Erişilebilirlik

Popülizm AB'nin Sonunu mu Getirecek?


Fransa’da Emmanuel Macron’un cumhurbaşkanı seçilmesi, Ulusal Cephe’nin aşırı sağcı lideri Marie Le Pen’in seçimleri kazanmasından ve Fransa’yı Avrupa Birliği’nden uzaklaştırmasından korkan Batılı ülkeleri rahatlattı. Bu arada Avrupa Birliği’nin geleceği belirsizliğini koruyor. İngiltere Brexit yani Avrupa Birliği’nden ayrılma sürecine girmiş durumda. Ayrıca, Avrupa kıtasındaki popülist ve AB karşıtı sesler de giderek yükseliyor. Washington’daki önde gelen uzmanlar, Avrupa’nın durumunu ve geleceğini Amerika’nın Sesi’ne değerlendirdi.

Avrupa Birliği, 28 Avrupa ülkesi arasında kurulan, özgün bir ekonomik ve siyasi ittifak. Yaklaşık 510 milyon nüfuslu Avrupa Birliği, dünyanın en büyük ekonomisini oluşturuyor. Avrupa Birliği, küresel etkisi nedeniyle yükselen bir süper güç olarak tanımlanıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, ekonomi ve güvenlik alanında Amerika’nın Marshall Planı tarafından desteklenen Avrupa Birliği projesi, yüzyıllarca savaş ve rekabetle kavrulan Avrupa kıtasına 70 yıldır süren bir huzur ve refah getirdi.

Walter Russell Mead, Hudson Enstitüsü’nde dış politika uzmanı:

“AB, birçok açıdan Amerikan dış politikasının en büyük başarısı. Amerika’ya dünyanın nasıl görünmesini istersiniz diye sorarsanız, ‘Avrupa gibi’ cevabını alırsınız. Yani hukukun üstünlüğü altında yaşayan, aralarında ticaret ve dolaşım serbestliği olan, insan haklarına saygılı, demokratik toplum devletleri gibi.”

Ancak Mead’e göre Avrupa bugün ciddi sorunlar yaşıyor ve yönünü kaybetmiş görünüyor: “Nedeni ister mülteci ister Euro krizi olsun, sonuçta Avrupa’da sorun var. Eğer Avrupa Birliği, daha iyi bir örgütlenme modeli yaratmayı ve hedeflerine doğru ilerlemeyi beceremezse, çözülmeler başlar ve birlik dağılır.”

Avrupa uzmanı Charles Kupchan’a göreyse, Avrupa’nın bugünkü sorunları, küreselleşmeden kaynaklanıyor. Kupchan, küreselleşmenin refah sağlamakla birlikte, dünyanın en zengin ülkelerinde eşitsizliği, demografik ve kültürel sorunları arttırdığını söylüyor: “İngiltere, Fransa ve İtalya’da halkın büyük bölümü, sistemin kendilerine yarar sağlamadığını düşünüyor ve frene basmak istiyor.”

Kupchan, orta sınıf Avrupalılar’ın, liberal uluslararası düzene ve bu düzenin kurumlarına olan inancını kaybederek sistem karşıtı siyasetçilere yaklaştıklarını ve geleceğin hala belirsiz olduğunu söylüyor: “Liverpool’daki orta sınıf İngilizler veya Milan’daki orta sınıf İtalyanlar, 2025 yılında nasıl geçinecek? Kimse bu sorunun cevabını bilmiyor.”

Mead, popülist eğilimler daha da yayılırsa, Avrupa’nın karanlık geçmişindeki kargaşaya geri dönebileceği öngörüsünde bulunuyor: “Avrupa Birliği’nin başarısız olması, Amerika ve dünyanın geri kalanı için 21’inci yüzyılın geleceğiyle ilgili büyük bir soru işareti yaratır.”

Mead’e göre, Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerini kimin kazandığı değil, 60 yıllık Avrupa Birliği projesinin, tek bir üye ülkede yapılan seçimle sorgulanacak kadar zayıflaması önemli. Bundan sadece 10 yıl önce imkansız olan AB’nin dağılmasının, bugün gerçeğe dönüşme riski olması, Avrupa ve dünya için ciddi bir sorun oluşturuyor.

XS
SM
MD
LG