Erişilebilirlik

Muhalefet AKP’nin Rusya ve Suriye Politikasına Tepkili


Türkiye’de muhalefet cephesi, İdlib’de dün 8 can kaybı yaşanması ve Suriye rejimiyle sıcak çatışmaya girilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki AKP Hükümeti’nin Şam rejimini değiştirme hedefi ve Rusya’yla ilişkisini eleştiriyor.

Türkiye’nin Rusya’yla 17 Eylül 2018 tarihli Soçi Mutabakatı kapsamında İdlib’de yürütülen ateşkes çalışmalarına rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) dün Şam rejimince hedef alınması ve can kaybı vermesi tartışılıyor. Rusya’nın TSK’nın bölgeye gönderdiği takviye askeri birlik konusunda bilgi sahibi olmadığı ve bu nedenle Şam’ın “teröristler ile mücadelesinde TSK’yı vurduğu” yönündeki iddiasına, Türkiye’deki muhalefet liderleri tepki gösteriyor. Türkiye’nin İdlib’de can kaybı verdiği saldırı konusunda “zamanlama” meselesi de muhalefet liderlerince gündeme taşındı. Muhalefet, Türkiye’nin Ukrayna’ya askeri yardım sözü verdiği ve Erdoğan’ın Kiev’e resmi ziyarette bulunduğu gün TSK’nın Rusya’yla ortak denetim sahası İdlib’de saldırıya uğramasını “manidar” buluyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çatısı altında muhalefet liderleri bugün eleştirilerini dile getirirken, Türkiye’nin bu olağanüstü gündemiyle ilgili de Meclis’in bilgilendirilmesi talebini yineledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti grup konuşmasında, Rusya’nın İdlib’de takındığı tutumu eleştirisinde ABD’nin Suriye politikasına da tepki göstererek, Türkiye’nin İdlib’de aldığı sorumluluğa ilk günden beri karşı çıktıklarını anımsattı. İdlib’de Türkiye’nin ateşkes sorumluluğunu almaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Egemen güçler ateşi kendi elleriyle tutmazlar, maşa kullanırlar, sırtınızı sıvazlarlar başınızı belaya sokarlar. Egemen güçlerin maşası olmamak çok önemlidir. Pinpon topu gibi Amerika ve Rusya arasında gidip gelirseniz iki taraf da sizi kullanır. Bakın İdlib dışında sorun kalmadı. İki egemen güç Suriye’yi istediği gibi kullanıyor. İki egemen güç orada çatışacak taraflara silah temin ediyor. Amerika ve Rusya’nın silah fabrikası var. ‘Beyler buyurun birbirinizi öldürün’ diyorlar. Taşeronlaşma önemlidir dış politikada. Bu terör unsurlarına silahları kim veriyor? Masum çocukların kafalarını kesen bu örgütlere silahları kim veriyor? Çin, Amerika, Rusya, Suriye rahatsız, herkes rahatsız bizim de rahatsız olmamız lazım. Soçi’de bir anlaşma yapıldı. 17 Eylül 2018. Erdoğan şu öneride bulunuyor, ‘Bütün muhalif gruplarca 10 Ekim 2018’e kadar ağır silah, toplar ve havan toplarının geri çekilmesi’ taahhüt ediliyor. Sonra Türkiye’nin önerisi üzerine bu sefer 2018’in sonuna kadar bazı yolların ulaşıma açılacağı taahhüdünü veriyor. Bu kürsüden ben ve dış politikadan sorumlu arkadaşımız Türkiye’nin üstlendiği bu görevi imkansız görev olarak tanımladık. Niye bu görevi üstlendik biz? Sen niye üstleniyorsun? Kabak bizim askerin başına patlıyor” dedi.

Dış politikası eleştirilerini dile getirdiğinde Erdoğan ve AKP’nin rahatsız olduğunu da anlatan Kılıçdaroğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye Suriyeliler'i vatandaşlığa alma yönünde öneride bulunmasına da “Bu Suriyeliler milletin başına bela olacak dedim. Ben ‘Suriyelileri alın ateşe atın’ demiyorum kardeşim. Evlerini barklarını yapın gitsin otursunlar orada. Trump, ‘Sen niye vatandaşlığa almıyorsun?’ diyor. E sen al. Benden daha zenginsin. Alırsın 3,5 milyon Suriyeli'yi mesele biter. Cesaret edemiyor bizimkilere tavsiye ediyor. Bizimkiler de hemen alıyor” tepkisini gösterdi.

Kılıçdaroğlu CHP’nin Suriye için çözüm önerilerini özetledi

CHP lideri Kılıçdaroğlu, İdlib’de yaşanan son gelişme sonrasında Suriye’yle ilgili çözüm önerilerini maddeler halinde sıraladı. CHP’nin geçmişten bugüne sıklıkla tekrarladığı üzere Şam rejimiyle diyalog kurulması çağrısı bu seferki çözüm önerileri arasında yer almadı ancak Türkiye’nin rejim ile düşmanlığını sonlandırması gerektiği mesajı verildi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Şam rejimiyle ilişkileri açısından “Siyasi iktidar, öncelikle Suriye’de rejim değişikliğine odaklanan siyasetini terk etmelidir. Ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden gruplarla her türden işbirliği sonlandırılmalıdır. Suriye’de akan kanın durması ve siyasi geçiş sürecinin sağlanması için çaba göstermelidir. Bunun için bölgesel ve uluslararası planda diplomatik çabalar arttırılmalı, en kısa zamanda anayasal sürecin yeniden canlandırılması için gerekli koşullar yaratılmalıdır” çağrısı yaptı.

Türkiye’nin kendi askerlerini korumak üzere Rusya’yla yeniden görüşmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Türkiye, Soçi mutabakatı ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklı oluşan yeni koşullar nedeniyle, en kısa zamanda Rusya ile birlikte İdlib'teki mevcut durumu yeniden değerlendirmelidir. Gerekli görülmesi halinde Soçi mutabakatının unsurları, değişen koşullara uyarlanmalıdır. Sahadaki mevcut duruma göre, gerekirse yeni bir ateşkes hattı belirlenmeli, Türk askeri de bu yeni ateşkes hattına göre pozisyonunu almalıdır” önerisini paylaştı.

Kılıçdaroğlu, yeni göç dalgasıyla ilgili de uluslararası sorumluluk anımsatması yaparak, “İdlib'deki durum Türkiye'ye doğru yeni bir sığınmacı dalgasını hareketlendirmiştir. Bu konuda Türkiye'nin yalnız bırakılmaması gerekir. Bu sığınmacıların Suriye sınırları içinde oluşturulacak güvenli bir bölgeye tahliyesi ve bu bölgede iskanları için Rusya ve rejimle birlikte Birleşmiş Milletler'in ve AB’nin de sorumluluk üstleneceği bir süreç ivedilikle başlatılmalıdır” ifadesini kullandı.

Akşener Rusya’nın sorumluluğu ve Ukrayna zamanlamasına dikkat çekti

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, İdlib’de yaşanan can kayıpları nedeniyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişki yaklaşımıyla dış politika izlediği gerekçesiyle Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. Akşener, Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretiyle İdlib’de TSK’ya yapılan saldırıdaki eş zamanlı durumu işaret ederek, özetle şunları dile getirdi:

“Ortadoğu coğrafyasında oynanan çirkin satrancın yeni hamleleri 8 kahramanımızı daha aramızdan kopardı. Rusya ile el ele vermiş Suriye ordusu TSK unsurlarına saldırdı. 5 kahraman askerimizi ve 3 sivil memurumuzu şehit verdik ve 9 yaralımız var. Bakınız, 2 Şubat’ta Ukrayna’dan açıklama yapılıyor; ‘Türkiye Ukrayna’ya 200 milyon liralık askeri yardım yapacak’ deniyor. Aynı günün gecesi, 3 Şubat’ın ilk saatlerinde, Ukrayna’yla Kırım’ın işgali nedeniyle sorunlu olan Rusya’nın kontrolündeki Suriye ordusu, Türk askerini hedef alıyor. O satrancın tarifi açık; askeri yardım yapıyor ve askeri hedef oluyoruz. Üstelik Rusya, pişkinlik edip; ‘Türkiye bize çalışmalarıyla ilgili bilgi vermedi’ diyor. Sayın Erdoğan da bu acı tabloya rağmen, seyahatini iptal etmeyip, Ukrayna’ya gidiyor. Gelişmelerden memnun musun Sayın Erdoğan? ‘Dostum’ siyasetinle bizi soktuğun bataklıktan memnun musun? Dış politikada aklı bırakıp, egonla iş götürünce olanlardan memnun musun? Sen Türk Devleti’ni yönetiyorsun. Akıllı olmak, gelişmeleri doğru okumak ve dış politikamızı, devlet ciddiyetiyle yürütmek zorundasın. Ama her şeyden önce, duyguların yerine milletimizin çıkarlarını öne koymak zorundasın. Şimdi sana ve hükümetine düşen görev açık ve nettir; Gök kubbeyi, Mehmedimizi toprağa düşüren alçakların başına yıkın. Devlet aklı ile ve bir kez olsun iç politika hesapları yapmadan hareket edip, Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin gücünü gösterin. ‘O ne der, bu ne yapar?’ demeyin. İçeride aslan, dışarıda kedi olmaktan artık vazgeçin. Bir an önce ve tereddütsüz gerekeni yapın.”

Bu arada İyi Parti grup toplantısı sırasında salonda ellerde Türk bayrakları vardı. Akşener’e kürsüdeki konuşması ardından İyi Parti Ankara İl Başkanı Yetkin Öztürk tarafından sırma işli bir Türk bayrağı da hediye edildi. Akşener, bayrağı öperek aldı ve sonra açarak gösterdi.

XS
SM
MD
LG