Erişilebilirlik

New York'ta Çılgın Modacıya Çılgın Sergi


New York'ta Çılgın Modacıya Çılgın Sergi

New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nde açılan bir sergi, ziyaretçi rekorlarını alt üst ediyor. Geçen yıl ölen ünlü İngiliz modacı Alexander McQueen’ın tasarımlarının tanıtıldığı ‘Savage Beauty’ ‘Vahşi Güzellik’ adlı sergiyi 4 Mayıs’tan bu yana 225 binden fazla sanatsever ziyaret etti. Müze, gösterilen aşırı ilgiye, serginin süresini uzatarak ve Pazartesi günleri de ziyaret saatleri ekleyerek yanıt verdi.

Alexander McQueen 20 yıllık kariyeri boyunca hem İngiliz moda sektörünü canlandırdı hem de çok sayıda hayran kazandı. Metropolitan Müzesi’ndeki ‘Savage Beauty’ sergisinde McQueen’in en çılgın tasarımları gözler önüne seriliyor.

Ustura istiridyesi kabuklarından yapılmış bir tuvalet. Timsah kafalarının omuzları süslediği bir ceket. Kırmızı kelebek bulutu görünümü verilen tüylerden bir şapka. Dev metal toynaklara benzeyen ayakkabılar. Serginin küratörü Andrew Bolton’a göre, McQueen, her zaman giyilebilecek kıfayetler tasarlamaktan çok yeni ve beklenmedik kimlikler oluşturma peşinde koştu. Bolton şunları söylüyor:

”McQueen insanların duygularına moda anlayışıyla dokunmak istemişti. Adeta Romantizm devrinden kalma bir şair ya da 19‘uncu yüzyıldan bir sanatçı gibiydi. Modayı, kimliğini ifade etmeye yarayan, karmaşık fikir ve kavramları tartışmaya açan çok güçlü bir araç olarak görüyordu.”

Bolton, McQueen’in başta edebiyat, resim, sinema, tarih ve kendi yaşamı olmak üzere her yerden ilham aldığını söylüyor. McQueen, İskoçya’ya uzanan köklerini 1995 tarihli ‘Highland Rape’ koleksiyonunda öne çıkarıyor. Yırtık ve kesik kumaşlar 1700 ve 1800’lü yıllarda binlerce İskoç’un topraklarından sürülüşünü, İngilizlerin İskoçlar’a uyguladığı şiddeti anlatıyor:

”McQueen kışkırtıcıydı, izleyicilerden ve basından tepki almayı çok severdi. Basında kötü çocuk olarak nam salmıştı. Bu nedenle eski koleksiyonları daha öfke dolu, stil ve sunum açısından daha riskli bir yaklaşım sergiler.”

McQueen Viktoria döneminin korku dolu hikayelerinden de ilham alıyordu. Maskeli bir mankenin üzerinde sergilenen büyük siyah yaka, rüzgar efektiyle sunuluyor. Andrew Bolton açıklıyor:

”McQueen 19‘uncu yüzyılın karanlık yönünü anlatmayı severdi. Zıtlıklar, aydınlık ve karanlık, yaşam ve ölüm ona ilham kaynağı oldu. Bu tasarım eşkıyalıktan esinlenerek yaratılmış. McQueen’in karakterlerinin çoğu 19‘uncu yüzyıl Gotik hikaye geleneğinden gelir. Vampirler, eşkıyalar, tehlikeli kadınlar bunlardan bazıları.”

McQueen, süslü ve gösterişli kıyafetler tasarlamayı Londra’nın en iyi erkek terzilerinin bulunduğu Savile Row’da çok yoğun geçen çıraklık döneminde öğrenmiş.

Kadınları güçlendirmeyi amaçladığını söyleyen McQueen, onlara bazen korkutucu, çoğu zaman da gücü simgeleyen tasarımlar sundu. Aynı zamanda güzelliğin geleneksel tanımını da tartışmaya açtı. Küratör Bolton şöyle konuşuyor:

”McQueen Londra sokaklarında yürürken genellikle güzelliklerden çok çirkinliklerin dikkatini çektiğini söylerdi. Ancak bunda bile güzelle garip olanın arasını bulmak isterdi. Güzelliği orantı ve simetriye bağlı klasik güzellik anlayışında değil, farklılıkta arardı.”

McQueen ayrıca Çin ve Japon kültüründen de çok etkilenmişti. Bolton'un açıklaması şöyle:

”Bu tasarımın üstü McQueen’ın Japonya’dan gelen bir paravanı söküp dikmesiyle ortaya çıktı. Altı da yüzlerce istiridye kabuğundan oluşturuldu.”

Sergide 2010 yılı Şubat ayında, annesinin ölümünden birkaç gün sonra intihar eden McQueen’in yarım kalan son koleksiyonundan da parçalar var.

40 yaşında hayata veda eden McQueen’in yerini eski asistanı Sarah Burton aldı. Artık Alexander McQueen moda evinin patronu, Burton.

New York Metropolitan Sanat Müzesi’ndeki Alexander McQueen sergisi 7 Ağustos’a kadar açık.

XS
SM
MD
LG