Erişilebilirlik

Nafaka Yasasında Değişiklik Kadın Cinayetlerini Etkiler mi?


Türkiye’de farklı alanlardaki öncü kadınlar tarafından başlatılan imza kampanyası ile TBMM gündeminden geri çekilmesi çağrısı yapılan nafaka düzenlemesi, gelecek günlerde AKP ve MHP talebiyle yasalaştırılmak üzere eli alınacak görünüyor.

Nafaka Yasasında Değişiklik Kadın Cinayetlerini Etkiler mi?
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:06:06 0:00

Nafaka hakkı, kadın-erkek ilişkisinde evlilik bağını boşanmayla sonlandırma aşamasında “yoksul tarafa yargı kararıyla tanınmış bir hak” olarak görülüyor. Boşanma konusu ise Türkiye’de özellikle de son yıllarda “kadın cinayetleri” kavramıyla birlikte gündeme taşınıyor ve sancılı bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle de nafaka hakkında geriye gidiş olması durumunda hem kadınlar açısından yine yasal bir hakkı olan boşanmaktan kaçınması koşulu yaratılabileceği hem de boşanma süreçlerinde şiddet tablosunu arttırabileceği belirtiliyor.

Bu noktada Türkiye’de son yıllarda yargı süreçlerini izleyerek ve mağdur ailelere sahip çıkarak öldürülen kadınlar konusunda gönüllülerden oluşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da Meclis’teki düzenlemeyi endişeyle takip ediyor.

Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu üyesi Avukat Rüya İnanır, VOA Türkçe’ye platform olarak neden TBMM’deki nafaka değişikliği teklifine karşı olduklarını ve eğer bu haliyle yasalaşırsa nelerden endişe duyduklarını açıkladı.

İnanır’a göre; aslında erkeklerce şikayet konusu yapılan nafaka ve basına yansıtılan nafaka miktarı “çocuk/lar için yargı tarafından öngörülen iştirak nafakası”. Ancak bu şimdi çocuk/lar için velayeti üstlenmiş annelere dolayısıyla kadınlara verilen nafaka, bazı kişiler ve bir grup basın kuruluşları tarafından kadın için ödeniyormuş gibi yansıtıyor. Oysa para miktarı yüksek olan nafaka “iştirak nafakası” iken, sadece kadın için evlilik sona erdiğinde eğer yoksullaşıyorsa karar verilen nafaka ise “yoksulluk nafakası”. Ama şimdi bu iki nafaka türü arasındaki ayrım belirtilmeksizin kadınlara sanki yüksek miktarda nafaka ödeniyormuş imajı yaratılıyor.

VOA: Türkiye gündemindeki nafaka tartışması nedir?

Rüya İnanır: ‘’İştirak nafakası bildiğiniz gibi boşanma sonucunda velayet ebeveynlerden birisine veriliyor ve velayete sahip olmayan taraf çocuk için bir iştirak nafakası ödüyor. Çünkü diğer taraf çocuğun bakım ve gözetim yükümlülüğünü yüklenmiş durumda. Bu sorumlulukları üzerine almış vaziyette. Diğer taraf da buna katkı sunmuş oluyor. Yoksulluk nafakası dediğimizde boşanma sonucunda yoksulluğa düşen tarafa verilen nafaka türü. Bu da maalesef ki ülkemizde hep kadınlara veriliyor. Neden, çünkü kadınlar iş piyasasına erkekler kadar aktif bir şekilde katılamıyorlar ve evlilik sürecinde genellikle de erkeklerin engellenmesi ile iş hayatına dahil olamadıkları için boşanma sonucunda yoksulluğa düşen taraf genellikle kadın oluyor. Ama bugün bir takım kişiler ve medya kuruluşları tarafından, “bir gün evli kaldı ve binlerce Türk Lirası nafaka ödüyor” şeklinde yansıtılan şey aslında bu, hani binlerce lira ödüyor şeklinde basında yansıtılan durum ebeveynlerin çocuklarına ödediği iştirak nafakası dediğimiz. Bunu da aslında sanki kadına ödüyormuş şekilde yansıtıyorlar. Oysa ki bu az önce bahsettiğimiz gibi velayete sahip olmayan tarafın çocuğu için, bakım ve gözetim yükümlülüğü için ödediği bir nafaka türüdür. Yine yoksulluk nafakası da aslında hiç yansıtıldığı gibi değil. Yani kadınlar 200-300 lira değerinde bir nafaka alabiliyorlar ki bunu da tahsil etmek o kadar zor ki hani bugün bir sorundan bahsedeceksek eğer bu kadınların nafaka hakkı değildir. Aslında kadınların bir şekilde hak etmiş olduğu mahkeme tarafından hükmedilen nafakaların tahsil kabiliyetinde olmamasıdır. Erkeklerin bir şekilde mal kaçırma veya farklı şekillerde nafaka ödeme yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasıdır. Asıl konuşulması gereken konu budur.

Zaten iş gücüne katılıma da baktığımızda 2017 verilerine göre erkekler yüzde 75 oranında katılıyor istihdam piyasasına, kadınlar yüzde 28 oranında. Böyle bir eşitsizliği konuşmuyorsunuz. Ama erkeklerce 200-300 lira olarak eski eşlerine verdiği nafakayı konuşuyorsunuz ki az önce bahsettiğimiz gibi aslında bu nafaka boşanma sonucunda yoksulluğa düşen tarafa veriliyor. Yani hem erkek bu nafakaya sahip olabilir boşanma sonucu yoksulluğa düştüyse hem de kadın. Ama neden hep kadınlar boşanma sonucunda yoksulluğa düşüyor. Bu eşitsizliği tartışmamız gerekirken, aslında konuyu çok farklı, işte kadın düşmanı bir tarafa çeken kadınları güçsüz bırakan bir tartışmaya açmış oluyorsunuz Meclis’te.’’

VOA: Nafaka boşanma durumundaki yasal bir hak. Türkiye’de kadınlar açısından boşanma süreci sizce nasıl gelişiyor?

‘’Kadınlar özellikle boşanma aşamasında bizim verilerimize göre de boşanmak istiyorsa veya ayrılmak istiyorsa, ilişkisini sonlandırmak istiyorsa, genellikle bu dönemlerde maalesef ki cinayete kurban gidiyorlar. Yani kadınlar kendi hayatına dair karar almak istediklerinde ölümle burun buruna gelmiş oluyorlar. Bu açıdan da hani maddi boyutuna da baktığımızda, şimdi boşanma aşamasında tedbir nafakası dediğimiz bir nafaka bağlanması gerekiyor. Ama az önce söylediğimiz gibi bunu da bir tahsil kabiliyeti yok. Bizim kadınların sorunu bu aslında, genele yayacaksak sorun bu. Ama işte sorunu farklı şekillerde tartışıyoruz. Yani maddi boyutunda tartışacaksak eğer boşanma aşamasında kadın bir şekilde ölümü bile göze alarak boşanma karar vermiş oluyor ve bu sırada da eğer o güne kadar çalışmadıysa çok güçsüz bir duruma düşüyor. Hem de çocukları da kendisi ile birlikteyse, maddi açıdan bu anlamda bir tedbir nafakasına hükmedilmesine ve bunun da tahsil edilebilmesi gerekir. Ama hani bunu başarmak da çok mümkün olmuyor boşanma aşamasında.’’

VOA: Devlet sizce mevcut durumda kadınlara karşı sorumluluğunu yerine getirebiliyor mu?

‘’Hem 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlemesine Dair Kanun’a hem de İstanbul Sözleşmesi’ne göre bir kadına şiddet tehdidi varsa veya bir şiddet olgusu mevcutsa bu durumda kadın hem kolluktan hem de mahkemelerden koruma tedbiri isteyebiliyor ve bunun sonucunda da bir koruma kararı çıkarılıyor. Bu durumda belge ve delil aranmıyor. Ama buna rağmen kolluk kuvvetleri bu koruma kararlarının infazı düzgün sağlayamadığı için kadın, biz hep şey diyoruz ‘Kadınlar çantalarında koruma kararı ile birlikte öldürülüyorlar’ diye. Hep ölümlerin sonucunda bir şekilde o kadının aslında o esnada koruma altında olduğunu öğrenmiş oluyoruz. Demek ki kolluk kuvvetleri bu görevini yerine getirmemiş, kadını gereği gibi korunmamış. Ve kadın koruma kararı olmasına rağmen öldürülmüş. O yüzden ne 6284 sayılı kanun ne de uluslararası sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi bizim istediğimiz hem de gereği gibi en geniş kapsamlı ile uygulanmıyor. Hem maddi yardımdan tutun, kreş desteğine çeşit çeşit koruma kararı var ama bunların etkin bir şekilde uygulandığını söyleyemiyoruz maalesef.‘’

VOA: Devlet yeni düzenlemede iddia edildiği gibi nafaka yerine kadınlara maddi destek sağlayabilir mi?

‘’İstanbul Sözleşmesi’nin denetim organı Grevio Denetim Organı’na raporlar sunuluyor her sene belli dönemlerde. 2010 ve 2016 yılı arasındaki sunulan Grevio Raporu’nun değerlendirmesine göre; Türkiye’de 10 kadına bu seneler arasında, 6 sene içerisinde 10 kadına geçici maddi yardım yapılmış ve 6 kadına da kreş desteği sağlanmış. Düşünün yani Türkiye’de belki milyonlarca kadın geçici maddi yardım için ve kreş desteği için başvuru yapıyor sadece 10 tanesine geçici maddi yardım bağlanıyor. Hani buradan devletin bu anlamda bir yükümlülüğü yerine getirip getirmeyeceğini tartışabiliriz aslında. Siz bu süre içerisinde İstanbul sözleşmesine göre geçici maddi yardım yapmak ile yükümlüsünüz kadınları güçlendirme maksadıyla ve kreş desteği de çok önemli çünkü kadının iş hayatına katılabilmesi, özgürleşebilmesi için, en azından çocukların bakımını bir yere devredebilmesi gerekiyor. Ve siz bu yükümlülüklerinizin hiçbirini yerine getirmemişsiniz bugüne kadar. Sonrasında da nafaka düzenlemesi ile kadınlara maddi yardım yapılması konusunda yükümlülüklerinizi yerine getireceğinizi iddia ediyorsunuz. Ben olası bulmuyorum bunu.’’

VOA: Peki devlet, kadını/kadınları şiddete karşı koruyamadığında bunun yaptırımı söz konusu olabiliyor mu?

‘’Eğer bir kadın koruma kararı altında ise ve buna rağmen öldürülmüş ise bunun için görevini gereği gibi yerine getirmeyen kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunulabilir. Ama işte Türkiye şartlarında bu ne kadar uygulanabilir. Siz herhangi bir memuru diyelim kolluk kuvvetlerini şikayet ettiğinizde bunun etkin bir şekilde soruşturulup sonrasında cezalandırılabileceğini öngörebiliyor musunuz? Ben göremiyorum maalesef.’’

Geçtiğimiz günlerde sanat camiasından Zuhal Olcay, Leman Sam, Müjde Ar, Aylin Aslım, Özge Özpirinçci gibi isimler, edebiyat dünyasından Latife Tekin, Oya Baydar, Buket Uzuner gibi kalemler ile akademisyenler Şengül Hablemitoğlu, Feride Acar, Yakın Ertürk’ün ilk 100 imzacısı olduğu “Nafaka Hakkına Dokunma” kampanyası da gün geçtikçe büyüyor. “Nafaka Hikayesi” adıyla Twitter’da oluşturulan paylaşım platformuyla yapılan duyuruda, dün itibariyle 10 binin üzerinde imza toplandığı açıklandı. Yeni imzacılar arasında eski bakan İmren Aykut, akademisyenler Deniz Kandiyoti, Necmiye Alpay ile Şebnem Korur Fincancı, iş insanı Vuslat Doğan Sabancı, sanatçılar Melike Demirağ ile Melek Baykal gibi isimler bulunuyor. Medeni Kanun’da tek bir kelimeyi bile değiştirmemek gerektiği vurgulanan duyuruda, “Kadın haklarına saldırının nafaka hakkının sınırlandırılmasıyla hız kazanacağının altına çiziyoruz. Kadın haklarının içini boşaltma niteliğindeki bu girişimlere karşı çıkan metnimize erkeklerden yoğun ilgi geliyor” denildi.

XS
SM
MD
LG