Erişilebilirlik

'Sığınmacıların Dönüşünde Gönüllülük ve Güvenlik Esas Olmalı'


'Sığınmacıların Dönüşünde Gönüllülük ve Güvenlik Şartları Olmalı'
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:04:43 0:00

Türkiye’nin yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Suriye’de yeni göç dalgası yaratıldığı iddiasına karşı oluşturulması planlanan güvenli bölgeye sığınmacıların nasıl yerleştirileceği tartışma konusu.

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi İGAM Başkanı Metin Çorabatır, henüz askeri operasyon süreci yaşandığını vurgulayarak, sonrasında Türkiye’nin savunduğu güvenli alan oluşturulursa gönüllülük, güvenlik ve insan onuruna yakışır şartlar altında Suriyeli sığınmacıların geri döndürülebileceğini söyledi.

İGAM, Birleşmiş Milletler’in Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutladığı 11 Ekim dolayısıyla Türkiye’de mülteci olarak yaşayan kız çocuklarını gündeme taşıdı. İGAM Başkanı Çorabatır, Suriyeli kız çocukları ve aralarında VOA Türkçe’nin bulunduğu medya kuruluşlarıyla bir araya getirerek sığınmacılar sorununa dikkat çekti. Bu kapsamda Taleban’ın engelleme girişimlerine rağmen okula gitme çabası ve dünyaya yaptığı çağrısıyla dikkat çektikten sonra 2014’te Nobel Barış Ödülü alan Malala Yusufzay adına kurulan Malala Fonu’nun Türkiye’deki uygulamaları anlatıldı. İGAM’ın özellikle Suriyeli sığınmacı kız çocukları için eğitime kazandırma amacı güttüğü vurgulandı.

Bugün Suriyeliler denildiğinde Suriye topraklarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı Barış Pınarı Harekatı dolayısıyla uluslararası kamuoyunda yeni göç dalgası yaşandığı iddiası dile getiriliyor. Türkiye ise, TSK’nın askeri operasyonuyla birlikte Suriye’nin kuzey sınır bölgesini terör gruplarından arındırılacağını ve orada Suriyeli sığınmacılara geri dönüşleri için yerleşim olanağı sağlanacağını savunuyor.

“Belirsiz bir süre daha Suriyeli göçmenlerle birlikte yaşayacağız”

Türkiye’de 3,6 milyon Suriyeli mülteci bulunduğunu kaydeden İGAM Başkanı Çorabatır, “Türkiye ‘geçici koruma altında Suriyeliler’ diyor ama ülkelerini terk etme sebeplerine baktığımız zaman biz onlara mülteci diyebiliyoruz gayet rahatlıkla. Türkiye’ye 2011 yılında gelmeye başladılar ve Suriye’deki karışıklıkla sayıları hızla arttı. Aradan dokuz sene geçti, birçok evreden geçildi ve bir şekilde yeni boyutlar kazandı. Suriyeliler, bir noktada Avrupa Birliği sorunu oldu ve 2015’te Türkiye ile Ankara arasında yeni anlaşmaya yol açtı. Önce Türkiye sonra bütün dünyada herkes bunun kısa sürecek bir kriz olacağını düşündü kimse dokuz yıl gibi uzun süre uzayacağını düşünmemişti. Maalesef bu bugüne kadar geldi” anımsatması yaptı. Artık Suriye’deki krizin nasıl gelişeceğini hiç kimsenin bilemediğini söyleyen Çorabatır, “Birçok mülteciyle konuştuğumuzda kaldıkları süre uzadıkça dönmeleri zorlaşıyor. Vatan hasreti, eve, ülkeye dönme hepsi için kalplerinde olan bir şey ama bunun koşulları var. Koşulları da ülkelerini terk etmeye yol açan sebeplerin ortadan kalkması. BM’nin resmi olarak koşullar Suriye’de henüz yok. Türkiye’de belirsiz bir dönem Suriyeli mültecilerle birlikte yaşayacağız. Zamanı geldiğinde neden dönmek istemedikleri incelenecek ya kalacaklar ya da inandırıcı sebepleri yoksa dönecekler” dedi.

Türkiye’nin daha önce yürüttüğü Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla TSK’nın güvenlik kontrolu altındaki yerleşim yerlerine bugüne değin 360 bin civarında Suriyeli'nin döndüğünü söyleyen Çorabatır, İçişleri Bakanlığı’nın verileriyle bu geri dönüşleri takip ettiklerini kaydetti. Türkiye’den başta AFAD olmak üzere sendikalar ve sivil toplum örgütlerince Suriyeliler için okullar açıldığını, sağlık kuruluşları oluşturulduğunu belirten Çorabatır, söz konusu bölgede elektrik, su gibi alt yapı inşaatı yapıldığını da anlattı.

Türkiye’de hem muhalefet hem de iktidar tarafından Suriyeliler'i geri döndürme üzerine açıklamalar yapıldığını hatırlatan Çorabatır, “Ancak BM şartları var şu anda dönüş için şartlar müsait değil. Türkiye’nin hedeflediğini söylediğini açıkladığı güvenli bölge konusunda henüz elimizde bir veri yok. Operasyon daha yeni başladı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi’nin dün bir açıklaması var. Mültecileri geri döndürmek için üç temel koşulu var. Gönüllü olması ,güvenli olması ve insan onuruna yakışır şekilde olması. Şu anda bu koşullar Suriye’nin hemen hemen bütününde henüz maalesef yok” diye konuştu.

Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’yla kendi güvenliğini ön plana alarak ABD’yle müzakere ettiği “güvenli bölge” oluşturma amacını birleştirdiğini belirten Çorabatır, “Şimdi önümüzde mültecilerin dönüşü ile ilgili nasıl bir süreç olacak? Çumhurbaşkanı’nın ‘evler kuracağız’ demeci var. Ama üç milyon insanı nasıl yerleştireceğiz, bunu pratikliği ve uluslararası kabulü gibi birçok çözülmesi gereken sorunlar var onu göreceğiz” ifadesini kullandı.

Toplantıda konuşan Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Halime Güner de, “Bütün dünyada toplumsal cinsiyet eşitsizliği son derece hakim. Ayrımcılıklar her yerde var. Ama hem kız çocuğu olarak hem yerinden göç edilmiş başka bir ülkede yaşamak adapte olmak dil konusunda sıkıntı çekmek, bütün bunları üst üste topladığınızda bu projenin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu dikkatinizi çekmek isteriz. Bu ayrımcılıklara baktığımızda kendi ülkemizde bile kaç milletvekili kadın, kaç belediye başkanı kaç kadın, kadına şiddetle ilgili rakamlar var elimizde bir yılda kaç kadın öldürüldü. Kız çocuklarının okullaşma oranı yüzde 90’lara varıyor ancak aslında devam etme oranı yüzde 20’lere düşüyor. Okullaşma oranının artması önemli çünkü kız çocuklarının zorla evliliklerinin olmayacağı ve güçlü kız çocuklarının güçlü kadınlar olarak gelecekte aile yapısıyla da ülkenin gelişimine katkı sağlamaları öngörülüyor” dedi.

Toplantıdaki Suriyeli bir sığınmacı kız çocuğu da, ilk başta ciddi sıkıntılar yaşadığını ama Türkçe öğrenince hayatının önemli ölçüde kolaylaştığını anlattı. Bir başka Suriyeli kadın sığınmacı da, kız çocuklarını burada okula gönderebildiklerini vurguladı.

XS
SM
MD
LG