Erişilebilirlik

"Rusya-Türkiye Yakınlaşması Batı için Sorun Teşkil Etmez"


Rus uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesinden sonra Türkiye’yle Rusya arasındaki ilişkiler gerilmişti. Zamanla düzelen ilişkiler karşılıklı ziyaretlerle düzeldi. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un suikaste kurban gitmesinin ardından İran, Türkiye ve Rusya arasında Suriye görüşmelerinin iptal edilmemesi, Moskova’nın, Türkiye’yi kendi safına çekme çabası olarak niteleniyor. Peki Rusya bu amacında başarılı olur mu? George Mason Üniversitesi’nden Profesör Deitz, Putin’in Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini en azından zayıflatabileceğini şu şekilde savundu:

“Bu soruyu cevaplamak için tarihte biraz geriye gitmek gerekiyor. Hepimizin bildiği gibi Türkiye, yıllardır güvenilir ve çok önemli bir NATO müttefiki. Türkiye, NATO ittifakına çok büyük katkılarda bulundu. Üslerini NATO’ya açtı ve NATO, Rusya’nın bölgedeki faaliyetlerini izleyecek elektronik bir pencereye sahip oldu. NATO üyeleri, özellikle de Amerika, Türkiye’nin desteğinden memnunluklarını devamlı dile getirdi. Rusya Türkiye’yi NATO’dan koparmak ve Türkiye ile daha yakın işbirliği yapmak istiyor. Aslında tarihsel olarak Rusya ve Türkiye arasında süregelen bir güvensizlik var. Rusya ve Türkiye bu güvensizliği nasıl aşacaklar bilmiyorum ancak Putin’in Türkiye ile Batı arasındaki ilişkiyi yıpratmaya ve zayıflatmaya çalıştığı bir gerçek.”

Yıllardır NATO üyesi olan ve Avrupa Birliği’ne girmek için çabalayan Türkiye’nin Batı’yla ilişkisi son yıllarda neden kötüye gitti? Profesör Deitz, Türkiye’nin aslında Batı’yla ilişkileri kopararak Rusya’yla yakınlaşmadığını, aksine her iki tarafla da yakın ilişkide olmak istediğini belirtiyor. ​

“Türkiye son yıllarda Batı ülkeleri tarafından sevilmediğini hissediyordu. Soğuk Savaş döneminde bazı ülkeler Amerika ve Rusya ile aynı zamanda yakın ilişkiler yürüterek çıkarlarını korumaya çalışıyordu. Mısır lideri Nasır, hem Sovyetler Birliği hem de Amerika’yla yakın ilişkileri koruma açısından bir dahi olarak anılır. Bence Türkiye de şimdi bunu sağlamaya çalışıyor. Türkiye’nin uzun bir zamandır Avrupa Birliği’ne girmek istediğini biliyoruz. Ancak Suriye sorunu devam ediyor ve Türkiye’nin Batılı müttefiklerinden farklı düşündüğünü görüyoruz. Erdoğan da, Avrupa Birliği’nden duyduğu hoşnutsuzluğu açıkça gösteriyor.”

Türkiye’nin, Rus Büyükelçisi’ne yapılan suikastı Rus yetkililerle birlikte soruşturacak olması, Amerika’da nasıl yankı buldu? Profesör Deitz, yanlış adımlar atılırsa Türkiye’nin Amerika ve Batı’dan koparak giderek Rusya’ya daha çok yakınlaşacağı kaygısı taşıdığını söyledi.

“Türkiye’nin Batı ile olan ilişkilerinin tekrar rayına oturacağını düşünmeme rağmen ben de bu kaygıyı taşıyorum. Okul yıllarımda Stratejik Sorunlar üzerine aldığım derste hocam devamlı olarak haritayı göstererek ‘haritaya bakın, Türkiye’yi esas alarak haritayı inceleyin,’ derdi. Rusya’nın Türkiye’yi neredeyse sardığını görüyoruz. Kuzeyde Rusya, doğuda İran ve güneyde de Suriye var. Bence Türkiye, Rusya’nın Kırım’ı işgaline bakarak sorun çıkarmaya çalışabileceğini biliyor, adımlarını dikkatli atıyor. Bunun yanında da batıya Avrupa Birliği üyeliği ve Suriye konularında baskı uygulama fırsatı yakalamış oluyor.”

Peki batının ve özellikle Amerika’nın Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasını önlemek için yapabileceği bir şey yok mu? Deitz’in bu konudaki görüşleri şöyle:

“Batının elinde güçsüz bir kart olduğunu düşünüyorum. Avrupa Birliği, Suriye’den gelecek göçmen sayısını azaltmak istiyor. Göçmenlerin sorumluluğu da sadece Türkiye’nin omuzlarına bırakıldı. Türkiye, AB ve ABD’nin yaptığı baskıdan hoşnut değil. Kolay olmasa da bence bütün bu sorunlar çözülebilir. Ancak yakında ABD’de yeni bir yönetim göreve başlayacak ve Trump kabinesinin nasıl bir politika izleyeceğini kimse öngöremiyor. Eski kabinenin görevi yeni kabineye devrettiği bu süreçte Amerika’dan önemli bir adım beklemek hata olur.”

Trump göreve başlamadan önce Amerika’nın artık her uluslararası olaya müdahale etmeyeceğini, tarafların kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini söylerken, Amerika için en büyük tehdidin IŞİD olduğunu belirtti. Peki Amerika, uluslararası arenada liderlik rolü oynamadan IŞİD tehlikesini nasıl bitirebilir? Profesör Deitz’e göre, bölge sorunlarını iyi bilen bir liderin Türkiye ile ilişkileri geliştirip Türkiye’ye daha fazla sorumluluk vermesi gerekir.​

“Trump’ın neler yapacağını tahmin etmek zor çünkü Trump kampanyası boyunca hiçbir konuda istikrarlı bir tavır sergilemedi. Tillerson’un Dışişleri Bakanı olacağını açıklaması bence isabetli ancak Tillerson’un ne kadar başarılı olabileceğini şimdiden söyleyemeyiz. Bildiğim tek şey IŞİD’i Türkiye’nin desteği olmadan yenemeyeceğimiz. Eğer Türkiye Batı’nın yanında yer almazsa IŞİD’i yenmek çok zor olur.”

George Mason Üniversitesi’nden Profesör Deitz’e göre Vladimir Putin aslında hiç iyi olmayan kartlarla çok iyi poker oynayabilen bir lider. Deitz, Putin’in, şimdi de Türkiye üzerinde oyunlar oynamaya çalıştığını, ancak Türk yetkililerin bu durumun farkında olduğunu umduğunu söyledi. ​

XS
SM
MD
LG