Erişilebilirlik

Hükümetin Salı günü TBMM’ye sunduğu yasa tasarısıyla müftülüklere resmi nikah kıyma yetkisi verilmesini amaçlaması, Türkiye’de kadın hakları ve laiklik açısından tartışılıyor.

AKP hükümetinin hazırladığı “Nüfus Hizmetleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, Salı günü TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu’nun gündemine alınması planlanan tasarı, İçişleri Bakanlığı’nın nüfus işleri ve yabancılara kimlik numarası verilmesi gibi konuları düzenliyor. Ancak tasarıdaki en dikkat çekici değişiklik, belediyelerde (köylerde, muhtarlarda) ve yurt dışında elçilik veya konsolosluklara ait olan resmi nikah kıyma yetkisiyle ilgili görünüyor. Tasarıdaki 6. maddeye göre, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun resmi nikaha ilişkin 22’nci maddesine, İçişleri Bakanlığı’nın evlendirme yetkisi verebileceği resmi birimler arasına “il ve ilçe müftülükleri” ibaresi ekleniyor.

Tasarı bu haliyle yasalaşırsa il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmiş olacak. Müftülükler aracılığıyla da imamlar resmi nikah kıyabilecek.

Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve medeni hukuk alanında uzman Prof. Dr. Ahmet Mithat Kılıçoğlu’na göre, resmi nikah konusunu Türk hukuk sisteminde “laiklik” ilkesi çerçevesinde ele almak gerekiyor.

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Tülay Çelikyürek de, hukuken müftülüklere resmi nikah yetkisi verilmesini anayasadaki “laiklik” ilkesinin yanı sıra kadın haklarında geriye gidiş olacağı için karşı çıkıyor.

Laik hukuk sistemine aykırı görülüyor

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ahmet Mithat Kılıçoğlu, öncelikle tasarıyı “laik hukuk sistemi” açısından yorumladı. Laik hukuk sistemini Cumhuriyet’in kazanımı olarak değerlendiren Kılıçoğlu şöyle konuştu:

“Cumhuriyetle birlikte laik hukuk ilkesi kabul edilmiş. Ülkemiz için devrimdir. En önemli yansıması, Türk hukuk sisteminin laiklik esasına dayalı hale dönüştürülmesi ve şer-i hukuk yani dini esaslara dayalı sistemin geride bırakılması olmuştur. Bununla birlikte Türk kadını için devrim niteliği anlamındaki, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki şer-i hukuk esaslarına dayalı dini nikah sistemi yerine Türk kadınına kişiliğini kazandıran, evlilik halinde kocasıyla eşit birey olma hakkı tanıyan evlendirme memurlarınca nikah kıyılması kabul edilmiştir. Medeni Kanun ve şu anda tartışılan Nüfus Hizmetleri Kanunu, 92 yıldan beri dini nikah törenini yasaklamış değildir. Medeni Kanun, resmi evlilik yapıldıktan sonra dini tören yapılabileceğini öngörmüştür. 4 Ekim 2016’dan bu yana ülkemizdeki sistem şudur; Resmi evlilik, devletin resmi memurlarınca gerçekleştirilir; Dini tören ise, din adamlarınca gerçekleştirilir. Herkes dini inançlarına göre resmi evlilik yapıldıktan sonra dilerse dini tören yapabilir. Vatandaşımız buna dini nikah diyor ama aslında Medeni Kanun’a göre tek nikah vardır ve o da resmi nikah. Sonrasındaki sadece dini tören olarak kabul edilmeli. Eğer siz, resmi nikah kıyacaklar arasına din adamlarını da eklerseniz hukuk sistemizde özü ve sözü ile bağdaşmayan bir değişiklik yapmış olursunuz. Nasıl resmi evlendirme memurları dini tören yapamıyorsa din adamlarının da resmi nikah yapması isabetli olamaz.”

Medeni Kanun’un bu temel ilkesini Anayasa’nın 174’ncü maddesiyle güvence altına alındığını da söyleyen Kılıçoğlu, Anayasa göre de resmi nikah yapılmadan dini nikah yapılamayacağını vurguladı.

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Tülay Çelikyürek de, tasarıyla imamlara evlendirme yetkisi verilmesini hem kadın hakları hem de laiklik ilkesi nedeniyle asla kabul etmeyeceklerini söyledi. Çelikyürek, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Kılıçoğlu gibi anayasaya aykırılığa dikkat çekiyor. Anayasa’nın 174’ncü maddesinin 4’ncü fıkrasıyla inkılap kanunlarının değiştirilemeyeceği yönünde hüküm bulunduğunu belirten Çelikyürek, “İnkılap kanunları içerisinde yer alan evlilik akdinin, evlendirme memurları önünde yapılacağına ilişkin hüküm vardır. Anayasamızda evlendirme memuru önünde nikah yapılacağı esastır. Din memuru önünde evlendirme yapılması buna aykırıdır. Tasarı yasalaşırsa, hukuk birliği ortadan kalkacaktır. Ayrıca Medeni Kanun ile kadınların elde ettiği kazanımlar da kaybedilecektir” görüşünü aktardı.

Çelikyürek, tasarıdaki bu hüküm yasalaşırsa Anayasa Mahkemesi’nin bunu iptal etmesi gerekeceğini de ifade etti.

Gayrimüslim vatandaşlar açısından haksızlık mı?

Prof. Dr. Kılıçoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde laiklik ilkesi gereğince evlendirme işi ile dini evlilik töreni arasında ayrım yapıldığını söyledi. Bunun Medeni Kanun’un yürürlüğe konulduğu 4 Ekim 1926’dan itibaren de uygulandığını vurgulayan Kılıçoğlu, “Evlenme devletin resmi işidir. Laik hukuk devletini benimsemiş bir ülkede her tür dini inançtan kişiler olabilir. Evlendirme memuru olan kişiler, sadece İslam dinine mensup Müslümanları değil bu ülkedeki gayrimüslimler olarak adlandırdığımız diğer dinlere mensupları da evlendirmektedir. Müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesi, gayrimüslim vatandaşlar açısından ayrışmaya yol açacaktır. Evlendirme işlemi, devletin resmi işi. Kanun koyucu 92 yıl önce devletin resmi işi ile vatandaşın kendi inancına göre dini tören yapma işini ayırt etmiştir. Eğer bu değişiklik gerçekleşirse vatandaşlar arasında kamplaşmaya yol açacaktır” dedi.

Hukukçular ihtiyaç gerekçesine de karşı çıkıyor

"Devletin resmi memurları yeterli iken, 92 yıldır hiçbir yakınma olmamışken böyle bir ihtiyaç olduğu iddiası anlaşılır değil" diyen Kılıçoğlu, evlendirme işlemlerinde bugüne değin hiçbir sıkıntı yaşanmadığı görüşünü yineledi.

Tasarı gerekçesinde "evlendirme işlemini kolaylaştırmaktan" söz edilmesini değerlendiren Çelikyürek, Türkiye’de bugüne değin evlendirme işlemlerinde sorun yaşanmadığını söyledi. Çelikyürek, “Umuyoruz tasarıdaki hüküm geri çekilecek veya yasalaşması yolunda çaba sarf edilmeyecektir. Müftülüklere yetki verilmesine ihtiyaç da yoktur. Bilindiği üzere evlendirme yetkisi, köylerde muhtarlara ve belediye yönetimindeki yerleşim yerlerinde ise belediyelere ait. Dolayısıyla müftülükleri bu işe dahil etmek din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılması demektir. Atatürk’ün vazgeçilmez ilkesi laiklikten vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Tasarı gerekçesine baktığımızda vatandaşlarımızın evlendirme işlerini kolaylaştırmak, daha seri şekilde hizmet almalarına sağlamak ancak böyle bir ihtiyaç yoktur. Zaten çok kolaydır. Bu işe müftüleri dahil etmek doğru değildir” dedi.

Tasarıyla dini evlendirme törenini resmi nikah haline getirmenin amaçlandığını belirten Çelikyürek, “Halkımız dini duyarlılığa sahip, bu durum malum. Eğer tasarı yasalaşırsa belediyelere sahip yerleşim yerlerinde müftülükleri müracaat edilecek artık evlendirme işlemi için. Bunun sonucunda halkın arasında belediye görevlisiyle evlenen ve müftüyle evlenen diye ayrımlar ortaya çıkacak. Bu durumda, çocuk yaşta evlilik oranı da artacaktır. Dolayısıyla kadına karşı şiddetin çığ gibi büyüdüğü ve çocuklara istismarın arttığı ortamda buna neden ihtiyaç duyulduğunu anlamak mümkün değildir” diye konuştu.

Son olarak Çelikyürek, “Hükümete bu garabeti geri çekin” çağrısı yaptıklarını da sözlerine ekledi.

Muhalefet de tepkili

Meclis’te tasarıya ilişkin ilk tepkiler de muhalefet partilerindeki kadın milletvekillerinden geldi.

TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi ve CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer de, “Amaç laikliğin içini boşaltmaktır. Adım adım sosyal hayat dini kurallara göre biçimlenmeye çalışılıyor, çocuk evliliklerine yasal kılıf hazırlanıyor, çocuk evliliklerinin önündeki son bariyer yıkılmaya çalışılıyor. Türkiye’de 81 ilde, 919 ilçede evlendirme daireleri bulunmaktadır. Binlerce evlendirme memuru vardır. 18 binden fazla köy muhtarı da nikah kıyabilmektedir. Bunlar yetersiz mi kalmıştır da böyle bir düzenleme ihtiyacı doğmuştur? Böyle bir eksiklik olmadığı bilinmektedir. Yani bu ihtiyaçtan doğan bir düzenleme değil İktidarın keyfiyetidir” dedi.

CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, “Çocuklara din ve devlet eliyle kötülük etmeyin. Müftülüklere verilen nikah yetkisi, çocuklara yönelik cinsel istismarı artırır, sorunu büyütür” mesajını paylaştı.

AKP’den savunma geldi

Öte yandan tasarıyı savunmak amacıyla erkek vekillerden AKP Denizli Milletvekili Cahit Özkan bir açıklama yaptı. Özkan, “Bir papazın önünde bir hahamın önünde evlilik yapınca geçerli oluyor, yine bir resmi memurun önünde yapılınca evlilik geçerli oluyor, bizim de milletimizin ve medeniyetimizin geleneklerinden süzülen ve toplumunda hakkını hukukunu koruyacak bir düzenleme olduğu taktirde buna da saygı duyulması lazım” dedi.

TBB Başkanı da yazılı açıklama yaptı

Bu arada Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da tasarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Dini nikaha karşı olmadıklarını vurgulayan Feyzioğlu, “Toplum bölünecektir. Müftülere nikah kıydıranların ne kadar dindar (olduğu), belediyelere nikah kıydıranların ise dinsiz olduğu teması işlenecektir. Toplumumuzun karşı karşıya olduğu farklı kırılma hatları, bu defa doğrudan doğruya toplumun bel kemiği olan aile kurumunun içine girecektir. Masumane gibi görünen gerekçelerle takdim edilen müftülük nikahının resmileşmesi ise laik düzeni doğrudan tehdit etmektedir” görüşlerini paylaştı.

Facebook Forum

XS
SM
MD
LG