Erişilebilirlik

"Pandemi Göçmen Akınında Rekor Düşüşe Yol Açtı" 


(ARŞİV) Akdeniz'i tekneyle geçen göçmenler İtalya'nın Lampedusa Adası'nda çitlerin ardında bekliyor

Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD, Covid-19 krizi nedeniyle, 2020 yılında yaşanan göçmen akınında rekor düşüş yaşandığını açıkladı. Örgütün 2021 Göç Raporu'nda, OECD ülkelerine geçen yıl 3,7 milyon kişilik göçmen akışıyla, yüzde 30 oranında gerilemenin olduğu belirlendi. Raporda, Suriyeli göçmenlerin Türkiye'de istihdam alanında etkilerinin çarpıcı olduğu ancak daha çok kayıtdışı istihdam alanında kayıplar yaşandığı belirtildi.

Avrupa'da yükselen sağın öne sürdüğü, "Göçmenler bizim işimizi elimizden alıyor" iddiasını çürüten raporda, son yıllarda yaşanan göçmen akınının Avrupa istihdam ve ekonomisi üzerindeki etkisinin "çok zayıf" olduğu tespitlerine de yer verildi.

Merkezi Paris'te bulunan OECD'nin genel sekreteri Mathias Cormann, AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson'un da katıldığı çevrimiçi basın toplantısıyla OECD 2021 Göç Raporu'nu açıkladı. Raporda yer alan verileri özetleyen Cormann, Corona virüsünün yol açtığı pandeminin, son 10 yılda göçmenlerin istihdamı açısından yaşanan iyileşmeye son verdiğini dile getirdi.

Cormann, göçmenlerin, diğer çalışanlara oranla pandemiden daha orantısız ve sert şekilde etkilendiğini kaydederek, "Göç rakamlarının 2019 seviyesine yeniden ulaşması zaman alacak. Buna 2021'de bir toparlanmanın olduğu ülkeler de dahil. Geçtiğimiz yıl OECD üyesi olan 25 ülkeye 3,7 milyon göçmen geldi. Bu, 2003 yılından bu yana yaşanan en düşük sayı. OECD'ye göç akışı oranında, eşi görülmeyen bir çöküşle, yüzde 30 oranında gerileme yaşandı" dedi.

Raporda bu gerilemenin daha da büyük oranda olabileceği, tüm kalıcı göç kategorilerinde düşüş yaşandığı da vurgulandı. Statü değişikliği hesaba katılmazsa, göç akışlarındaki düşüşün büyük ölçüde yüzde 50'yi aştığı belirtildi. Rapora göre, ülkede doğan işçilere oranla, göçmenler daha çok vergi ödemelerine rağmen, daha yüksek oranda işsiz kaldı.

ABD hala en çok göç alan ülke

Rapora göre, OECD ülkeleri arasında hala en çok göç akını yaşanan ülke ABD. ABD'ye 2020 yılında 576 bin yeni göçmen girdi, ancak bu rakam önceki yıllara oranla yüzde 44 geriledi. Göçmenlerin en çok gittiği 5'inci OECD ülkesi olan Fransa'da ise, geçen yıl gelen 243 bin göçmen ile yüzde 21 oranında düşüş yaşandı.

Tüm kalıcı göç kategorilerinde düşüş kaydedilirken, en büyük düşüş, en büyük göç gerekçesi olan "aile göçü" kategorisinde tespit edildi. Pandemi nedeniyle 2020'de aile göçü de yüzde 35 geriledi.

"Geçici iş gücü göçü" kategorisinde, 2020'de mevsimlik tarım işçileri kategorisinde sadece yüzde 9'luk düşüşle önemli bir istisna yaşandı. OECD üyesi zengin ülkelerin çoğunda, hasat ve tarım alanları, sağlık krizine rağmen gerekli işgücü alanı olarak belirlendi. En çok ABD 213 bin, Polonya 137 bin mevsimlik işçi göçü aldı. Bu iki ülkede mevsimlik işçi sayısı 2020'de de pandemiye rağmen yükselmeye devam etti.

İlk kez pandeminin göç üzerindeki etkisini ölçebilen OECD, Covid-19 salgını boyunca, göçmenlerin işgücü piyasasındaki sürekli iyileşme eğiliminin sona erdiğini tespit etti. Ortalama olarak, 2020 yılında göçmenlerin 3'te 2'si bir işte çalışırken, bu rakam bir yılda yüzde 2 oranında geriledi.

Basın sunumuna katılan OECD Göç Masası Şefi Jean-Christophe Dumont, "Kriz sırasında insanları istihdamda tutmak için çok önemli çabalar sergilendi hükümetler istihdamı fonladı. Bu nedenle düşüş nispeten yumuşak diyebiliriz. Ancak, otel ve restoran sektörleri pandemiden en çok etkilenen sektörler olduğu için, hala göçmenler en savunmasız nüfus grubu olmaya devam ediyor. Krizin istihdama etkisinin ötesinde, ülkelerin kurtarma planlarının, göçmenleri de içine alacak şekilde kapsayıcı olması gerekiyor" dedi.

Göçün Türkiye'de istihdam ve ekonomiye etkisi

Raporun 3'üncü bölümünde yer alan "Son dönemdeki mülteci akınının ülke ekonomi ve istihdamlarına etkisi" başlığı altında Türkiye ve Suriyeli mültecilerin etkisi sık sık örnek verildi. Türkiye'ye 2011'den beri Suriyeli mülteci akını yaşandığı belirtilen raporun Türkiye başlığında, "halihazırda Türkiye'nin evsahipliği yaptığı Suriyeli sayısının, 2014 yılı Ocak ayından bu yana tüm AB ülkelerinde ağırlanan toplam göçmen sayısının iki katından fazla" olduğunun altı çizildi. 2018 yılı Mart ayında, Türkiye'de yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli'ye geçici koruma sağlandığı, bunların arasında, AFAD'a bağlı mülteci kamplarında yaklaşık 240 bin kişinin yaşadığı; bu kampların dışında, Suriyeli mültecilerin şu anda birkaç sınır kasabasının nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu temsil ettiği belirtildi. İstanbul ve Ankara gibi büyük metropollerin yanı sıra Ege Denizi kıyı şeridinin de iş arayan çok sayıda mülteciyi çektiği vurgulandı.

Suriyeli mültecilerin çoğunluğunun kayıtdışı işlerde çalıştığı belirtilen raporda, "2018 yılı Mart ayı itibariyle, ülkedeki toplam çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık yüzde 3'ünü temsil eden 1,9 milyon çalışma yaşındaki Suriyeli mülteci Türkiye'ye yerleştirildi ve bu nüfusun çok daha büyük bir kısmı sınır kasabalarında, İstanbul ve Ankara'da. Çalışma izni almadaki kısıtlamalar nedeniyle, istihdam edilen Suriyeli mültecilerin çoğunun Türkiye'de oldukça gelişmiş olan kayıtdışı sektörde (toplam istihdamın yaklaşık %20'si) çalıştığı tahmin edilmektedir" denildi.

Son zamanlarda yapılan birkaç çalışma, Suriyeli mültecilerin genel olarak Türkiye ekonomisi ve özel olarak işgücü piyasası üzerindeki etkisini tahmin etmeye çalıştı. Göçün Güneydoğu sınır bölgesindeki nüfusun istihdam sonuçları üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu belirlendi. "Araştırmalar, kayıtlı istihdam biraz artmış olsa da, mülteci akınının kayıtdışı çalışanlar arasında önemli iş kayıplarına yol açtığını gösterdi. Ayrıca dezavantajlı grupların (kadınlar, genç işçiler ve düşük eğitim düzeyine sahip işçiler) daha fazla etkilendiğini ve Türkiye işgücü piyasalarında kayıtdışı istihdamın yaygınlığının işgücü akışlarının olumsuz etkisini arttırdığını tespit etti. Düşük eğitimliler ve kadınlar net iş kayıpları yaşıyor" ifadelerine yer verildi.

Mültecilerin Avrupa istihdamına etkisi zayıf

Raporda, Avrupa'da yükselen aşırı sağ siyasetçilerin, "göçmenlerin Avrupa halkının işini elinden aldığı" iddialarını da açıkça çürüten bilgilere yer verildi. "Tarihsel verilerin, OECD ülkelerine akın eden göçmenlerin, hedef ülkelerde doğan kişilerin mesleki gelişimleri üzerinde ulusal düzeyde genellikle çok az etkisi olduğunu göstermektedir" denildi. Yerel düzeyde veya belirli bazı demografik alt gruplar için, özellikle mülteciler ve ülkede doğanlar aynı işler için rekabet ettiğinde, mülteci akınının olumsuz bir etkisi olabileceği belirtilerek, "Örneğin, Suriyeli mültecilerin kayıtdışı sektördeki Türk işçileri saf dışı ettiği Türkiye'de durum böyledir" ifadesine yer verildi.

İddiaların aksine, genel olarak Avrupa ülkeleri için, son mülteci akışlarının çalışan nüfus üzerindeki tahmini göreli etkisinin "son derece küçük" olduğu, 2020 yılı Aralık ayı itibariyle bu etkinin yüzde 1'in de altında olduğu ortaya çıktı. Avrupa ülkelerinin yaklaşık yarısında, 2020'nin sonunda yaşanan son mülteci girişlerinin, işgücü üzerinde neredeyse "hiçbir etkisi olmayacağı" ve diğer Avrupa ülkelerinde de bu etkinin "orta düzeyde" kalacağı da öngörüldü. Avusturya, Yunanistan ve İsveç'te bu etkinin daha büyük olacağı, en çok göçmen alan Almanya'da ise göçmenlerin, çalışan nüfus üzerinde yüzde 0,8'lik bir artış yarattığı tespit edildi. Göçmenler için istihdama erişim zaman aldığından, işgücündeki artışın, istihdamdan çok işsizlik oranını arttırdığı belirtildi.

Avrupa'ya yaşanan göç akışını izleyen AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson da "Pandeminin bir olumlu yönü varsa, o da işgücü piyasasında göçmenlere ihtiyacımız olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymasıdır" dedi. Ancak düzensiz, yasadışı istihdam ile de mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Johansson, "Göçmenlerin gerçekten tehlikeli koşullarda çalışmaktan, yeterince ücret alamamaktan zarar gördüklerini biliyoruz. Kayıtsız yasadışı çalışan göçmenlerin Avrupa işgücü piyasasının yüzde 17'sini oluşturduğunu tahmin ediyoruz" diye konuştu

XS
SM
MD
LG