Erişilebilirlik

OECD’den Türkiye’ye Yüzde 5,1 Büyüme Hedefi


Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), Türkiye’nin 2018’de yüzde 5,1 büyüyeceğini, 2019 için ise yüzde 5 oranında büyüme tahmin edildiğini açıkladı. Raporda, OECD ülkelerinin tümünün aynı yıllar için tahmin edilen büyüme ortalamasının ise yüzde 2,6 ve gelecek yıl 2,5 seviyesinde olduğu belirtildi.

Raporda Türkiye’nin sahip olduğu cari açık oranına dikkat çekildi ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığının ise daha da güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Merkezi Paris’te bulunan OECD, Mayıs 2018 Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. OECD, 2018 yılında Euro bölgesi için büyüme oranını yüzde 2,2 tahmin eden OECD, küresel ekonominin 2019 yılında yüzde 3,9 oranında büyüyeceğini, OECD ülkelerinin ise 2018’de ortalama yüzde 2,6, 2019’da da yüzde 2,5 oranında büyüyeceği öngörüldü.

Raporun Türkiye bölümünde, 2017 yılındaki güçlü toparlanmanın ve 2018 ilkbaharında ekonomide yaşanan türbülansın ardından büyümenin 2018 ve 2019'da yaklaşık % 5 civarında kalacağı, 2018 için yüzde 5,1, 2019 için ise yüzde 5 oranında büyüme tahmin edildiğini açıkladı. Haziran ayında yapılacak erken seçimler ve devam eden bölgesel jeopolitik gerginliklerin Türk ekonomisi üzerinde risk yarattığı ifade edildi. Türk ekonomisinin genel fotoğrafının çekildiği raporda, “Döviz kuru oldukça istikrarsız. Son zamanlarda faiz oranlarının yükseltilmesi politikasına ve tüketici fiyatlarındaki önemli artışa rağmen, Türk Lirası önemli ölçüde değer kaybetti. Enflasyon hedefin çok üzerinde gerçekleşti. Bu da ülkenin risk notunu artırdı” tespiti yapıldı.

Bu hassas ortamda ‘inanılır bir makroekonomik çerçevenin oluşturulmasının güveni artırmak için son derece önemli olduğu’ vurgulanarak, Orta Vadeli Ekonomik Program’ın ihtiyatlı bir mali çerçeveye oturtulması gerektiği kaydedildi. Son parasal sıkılaştırma politikalarının ise, daha güçlü kurumsal güvenilirliği içeren para politikalarıyla desteklenmesi gerektiğinin altı çizildi.

Büyümenin güçlü ihracat ve devlet desteğiyle beslendiği belirtilen raporda, 2017 ve 2018 başlarındaki büyüme rakamlarının hem piyasa beklentilerini hem de resmi tahminleri aştığı da ifade edildi.

Yeni istihdam teşvikleriyle 2017 yılında 1,6 milyon net yeni istihdam yaratıldığı, ancak 2018 başlarında aşırı işgücü büyümesinin işsizliği % 10'a yakın tuttuğu da tespit edildi. Özel sektörde yatırımcıların “bekle ve gör” politikasının çeşitli iç, bölgesel ve uluslararası belirsizlikler yaşanmasına yol açtığı, ancak, ihracat ve yüksek hükümet teşvikleri nedeniyle, yatırımın 2017 sonlarında toparlandığı kaydedildi.

“Merkez Bankası’nın bağımsızlığı güçlendirilmeli”

Merkez Bankası’nın yüzde 5’lik resmi enflasyon hedefinin, birkaç yıldır yaşanan aşırı yük ve 5 kez üst üste elde edilen çeyrek dönem rakamlarının çift haneli olması nedeniyle sorgulandığı da vurgulanan raporda, yükselen döviz kurundaki istikrarsızlığın ülkenin risk primini ve dış borç ilişkisi riskini önemli ölçüde artırdığı vurgulandı. Bu çerçevede Merkez Bankası’nın, Nisan ve Mayıs aylarında, borç verme faiz oranını kümülatif 375 puan bazında artırdığı da vurgulanırken, “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve enflasyon hedefi güçlendirilmelidir. Para politikasının sadeleştirilmesi ve yetkililerin öngörülebilir gelecekte yüzde 5’lik enflasyon rakamına nasıl ulaşmayı planladıkları konusunda açık bir rehber sunmalı” denildi.

Cari açık uyarısı

Hızlı büyümenin Türkiye’nin uzun süredir devam eden ve iç talebe aşırı bağımlılık gösteren dengesizliklerini güçlendirdiği tespitinde bulunulan raporda, “Cari işlemler açığının 2018 yılının başlarında GSYİH'nın % 6'sını aştığı ve 2018 yılında dış finansman ihtiyaçlarının GSYİH'nın % 25'ine ulaşmasının tahmin edildiği belirtildi. Petrol fiyatlarındaki artışların, cari hesap üzerinde ek baskı yarattığı da dile getirildi.

Maliye politikası

Maliye politikasının ekonomiye dengesizlikler eklediği belirtilen OECD raporunda, harcama baskılarının 2018 baharında, yeni iş teşvikleri ve sosyal transferler nedeniyle güçlü bir şekilde arttığı vurgulandı: “Haziran 2018'deki erken seçimler, hükümetin Orta Vadeli Ekonomik Programı’na uygun olarak seçim sonrası konsolidasyonu için yer açıyor. Mali durumun tam olarak ve şeffaf bir şekilde rapor edilmesi, üçer aylık genel hükümet hesaplarının uluslararası standartlara göre hesaplanması gerekmektedir.”

XS
SM
MD
LG