyesi olan Recep Özel de, konuya ilişkin Amerika’nın Sesi’ne açıklamada bulundu. Oy ve Ötesi gibi sivil toplum örgütlerince seçimlere ilişkin öneriler yapılmasından memnuniyet duyduklarını söyleyen Özel, seçmen iradesine sahip çıkılmasına saygı duyduklarını ancak bunun güven tartışması gibi sunulmaması gerektiğini ifade etti. Seçim hukukunu bilmeyenlerce haksız şekilde aleyhte söylemler oluşturulduğunu kaydeden Özel, seçmen iradesini sandığa doğru şekilde yansıtmak ve sandıktan daha kısa sürede, sağlıklı sonular elde edilmesini sağlamak amacıyla yasal değişiklikler yapıldığını savundu.

Yasal değişikliklerde başka amaçlar aranmasını doğru bulmadığını söyleyen Özel, YSK’nın seçim kararı alındıktan sonra ilan edilmiş seçim takvimi içerisinde genelgelerini yayınlayacağını da ifade etti.

Yeni yasada soru işaretleri bulunduğu görüşünü reddeden Özel, “Hiç kimse şu yeni yasada seçim güvenliğinin geriye gittiğini söyleyemez. Oy ve Ötesi gibi derneklerce de sahip çıkılması gerekli yasal değişiklikler yapıldı. Türkiye bugüne değin yargı denetimine açık, güvenilir seçimlere hep imza attı. Emin olun ki önümüzdeki seçimler de, en az geçtiğimiz seçimler kadar güvenilir ve daha huzur içerisinde geçecektir” dedi.

“Türkiye’de en güvenilir seçime gidilecek” görüşünde olan Avukat Özel, CHP başta olmak üzere muhalefet partilerine ise seçim sürecini tartışmak yerine seçmenlerin dertlerine odaklanma çağrısı yaptı.

YSK’nın 16 Nisan’da ihtiyaçlara uygun şekilde yeni uygulamaları gerçekleştirdiğini de söyleyen Özel, o gün sandık kurullarına oy malzemeleri geciktiği için mühürsüz kullanılan oylar için YSK’nın geçerli kabul etme kararı aldığını ifade etti. “Oylar heba olmasın diye yapıldı. Ortada sahtecilik yok. Sahte seçmen de yok” diyen Özel, referandum günü kendilerine ulaşan bilgiler üzerine YSK’ya başvurduklarını ve YSK’nın da bu şekilde mühürsüz oyları geçerli kabul ettiğini anlattı. Özel, “Bu mühürsüz oylar itirazı, yenilen pehlivanın kendine mazeret aramasından başka bir şey değildir. Şimdi yasa değişikliğiyle de o gün yapılan uygulama yasal hale getirildi. Ama sandık kurulu halen pusula ve zarflara halen mühür basmak zorunda. Yani sandık kurulu, mühür basma konusunda görevli olacak. Ancak eğer gözden kaçırma olursa diye oylar heba olmasın diye geçerli kabul edilmesi için yasa değiştirildi” diye konuştu.

CHP: “YSK yetkilerini kullanmalı, önlemler almalı”

CHP Temsilcisi olarak YSK üyesi Mehmet Hadimi Yakupoğlu da, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Oy ve Ötesi’nin yazılı dilekçesinde kaydettiği konularda henüz YSK’da herhangi bir çalışma başlatılmadığını vurguladı.

Oy ve Ötesi’nin de belirttiği üzere YSK’nın genelgeleriyle yasalardaki değişikliklere açıklık getirmesi gerektiğini söyleyen Yakupoğlu, CHP’nin parlamentoda yazılı muhalefet şerhi ve milletvekilleri açıklamalarıyla yasa değişikliklerine zaten itirazlarda bulunduğunu anımsattı. “Şimdi AKP ve MHP’nin kabulüyle yasalaşan seçim düzenlemelerini tam anlamıyla ete, kemiğe büründürecek YSK’nın nasıl kararlar alacağını bekliyoruz” diyen Yakupoğlu, yasada geniş şekilde bir takdir alanı bırakıldığı için ancak YSK’nın genelgeleriyle seçim süreçlerinde netleşme olacağını anlattı. Avukat Yakupoğlu, “Örneğin oy pusula ve zarfları hakkında mutlaka mühürlenmesi gerektiğine ilişkin yasa hükmü kaldırıldı. YSK, son seçim olarak gerçekleştirdiğimiz 16 Nisan anayasa değişikliği referandumunda yasada mühürlü olma zorunluluğu henüz varken dahi oy çokluğuyla YSK karar almış ve mühürsüz oylar geçerli sayılmıştı. Şimdi YSK, mühürsüz oylar olduğunda ‘unutulmuş’ diyerek bunları kabul edecek mi, yoksa unutanlara da yasal işlem de yapacak mı bilmiyoruz. Örneğin YSK, referandumda sandık taşıma konusunda ise en fazla 5 kilometre öteye taşınabileceğini karara bağlamıştı. Ancak şimdi sandık taşıma böyle mi uygulanacak? Yoksa YSK adeta kendi yetkilerini İçişleri Bakanlığı’nın eline bırakacak ve valilikler mi karar verecek, bunu da bilmiyoruz. Tabii bizim beklentimiz YSK’nın kendi yetkilerini kullanmaya devam etmesi” dedi.

“Yine güvenlik kuvvetleri hangi koşullarda sandık başında olabilecek konusu da belirsiz” diye sözlerini sürdüren Yakupoğlu, 16 Nisan’da CHP’li müşahitlere yönelik sandık başkanları tarafından engellemeler yapıldığını ve benzeri bir durumda güvenlik kuvvetlerince yanlış müdahaleler olmasından endişe ettiklerini de aktardı. Türkiye’nin son seçimi olan anayasa değişikliği referandumuna ilişkin AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Raporu’nda “ciddi güvenlik endişesi”nden söz edildiğini hatırlatan Yakupoğlu, kamuoyunda yeni yasal değişikliklerden kaynaklı endişelere karşılık eğer YSK gerekli önlemleri almazsa bunun dünya kamuoyunda Türkiye’ye bakışı etkileyeceğini söyledi.

XS
SM
MD
LG