Erişilebilirlik

New York Times: 'Türkiye'nin Geriye Gidişi'


New York Times, Türkiye'yle ilgili başyazısında, Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında yaşanan sürtüşmenin Türkiye-Amerika ittifakını giderek daha çok yıprattığını yazıyor. Gazete, daha kısa süre öncesine kadar aralarında Kuzey Kore, İran ve Rusya'nın olduğu ülkelere yaptırım uygulayan Amerika'nın Türkiye'yi de bu listeye almasının akla hayale gelmeyeceğini, ancak Amerikalı din adamı Andrew Brunson odaklı krizin ilişkileri rayından çıkardığını bildiriyor. Başyazı şöyle devam ediyor: ”Şu anki gerginlik, daha geçen ayki NATO zirvesinde yumruk tokuşturan Trump ve Erdoğan'ın sergilediği görüntülerden çok uzak. Gerilen ilişkiler, Türkiye ve Amerika arasındaki ittifakın ne kadar tehlikeye girdiğinin de göstergesi. Bu durum, akıllara şu soruyu getiriyor: Türkiye hala Amerika'nın müttefiki mi?”

Gazete, başyazısında ayrıca Türk-Amerikan ittifakının tarihçesine de yer veriyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin İkinci Dünya Savaşı'na uzandığını vurgulayan gazete, Amerika'dan sonra NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olan ve İslam dünyasıyla Batı arasında köprü görevi üstlenen Türkiye'nin uzun yıllar boyunca ittifakın doğu kanadının dayanak noktası olduğunun altını çiziyor. Ancak Erdoğan'ın giderek daha çok otoriterleşmesi ve Suriye'deki savaşın bölgede yarattığı çalkantı, gazeteye göre Amerika ve Türkiye arasındaki bağın da sınanmasına neden oldu.

New York Times, ilk 2003 yılında iktidara gelen Erdoğan'ın icraatlarının da tarihçesine yer vermiş. Gazete, Erdoğan ilk iktidara geldiğinde Türkiye'nin örnek bir Müslüman demokrasi olarak öne çıktığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün yüzü Batı'ya dönük olarak laiklik ilkesi üzerine kurduğu ülkenin Avrupa Birliği'ne girmesini amaçladığını hatırlatıyor. Başyazı, Erdoğan'la ilgili şu yorumda bulunuyor: ”Türkiye'nin en büyük İslamcı partisinin lideri olan Erdoğan belki de hiçbir zaman gerçek bir demokrat değildi. Ancak yıllar içinde esas yüzünü gösterdi ve ekonomik popülizmde, militan milliyetçilikte ve sosyal muhafazakarlıkta usta, otokrat bir lider olarak öne çıktı. Bağımsız medyayı bastırdı, gazetecileri ve başka muhaliflerini tutukladı, yolsuzlukları teşvik etti. Yeni getirilen merkezi başkanlık sistemi çerçevesinde Haziran'da yeniden seçilen Erdoğan, tüm hükümet kurumlarını kendine bağladı.”

Gazete, uzmanların, Türk demokrasisindeki çöküşe dair başka açıklamalar da getirdiğini kaydediyor. Bunlardan biri, Atatürk'ün demokrasiyi köklerden inşa etmek yerine elitlere odaklanarak tepeden indirmesi. 24 Haziran seçimlerinde Erdoğan'a rakip olacak adaylar çıkarmayı başaran muhalefetinse uzun yıllar boyunca bölünmüş ve halktan kopuk olması, Erdoğan'a karşı cazip bir alternatif üretememesi de demokrasinin darbe almasında etkili oldu. Uzun yıllar boyunca bir kenara itilen dindar ve muhafazakar insanlar için Erdoğan'ın tek etkili lider olmasının da bunda katkısı gazeteye göre çok büyük oldu.

Öte yandan gazete, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi kendi bünyesine entegre edememiş olmasının da bir hata olduğu yorumunda bulunuyor ve gerek bunun sonucu olarak, gerekse hukuktan uzaklaşmanın ve Amerikan yaptırımlarının etkisiyle Türk ekonomisinin şimdi giderek daha çok zayıfladığını vurguluyor. Başyazı, ”Amerika'nın Erdoğan'a karşı kullanabileceği daha çok ekonomik kozu var. Özellikle de Erdoğan'ın Uluslararası Para Fonu IMF'ye başvurması durumunda. Ancak gerginlikler artmaya devam ederse iki ülke ilişkilerinden geriye elde ne kalacak? Trump ve Erdoğan ilişkileri tamir edebilecek mi? Türkiye'nin hayal kırıklığı yaratan yakın tarihi, İslamcı değerlerin demokrasiyle yan yana var olup var olamayacağı sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor. Söz konusu olan sadece oy sandığının temsil ettiği demokrasi değil, eşitlik, ifade, inanç ve basın özgürlüğü gibi temel değerlere dayanan liberal demokrasi" şeklinde devam ediyor.

XS
SM
MD
LG