Erişilebilirlik

OHAL’de Yeni Mağduriyetler Tartışılıyor


Hükümetin mağduriyetleri giderme iddiasıyla oluşturduğu OHAL İnceleme Komisyonu, hala dosya incelemelerine başlamadı. Diğer yanda ise OHAL çerçevesinde yeni uygulamalar dikkat çekiyor.

OHAL İnceleme Komisyonu’na yapılacak itiraz başvuruları kapsamına, Fethullah Gülen’e yakınlığıyla tanınan medya kuruluşları alındığı halde, muhalif veya Kürt siyasi hareketiyle bağlantılı medya kuruluşlarına itiraz hakkı tanınmadığı ortaya çıktı. Kamu görevlerinden ihraç edilenlere de eğitim alma hakkı yasaklaması getirildi.

Ankara Üniversitesi eğitim hakkını nasıl engelliyor?

Ankara Üniversitesi’ndeki görevinden “Barış Bildirisi” imzaladığı için ihraç edilen Akademisyen Cenk Yiğiter, bu yasaktan etkilenen isimlerden biri. Eğitim hakkı ile ilgili gelişmeyi bugün öğrenen Yiğiter, OHAL gerekçeli olarak Ankara Üniversitesi’nin nasıl hukuk dışı bir uygulamaya imza attığını Amerika’nın Sesi’ne anlattı.

Cenk Yiğiter, mezun olduğu Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde kamu hukuku alanında akademisyendi ancak 6 Ocak tarihli 699 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildi. “Barış Bildirisi” imzacısı akademisyenlerden birisi olduğu için, 17 yaşından beri neredeyse tüm hayatını geçirdiği Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bulunduğu Cebeci Kampüsü’ne giremiyordu. Yiğiter, hem hayatına yeniden yön vermek hem de Cebeci Kampüsü’nden kopmamak adına bu yılki üniversite sınavlarına girdi.

Sınav sonuçları 8 Ağustos’ta açıklandı ve Cenk Yiğiter, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümü’nü kazandı. Ancak mutluluğu kısa sürdü.

Yiğiter, “Bugün öğrendim ki Ankara Üniversitesi’nin ülke genelinde üniversite giriş sınavı sonuçları açıklandığı 8 Ağustos günü Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle kamudan ihraç edilenlerle ilgili özel bir hüküm hayata geçirilmiş. Yönetmelikte, ‘Herhangi bir şekilde kamu görevinden ihraç edilenler üniversiteye (Ankara Üniversitesi) kayıt yaptıramaz’ deniliyor. Bu durum şu anda benim bireysel mağduriyetimden de öteye geçti. Twitter’da benzer durumda pek çok insan olduğu görülüyor” dedi.

KHK ile ihraç kararıyla sivil ölüme mahkum edildiklerini söyleyen Yiğiter, Bu yeni gelişme de bunu kanıtlıyor. Bu yönetmelik değişikliği eğitim-öğretim hakkını gasp etmektir. Anayasadaki haklar ancak kanunla sınırlandırılabilir ve eğitim-öğretim hakkı da temel hak ve hürriyetlerden birisidir. Şimdi görüyoruz Erkan İbiş’in rektörlüğündeki Ankara Üniversitesi yasama yetkisini yani TBMM’nin ancak kanunla yapacağı bir değişikliği yaparak gasp ediyor” diye konuştu.

TBMM eliyle dahi eğitim hakkını engellemeye dönük benzer bir karar alınsa bunun Anayasa Mahkemesi’nce anayasaya aykırı olduğu için iptal edileceğini vurgulayan Yiğiter, “Oysa bu yönetmelik değişikliğine imza atan Ankara Üniversitesi Senato’nun iki hukukçu üyesi var. Bunlardan birisi ceza hukuku profesörü Muharrem Özen. Türk Ceza Kanunu 112’nci maddesinde ise eğitim-öğretim hakkını engellemek bir suç olarak kabul edilmektedir. Buna rağmen ceza hukuku profesörü imzası vardır bu yönetmelik değişikliğinde. Aynı zamanda Profesör Meriç Öden’in de imzası var. Kendisi anayasa hukukçusu. Oysa anayasa, temel hak ve hürriyetlerin sadece kanunla kısıtlanabileceğini söylüyor” bilgisini aktardı.

Yiğiter, mesela cinayet veya tecavüz nedeniyle hüküm verilmiş bir kişi dahi üniversite öğrencisi olma hakkına sahipken KHK ile ihraç edildiği için eğitim hakkına el konulduğunu belirterek, “KHK ile sivil ölüme mahkum edilmiştim. Ama anlıyorum bu yeni karar ile ben Türkiye içerisinde zombiyim. Şimdi ne Türkiye’de çalışabiliyorum, ne yeniden okuyabiliyorum. Üstelik yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle Türkiye’de yaşama hakkım olmadığı için yurtdışına gitmek istesem de bu da engelleniyor. Mesela benim kız çocuğum var ve ben aileme bir yaşam kuramıyorum” diyerek tepkisini paylaştı.

Rektör İbiş’e tepki gösteriliyor

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 1997 yılında Türkiye genelinde üniversite sınavında 256’ncı olarak kazandığını ve bütün akademik başarısını liyakat ile elde ettiğini belirten Yiğiter, FETÖ üyelerini anımsatarak, kendisine ne sınav soruları verildiğini ne de torpil yapıldığını vurguladı ancak buna rağmen hayatında 20 yılını geçirdiği akademiden uzaklaştırıldığını söyledi. Yiğiter, tüm bu gelişmelerin Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’ten kaynaklandığını savunanlardan.

Ocak ayında söz konusu akademisyenlerin ihraç edilmesi, ardından Cebeci Kampüsü’ndeki protesto gösterileri kampüse ve hatta sınıflara TOMA’lar sokularak akademisyenlere şiddet uygulanması ve son yönetmelik değişikliği nedeniyle Ankara Üniversitesi camiası, Rektör İbiş’i adres gösteriyor. Sosyal medyada İbiş aleyhine etiketler oluşturulurken; kendisine istifa çağrıları da yapılıyor.

OHAL İnceleme Komisyonu’na başvuracağını belirten Yiğiter, “Bu Komisyon’dan herhangi bir umudum yok ama AİHM’e gidebilmek için başvuruyorum. Çünkü AİHM de ‘iç hukuk yolları tüketilmeli’ diyerek bize bu Komisyon’u, gudubet yapıyı gösteriyor. Mecburen Komisyon’a yapacağım başvuru hakkında ise kesinlikle siyasi bir karar verileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

OHAL’de medya kuruluşları itirazlarına da kısıtlama

Akademisyen ihraçları gibi Türkiye’de OHAL çerçevesinde yapılan uygulamalara ilişkin hükümetin deyimiyle “kuru yanında yanan yaşlar” için yani mağduriyetler için gözler OHAL İnceleme Komisyonu’nda. Ancak Komisyon’un yapısı, görev alanı ve halen çalışmaya başlamamasına tepki gösterilirken; şimdi de bazı medya kuruluşlarına itiraz yolu açılmadığı ortaya çıktı.

OHAL’in ilan edilme gerekçesi Fethullahçı Terör Örgütü ile mücadele olarak açıklanmasına karşın Gülen cemaatine yakın medya kuruluşlarının yanı sıra muhalif veya Kürt siyasetine yakın medya kuruluşları hakkında da kapatma kararları alınmıştı. Ancak İMC TV, Hayatın Sesi TV, Van TV, Özgür Gün TV, Jiyan TV, Azadi TV, TV10 gibi televizyon kanallarına ve bazı radyolara, OHAL İnceleme Komisyonu’nda itiraz hakkı tanınmadığı görüldü.

Geçen yıl 20 Temmuz’da 668 sayılı KHK gerekçe gösterilerek Başbakanlık’ın talebiyle kapatıldığı belirtilen İMC TV Yayın Koordinatörü Eyüp Burç, Komisyon ile ilgili gelişmeyi Amerika’nın Sesi’ne açıkladı.

Son bir yıl içinde idari yargıya başvurmak gibi her yolu denediklerini belirten Burç, OHAL İnceleme Komisyonu’na 17 Temmuz’dan itibaren başvuru yapılacağı açıklanınca da itirazda bulunmak için hazırlık yaptıklarını ancak bunun doğrudan engellendiğini ifade etti. Burç, “Şimdi sorun şuradan kaynaklanıyor. İMC TV’nin aralarında yer aldığı 12 TV kanalı ile 11 radyo kanalı, 668 sayılı KHK’ya ekli listede yer almadı. Ama bu 668 sayılı KHK’nın 2’nci maddesi, 4’üncü fıkrasına dayanılarak, milli güvenliğe aykırılık iddiasıyla toplam 23 medya kuruluşu kapatıldı. KHK’ya ekli listede olmadığımız halde Başbakanlık’ta kurulmuş ve nasıl kurulduğu hukuken belli olmayan bir komisyon tarafından hazırlanan listeyle 23 medya kuruluşu hakkında kapatma kararı alındığı duyuruldu. Biz KHK’ya ekli listede yer almıyoruz diye şimdi OHAL İnceleme Komisyonu’na başvuracaklar arasında da yer alamıyoruz” dedi.

İMC TV olarak zaten KHK’ya ekli listede olmadıkları için idari yargıya itiraz ettiklerini kaydeden Burç, “Normalde KHK’lar aleyhine yargıya başvuru yolu kapalı. Ancak biz KHK’ya ek listeyle değil Başbakanlık’taki bir komisyon kararıyla kapatıldığımız için idari yargıya geçen yıl hemen başvurduk. Bu başvurumuz da kabul edildi. Ama normalde 3 ay içerisinde karar alınması gerekli başvurumuza idari yargı bir yıldır karar almadı. Dolayısıyla idari yargı yolu işlemiyor. Şimdi ek listede değil ama KHK gerekçesiyle kapatıldığımız için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvuralım diyoruz, yine engelleniyoruz” sözleriyle süreci anlattı.

Eyüp Burç da, Cenk Yiğiter gibi AİHM’in Türkiye’deki OHAL uygulamalarıyla ilgili aldığı ‘iç hukuk yolu tüketilmeli’ kararına tepkili. Burç, 1990’lı yıllarda AİHM’in Türkiye hakkında iç hukuk yolu kullanılmasında sıkıntılar olduğu gerekçesiyle başvuruları işleme aldığı halde şimdi tüm başvuruları toptan şekilde reddetmesini eleştiriyor. Burç’a göre; AİHM’in kararı hukuken mağduriyet yaşayanları daha da mağdur ediyor.

XS
SM
MD
LG