Erişilebilirlik

NSU Davasında Son Dönemece Girildi


Aşırı sağcı terör örgütü NSU'nun dört yıla yakın bir süredir devam eden davasında son dönemece girildi. 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişinin öldürülmesi, 15 banka soygunu ve iki bombalı saldırı suçlarından sorumlu tutulan NSU ile ilgili davanın baş sanığı Beate Zschaepe’nın ruh sağlığı hakkında bilirkişi raporu açıklandı. Almanya’nın en tanınan psikiyatristlerinden Prof. Henning Sass tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, Zschaepe’nin cezai ehliyetinin bulunduğu ve ruhsal açıdan sağlıklı olduğu ifade edildi. Raporda Zschaepe’nin “asosyal eğilimli, ama tamamen suçlu, ayrıca aldatma tekniğinin çok profesyonel” olduğu belirtilirken, mahkemede sergilediği görüntü de ‘inandırıcı değil’ şeklinde tanımlandı.

Zschaepe’nın duruşmalarda yer yer ciddi bir tavır takındığı ve tanık ifadelerini ilgiyle dinlediği, ancak anlatılanlardan duygusal olarak hiç etkilenmediği dikkat çekmişti. Zschaepe’nin ilk duruşmadan bu yana mahkemede sergilediği tüm hareket ve mimikleri izleyip not alan Prof. Sass’a göre, NSU davasının baş sanığının yaptıkları ile ilgili “pişmanlık ya da suçluluk duygusuna sahip değil, sağlam bir psikolojik yapıda, soğukkanlı, egemen ve mücadeleci bir kişiliğe sahip” şeklinde rapor sundu. 177 sayfalık bilirkişi raporunun Beate Zschaepe’nin nasıl bir ceza alacağını belirleyeceğinden yola çıkılıyor. Davayı izleyenler raporun bu haliyle mahkeme tarafından kabul edilmesi durumunda, Zschaepe’nin müebbet hapis cezası alacağına kesin gözüyle bakıyorlar.

Alman hukuk tarihinin en uzun süren davalarından olan NSU Davası 6 Mayıs 2013'te başladığında, davada Türk mağdurların beklentisi adaletin yerini bulması yönündeydi.

Cevap bulmayan sorular

Yakın dönemde başsanık Beate Zschäpe'nin suskunluğunu bozmasına rağmen, şu ana kadar NSU’un derin bağlantıları konusunda önemli bir ilerleme keydedilmedi. NSU terör hücresinin bilinen üç sanıktan ibaret olmadığı, hücreye yardım ve yataklık edenler arasında da tetikçiler olabileceği yönündeki sorular cevapsız kaldı. Yedi yıllık bir zaman dilimine yayılan cinayetlerde, polisin aşırı sağ bağlantıyı aramak yerine kurbanların Türk ve Kürt mafya bağlantıları olup olmadığını araştırması ve yakınların fail olarak zan altında bırakılması büyük tepki çekmişti. NSU terörünün baş zanlıları olarak kabul edilen Uwe Mundlos ve Uwe Bönhardt, 4 Kasım 2011'de Almanya'nın doğusundaki Eisenach kentinde bir banka soyduktan sonra yanan bir karavan içinde ölü bulunmuş, orada ele geçen deliller sonrasında NSU örgütü adeta tesadüfen ortaya çıkmış, hücrenin sağ kalan ve bilinen tek üyesi Beate Zschaepe bu olaydan sonra polise teslim olmuştu.

XS
SM
MD
LG