Erişilebilirlik

Seçim Barajı Tartışması Yeniden Alevleniyor


12 Eylül darbesinin ardından yapılan ilk genel seçim olan 6 Kasım 1983 seçimleriyle birlikte Türkiye’de %10 seçim barajı yürürlüğe girdi. Ancak neredeyse çıktığı günden beri seçim barajının kaldırılması talep ediliyor.

Türkiye’nin yılan hikayesine dönmüş olan “%10 seçim barajı” yeniden gündemde.

Bu kez fitili Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ateşledi. Dün partisinin grup toplantısından sonra gazetecilerle bir araya gelen MHP lideri, “%10 barajının Türkiye’de çok ağır bir baraj olduğunu söyledi.

Bahçeli barajın %5’e indirilmesini telaffuz etti

12 Eylül’ü yapanların o dönem MHP ve Milli Selamet Partisi’ni Türk siyasi hayatından silmek için bu barajı getirdiğini savunan Bahçeli, bu iki partinin barajı aştığını ancak daha sonra bölücü unsurların Meclis’e girmesinin engellenmesi için barajın korunduğunu belirtti.

Erken seçimlere karşı olduğunu belirten MHP Genel Başkanı, “%10 barajı, ittifaklarla veya başka türlü kararlılıklarla aşılabilir bir duruma geldi. Şimdi Türkiye’de iki şeye dikkat etmek gerek. Artık bu zorlamalar ve dayatmalarla, birilerini öldürerek, kendini yaşatma yerine, hep beraber nasıl yaşarız, demokrasi içinde bunu nasıl başarırız, Türkiye’yi nasıl istikrar ve normalleştirme sürecine getirebiliriz noktasında bir uzlaşmaya varacak çalışma yapmak lazım. Bu %5 mi olur? 6 mı olur? Yüzde 7 mi olur? Yoksa yüzde 10 olarak mı kalır, böyle mi devam etmesi gerekir, bunları görmek lazım” dedi.

CHP: ‘Baraj hiç olmamalı, ısrarla seçim barajı aranıyorsa %3’e düşürülebilir’

MHP’ye ilk destek CHP’den geldi. Partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, barajın kaldırılmasını önerdi.

Tezcan, "Barajlı siyaset, seçim, barajlı demokrasi demektir. Barajlı demokrasi de eksik veya olmayan demokrasidir. Seçim barajının olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Seçim barajı hiç olmamalıdır. Israrla seçim barajı aranıyorsa belki yüzde 3 düşünülebilir. Ama arzu edilen hiç olmaması" diye konuştu.

Henüz iktidar partisinden muhalefetten yapılan açıklamalar hakkında yorum gelmedi.

Başbakan Binali Yıldırım, 16 Nisan Referandumu’ndan iki hafta önce seçim barajının esnetebileceğini söylemişti.

Ancak Binali Yıldırım, ABD seyahati sırasında kendisini izleyen gazetecilere yaptığı açıklamada partisinin seçim kampanyasında böyle bir taahhütte bulunmadığını belirtti.

Anayasa değişikliği ile ‘Türkiye’de sürekli iktidar, sürekli istikrar’ döneminin başlayacağını ifade eden Yıldırım, “Ben Sayın Bahçeli’nin sözlerinden ‘seçim barajı düşürülmeli’ diye bir şey anlamadım. MHP’nin seçim barajı problemi olmadığını söylüyor. Seçim kanunu uyum yasaları içinde ele alınabilir. Cumhurbaşkanlığı sisteminin bir özelliği de şu: Cumhurbaşkanlığı Seçimi, yasama seçimi ile aynı anda yapıldığı için iktidar olma problemi yok. Bu seçimler öncesi partiler birbirlerine destek de olabilir. Sistemin özü itibarıyla milletvekilliği seçimi, barajlar bunların hepsi bir bütün olarak uyum yasaları çerçevesinde ele alınır. Yönetimde istikrar bakımından yüzde 10’un devamı düşünülebilir. Ancak temsilde adalet açısından düşürülmesi de düşünülebilir. Seçim kampanyamızda doğrusunu isterseniz seçim barajına yönelik bir taahhütte bulunmadık” dedi.

Erdoğan dört yıl önce ‘barajı %5’e çekip daraltışmış bölge sistemi’ uygulanabileceğini söylemişti

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise henüz başbakan olduğu 2013 yılında “demokratik paketi” açıklarken seçim barajıyla ilgili konuşmuştu.

Erdoğan, “Mevcut seçim sistemi, yüzde 10 barajı Ak Parti’nin getirdiği bir sistem değildir. Biz bu sisteme tabi olarak seçime girdik. Seçim sisteminin değişmesi gerektiğini biz de ifade etmiştik. Seçim sistemindeki sorunlar dile getirilmişti. Yeni sistem sistemi konusunda üç farklı alternatifi söylüyoruz. Yüzde 10'la devam edebiliriz. Yüzde 5'e çekip, ikinci olarak daraltılmış seçim bölgesi, üçüncü olarak ülke barajını kaldırarak dar seçim sistemini yapabiliriz” demişti.

‘Dar bölge ya da daraltılmış bölgeden en büyük MHP zarar görür’

Konsensüs araştırma şirketinin genel müdürü Murat Sarı, AKP çevrelerinin daha evvel dile getirdiği dar bölge ya da daraltılmış bölge sisteminin seçim indirimiyle birlikte gelmesi halinde bundan en büyük zararı MHP’nin göreceği kanısında.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Sarı, “Daraltılmış bölge sisteminde 120 seçim bölgesi ve her bölgede beş milletvekili üzerinde çalışılıyor. Bu sistem yürürlüğe girerse seçim ilk iki parti arasında geçecek. AKP, güneydoğu ve doğuda çoğunlukla HDP’yle, sahillerde CHP’yle çekişiyor. MHP’nin ilk iki partiden biri olduğu il sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Dar bölgede ise 600 bölge var ve her bölgenin birincisi milletvekili oluyor. Diyelim bir partinin adayı %34, diğeri %33, üçüncüsü de %32 alsa, 34 alan vekil olacak. Burada meşruiyet sorunun aşılması için çift tur gerekir. Ama dediğim gibi bu işten en büyük zararı MHP görür” dedi.

Peki Bahçeli’nin bugünkü çıkışı, İyi Parti’nin kurulmasıyla ilgili olabilir mi? Sonar şirketinin iki gün önce yaptığı ankette Meral Akşener liderliğindeki İyi Parti %16,5 oy oranında görünürken MHP baraj altı görünüyordu.

“Bahçeli’nin çıkışı, erken seçimi istemediğini gösterir”

Murat Sarı henüz elinde bu konuda bir veri olmadığını söylüyor:

“Konsensüs’ün araştırması Aralık ayında tamamlanacak. Bu nedenle şu an için İyi Parti’nin MHP oyları üzerinde nasıl bir etki yaptığını söylemem güç. Ama bana kalırsa Bahçeli’nin çıkışı, erken seçimi istemediğini gösteriyor. Kaldı ki 16 Nisan referandumu sonrası milletvekilliği işlevini yitirmiş görünüyor. Herhangi bir parti, Meclis’e milletvekili soksa ne olacak, sokmasa ne olacak. Bence barajın şu aşamada çok fazla bir hükmü kalmadı.”

Kemal Can: Seçim barajının düşmesini AKP istemez

Milletvekili seçiminin anlamını yitirdiği tezine katılmayan siyasi analist Kemal Can, hem barajın düşürülmesini hem de daraltılmış bölgenin uygulanabilir olmadığını düşünüyor.

Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmelerde bulunan Can, “Seçim barajının düşürülmesi, Meclis’e beş partinin girmesine neden olabilir. Özellikle de daha büyük partiler daha önce ‘oyumuz boşa gider’ diye kendisine yönelen oylarda kayıplar yaşar. Böyle bir tabloyu iktidar partisi istemez. İyi Parti’nin bu durumdan avantaj sağlar. Ama barajın düşmesinden en fazla zararı iktidardaki AKP görür. Ben AKP’nin seçim barajında bir değişikliğe gitmeyeceğini düşünüyorum” diyor.

AİHM'nin ilgili dairesi, Türkiye'de uygulanan yüzde 10'luk seçim barajına karşı açılan davada insan hakları ihlalinde bulunulmadığı görüşüne vardı. AİHM'in gerekçeli kararında, “Türkiye'de özellikle 1970'li yıllardaki istikrarsızlığın göz önünde tutulduğu” ifade edilerek, “bu barajın TBMM'nin aşırı şekilde bölünmesine ve işlevsiz hale gelmesini önlemeye yönelik olduğu” belirtildi.

Türkiye'de 3 Kasım 2002 tarihinde düzenlenen genel seçimlerde DEHAP'ın Şırnak milletvekili adayları olan Resul Sadak ve Mehmet Yumak, partilerinin kentte yüzde 45,95 oranında oy almasına rağmen milletvekilli seçilemedikleri gerekçesiyle 2003 yılında AİHM'ye başvurmuşlardı.

Sadak ve Yumak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) özgür seçimlerle ilgili Ek Protokolünün 3. maddesini gerekçe göstererek, “yüzde 10'luk seçim barajının seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiğini” ileri sürmüşlerdi.

Başvurunun 26 Mart 2006 tarihinde kısmen incelenmeye alınmasının kabul edilmesinden sonra, AİHM'de 5 Eylül 2006 tarihinde bir duruşma yaptı.

Kararda, bu konuda en iyi ve elverişli çözüm için Türkiye'deki yargı, yasama ve siyasilerin karar verme durumunda olduğu yorumu yapıldı.

Farklı siyasi eğilimlerin uygun biçimde temsil edilebilmeleri için barajın düşürülmesi ve alternatif önerilerde bulunulmasının arzu edilir bir durum olduğu kaydedilen kararda, ideal bir seçim sistemi için kamuoyunda, siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin de önerileri doğrultusunda bir tartışma açılmasını önemine değinildi.

Kararda, AİHM'deki duruşmalarda Türk hükümetinin, yüzde 10'luk baraj nedeni olarak, küçük partilerin kendilerini bölgesel değil, ulusal siyasi projelerle içleştirmesi yolundaki savunmasının da not edildiği ifade edildi.

XS
SM
MD
LG