Erişilebilirlik

Güvenli bölge planlarının hayata geçirilmemesi, Türkiye ve Avrupa’ya kaçan mülteci sayısında artışın devam etmesi anlamına geliyor.

Şimdiye kadar yaklaşık 2 milyon Suriyeli mülteci kabul eden Türkiye, uzun bir süredir Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge oluşturulmasını istiyor.

Neredeyse beş yıldır devam eden iç savaşta şimdiye kadar 250 binden fazla kişinin ölmesine rağmen, Suriye’deki krizin yakın bir zamanda çözülmesi beklenmiyor.

Geçtiğimiz Temmuz ayında Ankara, Suriye’deki iç savaşın içine çekilmekten kaygı duyan Obama yönetimini uçuşa yasak bölge projesine destek vermeye ikna etti. Türkiye Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması konusunda Amerika’yla anlaştığını açıkladı. Ancak Washington, güvenli bölgenin Türk hükümeti ve Suriyeli muhalefet liderlerinin istediği gibi geniş kapsamlı değil sadece IŞİD militanlarına karşı oluşturulacağını belirtti.

Buarada Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını güçlendirmesi ve daha sonra da IŞİD’e karşı koalisyona katılması, güvenli bölge projesinin hayata geçirilmesi konusunda soru işaretlerine yol açıyor. Merkezi Washington’da bulunan Demokrasileri Koruma Vakfı’ndan Ortadoğu uzmanı Jonathan Schanzer, Esat’ın Suriye’de yaptığı katliamı durdurmak için alınması planlanan bütün önlemlerin rafa kalktığını söylüyor:

“Bu önlemler arasında, Türkler’in ısrarla savunduğu güvenli bölge de var. Ülkedeki Rus askeri varlığı ve savaş uçaklarının operasyonlara katılması, Esat’a daha önce sahip olmadığı bir güvence veriyor. Esat’ın düşmanları şimdi, Vladimir Putin’in oyunun yeni kurallarını belirlemesini bekliyor.”

Amerika’nın Sesi’ne konuşan bir NATO yetkilisi, güvenli bölgeyle ilgili en büyük kaygının, Amerika liderliğindeki koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarıyla Suriye veya Rus hava kuvvetlerine ait savaş uçakları arasında kaza veya çatışma meydana gelmesi olduğunu söylüyor. Yetkili, hava sahasının sınırlı olduğunu ve koalisyonun bölgedeki hedeflerinin Suriye hükümeti veya Moskova’nın hedeflerinden farklı olduğunu vurguluyor.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, Suriye’deki hedefinin IŞİD’le mücadele etmek olduğunu söylese de, Suriyeli isyancılar ve Batılı yetkililer Moskova’nın asıl amacının Şam’ı yönetimini desteklemek ve Suriye lideri Beşar Esat’ı devirmek isteyen isyancılara saldırmak olduğunu düşünüyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantıları için gittiği New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun mülteci krizi konusundaki çabaları arttırması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, mülteci akınını önlemenin tek yolunun, IŞİD ve Suriye rejiminin şiddetinden komşu ülkelere kaçan Suriyeliler için kendi ülkelerinde güvenli bir bölge yaratmak olduğunu savundu.

Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Halit Hoca New York’ta dünya liderleriyle yaptığı ikili görüşmelerde Esat rejiminin hava saldırılarına karşı güvenli bölge talebini yineledi.

İsyancılar ve uluslararası insan hakları örgütleri, Esat’ın savaş uçaklarının, sivil kayıpları arttırmak için özellikle yerleşim bölgelerini hedef aldığını söylüyor.

Muhaliflerin lideri Halit Hoca, güvenli bölgenin haftada 200 Suriyeli vatandaşın hayatını kurtaracağını ve mülteci akınını yavaşlatacağını vurguladı. Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı, güvenli bölgenin IŞİD’le mücadeleye de destek olacağını ve ülkedeki siyasi geçiş dönemini kolaylaştıracağını savundu.

Güvenli bölge önerisi gündeme geldiğinden beri Amerika ve Türkiye arasında anlaşmazlığa neden oluyor. Ayrıca IŞİD’in güvenli bölge olarak tanımlanması planlanan kent ve kasabalara saldırıları yoğunlaştırması durumu daha da karmaşık hale getirdi. Uzmanlar, güvenli bölgenin IŞİD militanlarının kara saldırılarından korunmasının çok zor olduğunu söylüyor.

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kentinde yaşanan çatışmalar, ülkedeki krizin çok karmaşık bir iç savaşa dönüştüğünü gösteriyor. Bölgedeki muhalif grupların bazılarını Batı desteklerken diğerlerini de Türkiye ve Körfez ülkeleri destekliyor. Ayrıca, kentte iki rakip cihatçı örgüt sürekli çatışıyor. Koalisyonun hava saldırıları IŞİD’i hedeflerken, Esat rejimine ait savaş uçakları isyancıların kontrolundaki kasabaları bombalıyor.

Amerikalı ve Türk yetkililer, güvenli bölgenin karadan korunması için hangi isyancı milis gücüyle işbirliği yapacaklarına henüz karar vermediklerini söylüyor. Ankara, Washington’un mesafeli durduğu İslamcı milis gücü Ahrar El Şam’ı tercih ediyor. Ahrar El Şam, El Kaide uzantısı El Nusra örgütünün müttefiki olarak biliniyor.

Öte yandan, New York’taki BM toplantılarına katılan Fransız liderler de güvenli bölge için baskı yapıyor. Fransız Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, gazetecilere yaptığı açıklamada “Batılı yetkililerin güvenli bölgenin korunması için neler yapılabileceğini araştırdıklarını” söyledi.

XS
SM
MD
LG