Erişilebilirlik

Seçim Gündeminde Muhalefet TRT’ye Tepkili


Türkiye’de muhalefet cephesi, genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde TRT’yi “eşitlik, adalet, kamu yayıncılığı” ilkelerine aykırı davranmakla suçluyor.

HDP Cumhurbaşkanlığı adayı Selahattin Demirtaş’ın, cezaevinden seçim kampanyasını sürdürmesinde eşitliğe aykırılık tartışmasında son olarak TRT’deki yasal propaganda süresi için Edirne Cezaevi’nde çekim yapılması kararı geldi.

Ancak TRT, Demirtaş ve HDP’ye hiç yer verilmemesinin yanı sıra CHP başta olmak üzere muhalefet partilerince de eleştiriliyor.

Son olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan, kamuoyuna TRT ekranlarında ücreti karşılığında reklam kuşağında yayınlanması için gönderdikleri “adalet ve ekonomi” temalı seçim klibine engelleme yapıldığını açıkladı.

Konuya ilişkin Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan gazeteci kökenli milletvekili Özkan, CHP olarak 24 Haziran Genel Seçimleri için 5 reklam filmi hazırladıklarını ancak bunlardan Türkiye’nin yargı alanındaki sıkıntılarına dikkat çeken filme TRT Denetleme Kurulu’nun onay vermediğini söyledi.

Özkan, “CHP olarak adalet alanında yaşananlara karşı vaatlerimizi özetlediğimiz klibimiz TRT yönetimini rahatsız etmiş görünüyor. TRT’nin yayınlanmasına karşı çıktığı filmde, ’24 Haziran sonrasında OHAL kalkacak, keyfi uygulamalar son bulacak, KHK düzeni bitecek’ mesajları veriliyor. CHP olarak Türkiye’nin yeniden hukuk devleti olacağını söylüyoruz. Bu mesajlar ise TRT yönetimince uygun görülmemiş. Şimdi TRT’ye karşı hukuki yollara başvuracağız” dedi.

Anayasa gereğince seçim sürecinde yetkili yargı organının YSK olduğunu anımsatan Özkan, bu nedenle CHP’nin reklam filmiyle ilgili TRT aleyhine Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuracaklarını ifade etti. Özkan, idari hukuk açısından TRT Denetleme Kurulu’nun ret kararına ilişkin “yürütmeyi durdurma ve iptali” istemiyle gerekirse idari mahkemeye de başvuracaklarını ifade etti. Özkan, “TRT, kamu yayıncılığını kenara bırakıp parti yayıncılığına geçtiği için sorun var. Evrensel yayıncılık ilkeleri için açısından utanç verici TRT ekranlarındaki yayınlar. TRT ekranlarında yüzde 78 oranında iktidar partisi ve yüzde 82 oranında Erdoğan olduğunu görüyoruz. Kamu kurumu olarak anayasal ve yasal amaçlarından sapmıştır. Hukuken gereği yapılmalıdır. Eğer TRT yönetimi bunu kendi iradesiyle yapıyorsa da kim TRT’ye kanunsuz emir veriyorsa o emri verenler yargılanmalıdır” diye konuştu.

“TRT kırsala ulaşıyor ama muhalefet engelleniyor”

TRT’nin mevcut yayıncılık anlayışıyla muhalefet olarak özellikle kırsal kesimdeki halka medya aracılığıyla ulaşamadıklarını belirten Özkan, Türkiye’de radyo ve televizyon yayıncılığında köylere ulusal yayın olarak TRT’nin ulaştığını vurgulayarak, bunun devlet/kamu imkanlarıyla gerçekleştiğini ancak bundan muhalefet olarak yararlanamadıklarını dile getirdi.

CHP olarak sosyal medya araçlarıyla geniş kesimlere ulaşmayı çalıştıklarını kaydeden Özkan, ancak özel radyo ve TV’lerde de ulusal çapta muhalefete yeterince yer verilmediği söyledi. Özkan, “Son olarak Doğan Grubu’nun seçim öncesinde el değiştirmesi, Rekabet Kurumu’nun Türkiye’de medyada kartel oluşması açısından boyutlarını bize gösteriyor. Medyayı tek adam rejiminin borazanı haline getirmeye çalışıyorlar. Tek sesli medya anlayışı demokrasi sonunu getirir. Ulusal ölçekte merkez medyada iktidar tarafından muhalefete kapatılmış durumda” dedi.

YSK, TRT Genel Müdürü hakkında ne karar verecek?

Bu arada Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşçı ve İsmet Demirdöğen, 1 Haziran’da TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’in görevden alınması ve özel radyo-TV’lere denetim uygulanması için YSK’ya başvuruda bulundu. Taşçı ve Demirdöğen, TRT ekranlarında Cumhurbaşkanlığı adaylarına ne kadar süre verildiğini gösteren tablo ile TRT’nin yasaya aykırı yayın yaptığını gerekçelendirdi.

RTÜK, TBMM’de yapılan seçim ile siyasi parti temsilcisi 9 kişiden oluşuyor. RTÜK üyesi seçiminde TBMM’deki sandalye sayısı dikkate alınıyordu. Ancak geçen yıl 16 Ekim’deki son seçimde 54 milletvekiline sahip HDP’nin RTÜK’teki üyelik hakkı sıfırlanırken; 34 milletvekiline sahip MHP’nin 2 üyelik hakkı korundu. Bu nedenle RTÜK’teki mevcut tabloda, 5 AKP’li üye, 2 CHP’li üye ve 2 MHP’li üye bulunuyor. AKP ve MHP’nin ittifak durumu nedeniyle RTÜK’te muhalefet sadece CHP kontenjanından seçilen üyeler Taşçı ve Demirdöğen tarafından temsil ediliyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan RTÜK üyesi İlhan Taşçı, seçim sürecinde yetkili yargı organı YSK ve kamusal yayıncılık kuruluşu TRT açısından durumu şöyle özetledi:

“Anayasamız uyarınca seçim sürecinde bütün iş ve işlemler konusunda YSK yetkili hale geliyor. RTÜK de, YSK’nın radyo ve televizyon kuruluşlarını izleme kurulu olarak denetliyor. YSK, seçim sürecinde ‘eşitlik’ ilkesine uygun yayıncılık yapılması konusunda karar aldıktan sonra mevzuat açısından sorunlu yayınlara ilişkin RTÜK’ün denetim raporları hazırlaması gerekiyor. Bu raporlar sonucunda yaptırım yetkisi ise YSK idi. Ancak şimdi geçmiş dönemlerdeki seçimlerden farklı uygulama var. 687 sayılı KHK gerekçesiyle YSK, RTÜK’ten hiçbir denetim talebinde bulunmadı. YSK ilke kararları uyarınca seçim döneminde özel ve kamu ayrımı olmaksızın tarafsız, gerçekliğe uygun, fırsat eşitliğini sağlayacak türde yayıncılık yapılması gerekiyor. Şimdiki durumda YSK’ya göre seçim sürecindeki yayıncılık açısından suç tanımı var ama cezası yok. Suç tanımı yapılıyorsa cezası olmalı ancak olağanüstü hal gerekçesiyle yayımlanan KHK ile ceza uygulaması rafa kaldırılmış görünüyor. Bu noktada TRT mercek altına alındığında ise korkunç bir tablo var. TRT, 80 milyon yurttaş parasıyla finansa ediliyor ve kamu yayıncılığında bütün yurttaşlara eşit mesafede durma şartı var. Ancak Cumhur İttifakı’nın ve adayı Erdoğan’ın propaganda şirketi gibi çalışıyor. Erdoğan, TRT ekranlarında 14–30 Mayıs döneminde 67 saat 58 dakika 56 saniye yer almış. Bu tablo bize şunu gösteriyor: TRT bütün yurttaşların parasıyla yayıncılık yapıyor ve sadece bir ittifak adayını parlatıyor diğer adaylara karartma uyguluyor.”

Taşçı, “YSK, mühürsüz oylar tartışmasından beri yurttaşlarca güven duyulmayan anayasal bir kuruma dönüştü. Başvurumuz ile YSK, gücünü anayasadan aldığını, kimseden talimat almadığını göstererek, toplumu ikna etmesi fırsat sahibi oldu. Bu nedenle YSK’nın başvurumuza olumlu yanıt vermesini bekliyoruz. Hukuk ve adalet anlayışı bunu gerektiriyor”ifadelerini kullandı.

TRT, HÜDA-PAR’a nasıl yer veriyor?

RTÜK verileriyle TRT ekranlarında 14-30 Mayıs dönemindeki yayınlar incelendiğinde, CHP adayı Muharrem İnce’ye 6 saat 43 dakika 31 saniye yer verildiğini belirten Taşçı, diğer adaylara ise neredeyse görünürlük sağlanmadığını ve HDP’nin adayı Demirtaş’a ise hiç yer verilmediğini anlattı. Taşçı, “Cumhurbaşkanı adayı çıkartmayan ancak Erdoğan’a destek açıklaması yapan HÜDA-PAR’a ise, TRT Kürdi’de çok geniş süre veriliyor. Bölgesel yayıncılık iddiasındaki TRT Kürdi’de o bölgede ciddi oy aldığı ortada olan HDP ve adayı ise hiç yayınlanmıyor. Dolayısıyla TRT’nin derdi kamu yayıncılığı yapmak değil habercilik hiç değil. İktidar partisinin seçim kampanya stratejisinin yayın ayağını sürdüren bir birim olarak hareket ediyor. AKP’nin siyasi tercihine uygun yayıncılık yapıyor. Bu tablo, evrensel gazetecilik kurallarını, tarafsızlık ilkesini ve aslında hiçbir kuralı tanımadığını gösteriyor. TRT Kanunu’ndaki açık hüküm var. Şimdi TRT, tarafsızlığını ihlal etmemiş diyebilir miyiz? TRT bütün siyasi partileri yayınlamak ve halka en iyi yayıncılığı sunmak zorunda. Bu durum, hukuki sonuçlar doğuracaktır” diye konuştu.

Haber-Sen, TRT yönetimini suçladı kamu yayıncılığı için çağrı yaptı

Bünyesinde TRT personelini örgütleyen KESK’e bağlı Haber-Sen de, yazılı açıklamasında kurumu hedef haline getirdiği için yönetime tepki gösterdi. Haber-Sen, TRT’nin satılması gibi muhalefet partilerindeki görüşlere de karşı çıkarak, kamu yayıncılığına sahip çıkma çağrısı yaptı. Açıklamada, özetle, “TRT, her seçim döneminde olduğu gibi bu dönemde de seçim meydanlarında tartışılan kurumlar listesinin birinci sırasında yer alıyor. Bazı siyasetçiler TRT’yi satmayı, özelleştirmeyi hatta tamamen kapatmayı gündeme getiriyor. TRT’nin seçim meydanlarında tartışılmasının, seçim meydanlarında görev yapan TRT emekçilerine tepki gösterilmesinin sorumlusu TRT yönetimidir ve yayıncılık anlayışıdır. TRT yönetimi, halktan aldığı paranın tartışılmasını istemiyorsa, önce AKP’ye değil halka hizmet etmeyi gündemine almalıdır. TRT’nin sorunlu yayıncılık anlayışından kurtulmanın yolu TRT’yi kapatmak veya satmak değildir. Hizmet kalitesini, anlayışını eleştirdiğimiz her kurumu kapatacak mıyız? Eğitim, sağlık, adalet, güvenlik gibi temel kamu hizmetlerinden de memnun değiliz. Bu ülkeyi yönetmeye aday olanlar kamu kurumlarını, kapatmayı, satmayı değil onların hizmet kalitesini yükseltmeyi hedeflemelidir. Kamu hizmeti yayıncılığı vazgeçilmezdir. Aslolan TRT’nin evrensel ilkeler çerçevesinde kamu hizmeti yayıncılığı yapmasıdır” denildi.

XS
SM
MD
LG