Erişilebilirlik

'Mültecilere Uygulanan Ayrımcılık Bir İnsanlık Suçu'


New York'ta Birleşmiş Milletler (BM) Göç Konferansı'na katılan CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, Türkiye’nin mültecilerin tüm yükünü çeken bir ülke durumunda olduğunu söyledi.

Atıcı, Türkiye’nin 3,5 milyon kişi olduğu belirtilen sığınmacı sayısıyla en fazla mülteciyi barındıran ülke olduğunu, Türkiye’nin mülteci yükünü diğer ülkelerin de paylaşması gerektiğini belirtti.

Atıcı, ülkelerinde yaşanan savaş nedeniyle kaçmak durumunda kalan mültecilerin kabulünde, bazı ülkelerin zor durumdaki bu kişileri statülerine, ırklarına ve dinlerine göre ayırmasının “ bir insanlık suçu” olduğunu söyledi.

Aytuğ Atıcı, ikincisi düzenlenen göç konferansına milletvekillerinden oluşan Türk heyetiyle birlikte katıldı. Türk heyetinde Atıcı dışında AK Parti Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen, AK Parti Nevşehir Milletvekili Ebubekir Gizligider, AK Parti Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt da yer aldı

BM'deki temaslarını Türkiye’ye dönüşü öncesinde Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren Atıcı, bir önceki göç konferansına tek başına katıldığını hatırlatarak, “Bu kez hem iktidar hem de ana muhalefet milletvekilleriyle bir katılım oldu. Ancak ne anlatsak boş, mülteciler konusunda Türkiye’nin nasıl tek başına bırakıldığını anlattık. Tüm girişimlerinde hiç samimi değiller. Sürekli top çevirerek aslında göçlerin kabul edilen ülkeye ne kadar yararlı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar" dedi.

“Çözüm göçleri engellemek”

Atıcı şöyle devam etti:

“Göçmenlerin sorunlarının son derece zor ve pahalı olduğunu, Türkiye’de yaşadığımız deneyimlerden dolayı biliyoruz. Bu sorunları çözmek pahalı ancak sorunlar oluşmadan önlemek çok daha ucuz. Bir insanı göçmen konumuna getirmemek lazım. Bir de kelimelerle oynamamak lazım. Örneğin, göçmen, sığınmacı, mülteci bunların hepsi aynı. Bir insan kalkmış ülkesini tek etmiş, başka bir ülkeye gelmiş. İster sığınmacı olsun, ister mülteci olsun ister göçmen olsun, ne olursa olsun sonuçta o ülkeye bir şekilde giriş yapmış. Önemli olan burada o insanın sevdiği vatan topraklarını neden bıraktığıdır. Bir, canını kurtarmak için yapmıştır ya da daha iyi koşullarda yaşmak için daha iyi ülkelere göç etmeyi tercih etmiştir. En önemli şey göçleri engellemek."

Göçleri engellemenin iki yolu olduğunu belirten Atıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Birincisi öncelikle herhangi bir ülkeyi karıştırmamak lazım. Bugün yaşanan göçlere baktığınız zaman muhakkak birilerinin o ülkeyi karıştırdığını görüyoruz. Herhangi bir ülkeye müdahale etmemek gerekir. Bir terör yapısını başka bir ülkeye göndermemek lazım. Bir başka terör örgütüne silah yardımı yapmamak lazım. Bunları yapmazsak o ülkeler karışmaz. Göç nedenleri ortadan kalkar. Ülkeleri kendi kendine yetebilir hale getirmek lazım. Sömürgeci ülkelerin hoşuna gitmeyen bir şey bu. Eğer ülkeler kendi kendilerine yetebilecek hale gelirlerse hiç kimse kendi ülkesini bırakıp başka bir ülkeye yerleşemeye kalkmaz" diye konuştu.

“Mültecileri statülerine göre seçerek kabul etmek ayrımcılık”

Ülkelerinden göç etmek zorunda kalan kişilere karşı büyük bir ayrımcılık yapıldığını belirten Atıcı, “Göç eden bir kişinin gittiği ülkede ilk başta insani koşulları göz önüne almak gerekir. Eğer bir ülkeden canını kurtarmak isteyen, göç eden insanlar eğer ırk, din, sosyal statüleri, ekonomik durumları ayrılarak ülkelere alınıyorsa o zaman bunun adı insanlık dışı bir uygulama olur. Ülkelerden kaçmak zorunda olan insanları ayrıma tabi tutmak insanlık dışıdır. 'Sen paralısın gel, işime yararsın, ülkemde yatırım yapabilirsin ya da sen eğitimlisin bana faydan olur' diye ayırmak, 'diğerleri aç kalsın gelmesin ülkeme' demek tarifi yapılamayacak bir ayrımcılıktır. Böyle bir ayrıma maruz bırakılan insanlar ölüme terk ediliyorlar. Bundan en çok çocuklar ve kadınlar etkileniyor. En fazla acıyı onlar yaşıyorlar.”

XS
SM
MD
LG