Erişilebilirlik

Seçimler ABD Dış Politikasını Nasıl Etkileyebilir? 


Kasım seçimlerinden sonra Amerikan iç ve dış politikasında ne gibi değişiklikler olabileceği tartışılıyor. ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kasım ayındaki seçimleri kazanması halinde, Amerikan dış politikasında Trump yönetimi uygulamalarından bir dizi geri adım atacağı konuşuluyor. Associated Press’e göre, Biden’ın danışman ekibi Ortadoğu’dan Asya’ya dış politikada bir değişim dalgası planlıyor.

AP’nin kapsamlı haberine göre, Demokrat Parti’nin başkan adayı Joe Biden’ın danışman ekibi, Ortadoğu’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Afrika’ya ve özellikle de Avrupalı müttefiklerle ilişkilerin yanı sıra terör, ticaret ve göçmen konularında ABD’nin uluslararası arenadaki duruşunda bir dizi değişiklik üzerinde duruyor.

Joe Biden’ın 3 Kasım’daki seçimleri kazanması halinde, beklenti birkaç istisna dışında ABD’nin geleneksel müttefikleriyle sahip olduğu diyaloğu yeniden tesis etmesi. Amerika’nın müttefiklerine karşı tehditkar bir dil kullanan Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın aksine Joe Biden’ın ortak bir zemin arayışı içinde olması bekleniyor.

Tarihsel olarak ABD dış politikasında Beyaz Saray’daki başkanın Cumhuriyetçi ya da Demokrat olmasından bağımsız bir devamlılık olduğu gözleniyordu. Müttefiklerin ve hasım devletlerin değişmediği, partiler üstü diplomatların Amerikan çıkarlarını gözettiği bu devamlılık Trump’la birlikte değişti.

“Önce Amerika” politikası doğrultusunda Trump hem ABD’nin geleneksel müttefiklerine, hem de dış politikayla ilgili kurulu düzene şüpheyle yaklaştı. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin gibi hasım devletlerin liderleri hakkında sıcak mesajlar verdi.

''Uçak gemisinin rotasını değiştirmek zaman alır''

Ancak Trump dış politikada hızlı değişiklikler yapmakta zorlandı. Akademisyenler dış politikadaki devamlılığı şu benzetme üzerinden anlatıyor: “Amerikan dış politikası uçak gemisi gibidir. Kaptan Köşkü’nden toptan bir yön değişikliği emri vermek kolaydır ama rotayı değiştirmek zordur ve zaman alır.”

Trump ABD’yi İran’la nükleer anlaşmadan bir yıl boyunca çekemediğinde dış politikayı değiştirmenin zorluğunu gördü. Paris İklim Anlaşması ve Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilme kararları, 3 Kasım’daki seçimlere kadar kesinlik kazanmayacak. Almanya’dan binlerce Amerikan askerini çekme ve başka ülkelerde konuşlandırma kararının uygulanması da yıllar sürebilir.

Trump’ın başlangıçta yaşadığı sorunlar hem kendisinin hem de üst düzey danışmanlarının yönetim tecrübesi eksikliğini yansıtıyor olabilir. Bu durumun sonucu olarak ortaya çıkan zorlu bir öğrenme grafiği, Trump ve ekibinin ulusal güvenlik kurumlarına duyduğu derin güvensizlikle birleşti.

Biden’ın dış politika ekibi deneyimli isimlerden oluşuyor

Senato ve Beyaz Saray tecrübesi olan Joe Biden, değişim vaadini daha hızlı bir şekilde gerçekleştirebilir. Salı günü basın mensuplarıyla konuşan Biden, uluslararası ilişkilerdeki tecrübesine dikkat çekerek, ‘’Ulusal güvenlik ve istihbarat konularını anlıyorum. Hayatım boyunca bunlarla uğraştım. Trump’ın ise bu konularda hiçbir fikri yok. Sıfır” dedi.

Biden’ın seçim kampanyası, deneyimli dış politika danışmanlarından oluşan bir ekip oluşturdu. Eski Başkan Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda politika ve planlamadan sorumlu direktör olarak görev yapan Jack Sullivan’ın yanı sıra hem Cumhuriyetçi George W. Bush hem de Demokrat Bill Clinton döneminde üst düzey dış politika görevlerinde bulunan Nicholas Burns bu ekipte yer alıyor. Obama döneminde dışişleri bakan yardımcısı ve ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı olarak görev yapan Tony Blinken da ekipte yer alan deneyimli isimlerden.

Obama yönetiminde ulusal güvenlik danışmanlığı ve BM büyükelçiliği görevlerinde bulunan Susan Rice’ın da başkan yardımcılığı adaylığı için adı geçiyor. Susan Rice’ın başkan yardımcısı adaylığına seçilmemesi halinde, Biden seçimleri kazanırsa, yönetimde önemli bir danışman olarak görev alabileceği konuşuluyor.

Deneyimi aynı zamanda zayıflığı mı?

Trump yönetimi, Biden’ın dış politika deneyimini zayıflık olarak göstermeye çalışıyor. Basın Sözcüsü Yardımcısı Ken Farnaso, “Joe Biden’ın tavizleri ve küreselleşme konusundaki sicili Amerikan dış politikası ve ulusal güvenliğine zarar verir. Yıllardır süren statükonun ardından Başkan Trump diğer ülkelerin ABD’den yararlanmasına izin vermeyeceğini net bir şekilde göstermiştir” dedi.

ABD siyasi tarihinde her iki partiye mensup yeni başkanların görevdeki ilk günlerinde değişiklik talimatı verdikleri ilk ve tek dış politika başlığı kürtaj meselesiyle bağlantılı olmuştur. Başkan Trump da bu açıdan bir istisna değildi.
Yakın tarih boyunca her şey saat gibi işlemiş, Cumhuriyetçiler ABD’nin sağladığı dış yardımların kürtajla bağlantılı hizmetlerde kullanılmasını yasaklamış, Demokratlar da bu yasağı iptal etmişti. Biden seçimi kazanırsa, aynı yolu izlemeyi planladığını söyledi.

“NATO liderlerine ‘Geri geldik’ diyebilir”

Ancak Joe Biden göreve gelirse Trump döneminin başka politikalarını da değiştirmeyi planlıyor. Müslüman ülkelerden göçmen yasağının kaldırılması, Dünya Sağlık Örgütü’ne üyelik ve maddi desteğin yeniden tesis edilmesi, Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme çalışmalarının durdurulması bu adımlar arasında yer alıyor. Biden, NATO’nun önde gelen liderlerini arayıp ABD dış politikasını anlatırken “Geri geldik” mesajını vererek görevdeki ilk yılında önemli devlet ve hükümet başkanlarıyla zirve yapmayı planlıyor.

Daha fazla ayrıntı gerektirebilecek alan, Trump’ın dış politika gündeminin üst sıralarına koyduğu ve Biden’ın da zayıf olduğunu iddia ettiği Çin konusu. Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’le sahip olduğu sıcak ilişkilerden daha önce övgüyle söz ediyordu. Şimdiyse yeniden seçilme şansını tehdit eden Corona virüsü salgınından sorumlu tuttuğu Çin’i hedef alıyor.

Biden, Trump’ın Çin’le ilgili attığı adımları doğrudan eleştirmekte aceleci davranmadı. Ancak kampanya ekibi, Trump’ın Pekin’e karşı daha yumuşak bir yaklaşım benimseyerek kendi yönetiminin sert adımlarına zarar verip vermeyeceğini sorguluyor.

Dış politika danışmanı Jeff Prescott, “Bu yönetimin çok yüksek sesle konuşup harekete geçmemek gibi bir geçmişi var’’ diyor.

Joe Biden, Trump yönetiminin durdurduğu ancak ABD’nin politikasının anlatılması açısından önem taşıyan Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’daki günlük basın toplantılarını da yeniden başlatmayı planlıyor.

Hangi dış politika başlıklarında değişiklik olabilir?

Associated Press Ajansı’nın haberine göre, Joe Biden ve ekibi eski başkan yardımcısının seçimi kazanması halinde şu dış politika başlıklarında hızla harekete geçmeyi planlıyor:

Ortadoğu: Trump yönetiminin askıya aldığı, Filistin yönetimine ve Filistinli mültecilere yardımı yeniden başlatılması. Joe Biden Trump yönetiminin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanıma kararından geri adım atıp atmayacağı konusunda açıklama yapmadı.

Birleşmiş Milletler: ABD’nin Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve İnsan Hakları Komisyonu gibi BM kuruluşlarına üyeliğin yeniden tesis edilmesi.
Avrupa: Trump’ın Avrupalı müttefiklere karşı kullandığı sert söylemin yumuş yumuşatılması. Biden’ın NATO ülkelerini birbirleriyle yakınlaştırmaya çalışması da beklenebilir.

Afrika: Çin’le yeni bir rekabet sahası haline gelen Afrika kıtasında Amerika’nın profilini geliştirme çabası başlatılabilir.

Asya: Japonya ve Güney Kore’deki Amerikan askeri varlığına destek verilmesine yönelik geleneksel duruşa dönülmesi. Biden aynı zamanda Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim ile olan kişisel ilişkisini eleştiriyor.

Latin Amerika: Trump yönetiminin iltica başvurusunda bulunan göçmenlerin duruşma tarihlerini beklerken Meksika’ya gönderilmelerini öngören uygulamalarının iptal edilmesi gündeme gelebilir. Biden ABD’nin güney sınırına duvar inşası için ayrılan bütçeyi başka yerlere yönlendireceğini söylemişti.

Trump’ın seçim kampanyasıysa Biden’ın eski açıklamalarında sınıra yeni duvar inşasını durdurma sözü vermediğini savunuyor. Biden, Küba’yla Obama döneminde olduğu gibi diyaloğu yeniden tesis etmek de istiyor.

XS
SM
MD
LG