Erişilebilirlik

Michael Gunther: 'İki Taraf Anlaşmazlık Konusunda Anlaşmış'


Amerika Türkiye’nin muhalefetine ve kırmızı çizgilerine rağmen Suriyeli Kürtler’e silah sevkiyatına başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriyeli Kürt gruplara silah yardımı kararını onaylamasından sadece günler sonra gerçekleşti.

Konu Erdoğan-Trump görüşmesinin de öncelikli gündem maddesiydi. Türk Miras Vakfı Danışma Kurulu üyesi Profesör Michael Gunther Amerika'nın Sesi'nin sorularını yanıtladı.

Ankara YPG’ye verilen silahların Türkiye’de kullanılmasına yönelik endişeler taşırken Donald Trump Erdoğan’la kameraların karşısına geçtiğinde “Uzun ve zorlu bir görüşme olacak’’ diyerek bu konunun masaya konacak ilk madde olacağının sinyallerini verdi. Nitekim de öyle oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle PYD-YPG’nin hangi ülke tarafında olursa olsun muhatap alınması küresel mutabakata uygun değildir” diyerek Ankara’nın mesajını görüşmede birinci ağızdan aktardı. Donald Trump da, görüşmenin ‘başarılı’ geçtiğini söyledi:

"Başarıdan ne anladığınıza bağlı ama Türkiye’yle Amerika arasında yaşanan sorunları düşündüğünüzde önemli bir başarı. Her iki taraf da anlaşmazlık konusunda anlaşmışlar. Bence her iki taraf da mutlu ayrıldı. Büyük ihtimalle daha kötüsünü bekliyorlardı.Birbirlerinin yüzlerine güldüler. Her ne kadar fikir ayrılıkları sürse de anlaştıklarını açıkladılar. Anlaşmazlıkları ön plana çıkarmadılar.’’

Washington’daki Türk Miras Vakfı adlı düşünce kuruluşu uzmanı Profesör Micheal Gunter, bu sözlerle yorumladı bu kritik görüşmeyi. 23 dakika süren başbaşa görüşmeyi heyetlerarası görüşme takip etti. Yaklaşık 2 saat boyunca Türkiye’nin kırmızı çizgileri Trump yönetimine iletildi.

İki müteffik ülke, son dönemde yükselen tansiyonu düşürmek içim masa başındaydı. Ancak ‘çok önemli’ olarak nitelenen bu görüşmeyi Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği Konutu önündeki gerginlik gölgeledi Gunther bu konuda şöyle konuştu: ”Orada değildim ama televizyondan izledim. Demokrasilerde insanların protesto hakkı var. Kimi zaman bu protestolar maksadını aşabilir. Bu da demokratik sürecin bir parçası. Zaman zaman taşkınlıklar olabilir. Ama tüm bunların bir felaket olduğunu düşünmüyorum. Şiddetin nedeni önemli değil. Erdoğan -Trump görüşmesinde ne konuşulduğu önemli benim için.’’

Peki neler konuşuldu? Bu sorunun cevabını da yine iki lider verdi. Başkan Donald Trump “Türkiye'yi PKK, IŞİD gibi terör gruplarıyla mücadelesinde destekliyor ve terör gruplarına güvenli alan bırakmama konusunda güvence veriyoruz" dedi.

Peki Erdoğan’ın Washington ziyaretine günler kala YPG’ye silah yardımı kararı alan Amerika’nın bu güvencesi Türkiye için yeterli mi? Michael Gunther'ın yanıtı şu: ”Herkes zamanlamanın manidar olduğunu söylüyor ama Mart ayına dönersek Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Ankara ziyaretinde PYD’yi sahada kullanacağını söylemişti. Bunun yeni ani bir karar olduğunu düşünmüyorum basında yer aldığı gibi. Mart ayından hatta daha doğrusu çok daha uzun süreden beri bu konu gündemde.Amerikan ordusundaki baskın görüş Rakka’yı almak için YPG’nin sahadaki en etkili destek kuvvet olduğu yönünde. Ancak uzun vadede YPG Rakka’da kalmayacak. Sadece köprü vazifesi görecek. Kimse Rakka’nın Kürt olduğunu söyleyemez çünkü nüfusun sadece yüzde 3’ü Kürt. O yüzden YPG sadece Rakka’yı geri almak için kullanılıyor tek amaç bu. O yüzden Türkiye’nin bu konuda bir korkusu olmamalı. Ama şu da var ki Rakka alınsa bile IŞİD varlığını sürdürmeye devam edecek. Güneye inecek topraklarını korumaya devam edecek. Ve bir sonra konuştuğumuz şey güneydeki harekatları olacak. IŞİD yenilgiye uğratılıp toprakları elinden alınsa bile ideolojisi devam edecektir. Bu ideoloji hem Türkler hem de Kürtler’i tehdit etmeyi sürdürecek. Umudumuz şudur ki Türkiye ve Amerika daha çok birlikte çalışır. Çünkü Türkiye Amerika’nın en güçlü müttefiklerinden biri. Eminim ki ben bunun farkında olduğuma göre Amerika da farkındadır.’’

Profesör Gunter, konuşmasında ABD ile Türkiye arasında çok eskiye dayanan köklü ilişkilere vurgu yapan Trump’ın, Kore Savaşı'nda Türk ve Amerikan askerlerinin yan yana savaştığını dile getirdiğini hatırlatarak, “Savaşlarda Türklerin cesareti efsanevidir” demesinin de IŞİD’le mücadelede Türkiye’ye verilen önemin göstergesi olduğunu söyledi: "Türk-Amerikan ilişkilerinin 1’nci Dünya Savaşı’na dayanan uzun bir geçmişi var. Birinci Dünya Savaşı’nda karşı taraflarda olmalarına rağmen hiç birbirlerine savaş açmadılar. Trump konuşmasında 1950’lerde Kore Savaşı’nda cesurca savaşan müteffik Türk askerlerine atıfta bulundu. Türkiye’yle ilgili olarak konuşurken genelde Kore’de Türk ordusunun yaşadığı ilginç hikayeleri anlatırım. Amerikan Ordusu da Türkler’in cesaretinin farkında. Şunun garantisini verebilirim ki Amerikan ordusu da Trump yönetimi de Türkiye’nin değerli bir müteffik olduğunu biliyor. Ancak şu anda aralarında sorunlar var. Ama bunlar kısa vadeli sorunlar sonuçta aralarındaki anlaşmazlık konusunda anlaştılar. Rakka’yı IŞİD’den almak için ön saflarda savaşmak üzere YPG’yi silahlandırmak gibi. Ancak uzun vadede söyleyebilirim ki Amerika’nın dış politikasında Türkler her zaman Kürtler’den daha önemli ve daha uzun süre Türkiye’yle Amerika arasındaki müttefiklik ilişkisi, Ortadoğu’daki olaylarda ve özellikle de Suriye’yle Irak’ta başrolde olacak.’’

Er ya da geç barış sürecinin tekrar hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde olan Gunter, PYD'nin eşbaşkanı Salih Müslim’in Türkiye’yi bölmek gibi bir niyeti olmadığını savunuyor: ”Bence bu imkansız bir talep değil. Çünkü 10 yıl önce Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakanken Kürt açılımını yaptı. Mart 2013’ten Temmuz 2015 e kadar ateşkes vardı. Erdoğan’ın da desteklediği barış süreci devam ediyordu.Maalesef ki süreç bitince şiddet tekrar başladı. Tüm savaşlar çatışmalar sona ererse ki er ya da geç sonunun gelmesi gerekir Erdoğan ve Abdullah Öcalan her ikisi de barış istediklerini söylediklerinde barış sürecinini tekrar başlatılmasını düşünmenin zamanı gelmiş demektir. 06 10 Ve barış süreci tekrar başladığında Amerika için PYD ile çalışmanın kötü bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Türkiye de PYD ile çalışıyor olacak. Arkadaşım olan Salih Müslim’le bir çok kez görüşüp konuştum ve Türkiye’yi bölmek gibi bir niyeti yok./ Uzun vadede Suriyeli Kürtlerle Türklerin birbirleriyle işbirliği yapacaklarına inanıyorum. Bu Türkler için de iyi olur Kürtler için de iyi olur. Türkiye’nin dış siyaseti için de iyi olur. Türkiye’deki herkes için de iyi olur. Ve barış süreci tekrar hayata geçtiği zaman bu Türkler için korkunç bir şey olmayacaktır.’’

Profesör Gunter, çevresinde yaşanan tüm gelişmelere karşın Türk topraklarının tehdit altında olmadığı inancında. Hatta Michael Gunter’a göre, tam aksine, olası bir barış süreci Türkiye’ye puan da kazandıracak: ”Bu konuda iyimserim. Süreç başlamalı. Çünkü sonsuza kadar savaşamazsınız. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de PKK geçmişte bunu yaptı, tekrar yapabilir. Er ya da geç bu olmalı. 2 yıl daha savaşıldı. Artık bunu durdurma zamanı. Türkiye topraklarının sınırları tartışılmazdır. Bir Kürt devletinden bahsetmiyoruz Güneydoğu Anadolu’da. Bu imkansız. Birçok nedenden dolayı. Bu sebeplerden biri Türkiye’deki Kürtlerin çoğunluğu Ankara’nın batısında yaşıyor. Anadolu’da bir Kürt devleti kurulsa bile yaşamazlar o Kürt devletinde. Türkiye’yi bölmeden gerçekleşecek bir barış süreci Türkiye’de yaşayan her iki gruba da daha fazla demokratik hak sağlayacaktır. Barış sürecinin herkese faydası olacaktır. Türkiye’nin atacağı bir sonraki adım PKK’nın terörist etiketini çıkarmak olacaktır. Teröristlerle müzakere edemezsiniz. O yüzden bu terörist yaftasını kaldırmak lazım. Sevmediğin birine terörist diye hitap edersin. Terörist düşmandır. Şu anda Suriye’de olduğu gibi, orada herkes birbirini terörist olarak adlandırıyor. Dostlarınız var, düşmanlarınız var. Sevmediğiniz insanlar var. Eğer Türkiye PKK’dan bu terörist etiketini kaldırırsa bu PKK’yı Türkiye’yle barış müzakerelerine taşıyacaktır. Eğer işe yaramazsa eğer yanılıyorsam PKK bu konuda ciddi değilse Türkiye hiç bir şey kaybetmez. Tam aksine Türkiye barışa yönelik bir adım attığı için dünyanın gözünde kazanır. Ve ne yapması gerekiyorsa tekrar ona döner. Eğer işe yararsa Türkiye bu kez uzlaştırıcı olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2005 yılında Kürt sorununda hatalarımız oldu dedi. Bu sorunu çözmek için ihtiyacımız olan daha fazla demokrasi. Ve bu problemi çözmeye başladığımızda her iki taraf için de iyi şeyler olacaktır.’’

IŞİD’le mücadelenin kilit ülkelerinden biri olan Türkiye içte de PKK’yla mücadelesine devam ediyor. Peki, verilecek silahlar bir gün Türkiye’ye çevrilir mi? Gunther buna şu yanıtı veriyor: "Salih Müslim bunun olmayacağının garantisini veriyor. Türk ordusu PKK’dan çok daha güçlü. PKK çatışırken genelde ağır silahlar kullanmaz. Ağır silahları muvazzaf ordular kullanır. PKK ise Türkiye’ye karşı gerilla savaşı veriyor. Dolayısıyla PKK nasıl bu silahlardan yararlanabilir bilmiyorum. PKK tanklarla ağır silahlarla savaşmaya kalkarsa Türkiye onları anında dağıtır. Öte yandan PYD de IŞİD’le konvansiyonel bir savaş içinde. Dolayısıyla PYD’nin PKK’dan daha çok ihtiyacı var bu ağır silahlara."

Profesör Gunter, Amerika’nın Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve basın özgürlüğü konusundaki kaygılarını sık sık dile getirmesine rağmengörüşmede masada olmamasını, iki ülkenin önceliklerininfarklı olmasına bağlıyor: "Başkan Donald Trump bu konuları gündeme getirmemeyi tercih etti. Ama bu konuda ilerleme sağlanmasına ihtiyaç var. Ama şu anda gündem bunlar değil, gündem IŞİD. Erdoğan bir seçimden diğerine gitti ve şimdi halkın desteğine sahip olduğunu söyleme zamanı. Daha fazla demokrasi söylemini hayata geçirmesi lazım. Eğer Erdoğan bir düşmandan diğerine kendi geleceğine de Türkiye’nin geleceğine de zarar verir. Bu insanların gerçekte Türkiye’nin düşmanı olmadığının farkına varması lazım. Özellikle de Gülencileri. Gülen hareketiyle ilişkilendirilen kişilerin büyük çoğunluğunun başarısız olan darbe girişiminden haberi yoktu. Erdoğan’ın önceliği YPG. Gülen değil ama Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye için Gülen çok ciddi bir sorun. Biz Amerikalılar'sa bunun neyle ilgili olduğunu bilmiyoruz. Bunu söylemek fazla soğukkanlılık olabilir ama Dışişleri Bakanlığı Adalet Bakanlığının düğmeye basarak sorunun çözümünü ertelendiklerini düşünüyorum çünkü sağlığı yerinde değil ve eğer hayatını kaybederse ki kimsenin kötülüğünü istemem ama gerçekleri konuşacaksak bu Türkiye ve Amerika için işleri kolaylaştırır ve sorunları çözer.’’

Görünen o ki Erdoğan- Trump görüşmesi iki ülke ilişkilerinde yepyeni bir sayfa açmasa da tansiyonun düşmesini, bir anlamda suların durulmasını sağlayacak.

XS
SM
MD
LG