Erişilebilirlik

Rusya ve İran’ın Aksine Türkiye Şam’ı Suçladı


Kazakistan’ın başkenti Astana’da yapılan Suriye konulu toplantıda, Rusya ve İran, özellikle Doğu Guta’ya Suriye Ordusu’nun askeri müdahalesini savunurken; Türkiye’nin “sivil halkın bombalanması” eleştirisinde bulundu

Rusya, Türkiye ve İran’ın garantörlüğü altında Suriye’de ateşkes (çatışmasızlık) bölgeleri oluşturulmasının yanı sıra çatışan gruplar arasında barış müzakeresi sağlamak amacıyla oluşturulan Astana Süreci’nde 8’nci toplantı gerçekleştirildi. Astana Süreci, geçen yıl 23-25 Ocak tarihlerinde birinci toplantısıyla başladığından bugüne çatışma bölgelerinde sivil halka insani yardım ulaştırılması, garantör ülkelerce çatışan gruplar arasında diyalog kurulmasına aracılık edilmesi gibi konularda müzakerelere sahne oluyor.

Astana Süreci’nde 8’nci toplantı bugün Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov’un ev sahipliğinde başladı. Abdrahmanov, Astana’nın Cenevre’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetimindeki görüşmelere katkı sağladığını belirterek, Rusya ve ABD arasında da yapıcı diyalog kurulması çağrısı yaptı. Rusya-Soçi’de 29-30 Ocak’ta yapılan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin sonuç bildirgesini desteklediklerini kaydeden Abdrahmanov, Suriye’nin gelecekteki anayasası için çalışmalara başlanması gerektiğini de vurguladı.

Bugünkü toplantı 4 Nisan’da Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak liderler zirvesine ön hazırlık olarak da gerçekleştirildi.

Rusya: “Suriye’de rejim değişimi, beylikler kurulması Astana’ya aykırı”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, garantör ülkeler olarak Astana Süreci’yle Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumayı temel amaç gördüklerini belirterek, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde çalışmalara devam edeceklerini anlattı. Lavrov, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına dayalı olarak Astana’da elde edilen gelişmeler herkesi mutlu etmiyor. Uluslararası hukuku ihlal eden, 2254 sayılı karara uymayan tarafların, Ortadoğu’nun bu önemli ülkesinde dış aktörler tarafından kontrol edilebilecek küçük prensliklerin oluşması için, Suriye’nin parçalanması ve rejimin değişmesi yönünde hareket ettiği açıkça görülüyor. Fakat bu yaklaşım Astana çalışmalarına aykırı. Eminim ki tarihin, uluslararası hukukun doğru tarafındayız” dedi.

Lavrov’un, Türkiye’nin Şam rejimine tepki gösterdiği Doğu Guta konusunda ise tam tersi yönündeki açıklamalarıyla dikkat çekti. Lavrov, Doğu Guta, Yermuk, Fua ve Kefreya, Rakka, İdlib ve Hama bölgelerinde gerginliği azaltmak için Rusya, Türkiye ve İran’ın ortak çabalarını vurguladı ancak Guta bölgesi meselesinde Şam rejimine sahip çıktı. Guta’da bazı grupları provokasyon amacıyla koruyan jeopolitik aktörler olduğunu söyleyen Lavrov, Doğu Guta’dan Şam’ı hedef alan ateşler açıldığını ve sivil ölümlere neden olunduğunu söyledi. Şam’daki Rus temsilciliklerini de ateş açıldığını anlatan Lavrov, “Şam’a karşı herhangi bahane ve asılsız gerekçeler üzerinden güç kullanılması kabul dilemez. ABD, geçen yıl kimyasal silahların kullanılması yönündeki asılsız gerekçeyle güç kullanılmıştı. Bugün yine benzer bir şekilde tehdit ediyorlar. Bu kesinlikle kabul edilemez. Doğu Guta’dan şimdiye kadar 12 bin sivil çıkarıldı, 140 ton yardım gönderildi” diye konuştu.

Lavrov, ABD’ye yönelik de eleştiriler bulunarak, ABD başkanlığındaki koalisyon tarafından yapıcı ve ılımlı muhaliflerle El-Nusra gibi teröristler arasında ayrım yapılmasını tamamlaması gerektiğini söyledi. Lavrov “ABD öncülüğündeki koalisyonun bir şekilde Doğu Guta’da yapıldığı gibi, aşırıcıların korunmaması gerektiğinin farkına varmasını ve El Nusra’nın (yeni adıyla Fetih el Şam) da aralarında bulunduğu terör örgütleriyle ismi ve görünüşü ne olursa olsun taviz vermeden mücadele etmesini umuyorum” dedi.

Astana’daki toplantı sonucu içinse Lavrov, “İstediğimiz kadar olmasa da insani konuların çözümünde önemli bir ilerleme kaydettik ve tabii ki BMGK'nın terör örgütü olarak kabul ettiği Suriye'de terörist grupların kalan kısımlarıyla sıkı ve amansız mücadeleye devam etme konusundaki kararlılığımızı teyit ettik” ifadelerini kullandı.

İran: “Şam rejimi teröristlerle mücadele ediyor”

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de, Şam rejimi tarafından Nusra Cephesi ve El Kaide’yle ilişkili diğer gruplarla mücadelede başarılar kazanıldığını söyledi. Zarif, “Astana sayesinde insanlar Suriye topraklarına geri dönmeye başladı. Suriye'de savaşın durdurulması için Astana sürecinin tek başarılı adım olduğu düşünüyoruz. (Suriye'nin geleceğinin çizileceği) Bu süreçte, yerel aktörler dış baskı olmadan kendi katkılarını sağlamalı. Umarım bu siyasi süreç Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı inancı, yabancı müdahalesinin önlenmesi ve Suriye meselesinin sadece siyasi çözüm yolu olduğuna dair ve bunun Suriye halkı tarafından yapılmasının kabulü ile şekillenir” dedi.

Türkiye: "Doğu Guta’da sivil halkın bombalanması kabul edilemez"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Rus ve İranlı mevkidaşlarının aksine Şam rejimine sert eleştirilerde bulundu. Beşar Esat güçlerince Doğu Guta’nın abluka altında tutulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Doğu Guta’da ateşkes rejimi ve 4 Mayıs 2017 muhtırasıyla uygun şekilde çatışmaların durdurulması acil bir ihtiyaçtır. Türkiye olarak terörle mücadele bahanesi altında ayırt etmeksizin sivil halkın bombalanmasının kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Halep senaryosunun Doğu Guta’da tekrar yaşanmasını önlemek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız. Teröristleri elbette etkisiz hale getirmek önemlidir. Teröristlerin herhangi bir ülke veya Rusya’nın misyonuna saldırmasını kabul etmek de mümkün değildir. Fakat buradaki teröristleri yok etmek için Doğu Guta’daki tüm sivil halkı bombalamak kadın, çocuk hepsini öldürmek, doğru bir anlayış ve strateji değil” dedi.

Rus ve İranlı mevkidaşlarından Doğu Guta’daki insani felaket konusunda özel bir strateji geliştirilmesini istediğini söyleyen Çavuşoğlu, Doğu Guta’da yaşananlara Şam rejiminin neden olduğunu savunarak, bu durumu iyileştirmek için iki dışişleri bakanı arkadaşıyla teröristler ile sivilleri ayırt etmeyi konuştuklarını dile getirdi. Çavuşoğlu, “İnsani yardımlar konusunda Rusya’nın çabalarını takdirle karşılıyoruz ama yetersiz olduğunu da vurgulamak zorundayız. Bir an önce tüm kuşatılmış bölgeleri ayırt etmeksizin insani yardımların engelsiz şekilde ulaşması için daha kararlı olmamız lazım” ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, “Sadece Doğu Guta değil, buna Fua Kefreya da dahil, Fırat'ın doğusu da dahil, siviller konusunda hassasiyetimiz var. Afrin operasyonu sırasında azami hassasiyet gösteriyoruz. Bugüne kadar sivillerin ölmemesi de bizim hassas davranışımızdan kaynaklı. Doğu Guta’dan daha önce İdlib’de de oldu, 7 yıldır maalesef değişik bölgelerde de oldu, terörle mücadele etme bahanesiyle sivillerin öldürülmesine karşıyız biz. Teröristleri etkisiz hale getirme konusunda özellikle sivillerin ağırlıklı yaşadığı yerlerde değişik stratejilerimizin olması lazım. Sivillerin etkilenmemesi gerekiyor” diye konuştu.

Astana’da ortak bildiri de açıklandı

Astana’da Rusya, İran ve Türkiye’nin dışişleri bakanlarınca imzalanan ortak yazılı bildiride ise, Suriye'deki krizin çözümüne olumlu etki yapacak görüşmelere devam edilmesi kararı vurgulandı. Bildiride, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne güçlü bağlılık ifade edilerek, hiçbir aktörün ilgili BM kararları ve Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde ifade ettiği ilkeler dışında hareket etmemesi gerektiği de açıklandı. Bildiride, en kısa sürede Cenevre’de anayasa komitesi kurularak çalışmalara başlanması gerektiği de dile getirildi.

Bildiride, gerginliği azaltma bölgelerine saygı duyulması gerektiğine de dikkat çekildi. “DEAŞ, Nusra Cephesi ve El Kaide ile ilişkili tüm diğer terör gruplarıyla mücadeleye devam edileceği” kaydedildi.

Bildiride, Doğu Guta, Yermük, Fua ve Kefreya, İdlib, kuzey Hama, Rukban ve Rakka ile ilgili olarak aldığı BM’nin 2401 sayılı kararının memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

Bu arada toplantı sonrasında Lavrov, Çavuşoğlu ve Zarif, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından da kabul edildi.

XS
SM
MD
LG