Erişilebilirlik

Merkel Zor Durumda


Merkel Zor Durumda

Libya'da yaşanan son gelişmeler ve Muammer Kaddafi rejiminin yıkılması, AB'nin güçlü ülkesi Almanya'da dış politik stratejiler ve bu bağlamda son aylarda alınan kararlar konusunu gündeme taşıdı. Tartışmalar nedeniyle Angela Merkel hükümeti çok zor günler geçiriyor.

Angela Merkel'in lideri olduğu Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi CDU'nun efsanevi lideri ve eski başbakanlardan Helmut Kohl'ün geçen hafta Merkel'in dış politikalarına yönelik ağır eleştirilerinden sonra, şimdi de Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle'ye yönelik istifa baskısı gündemi belirliyor.

Başbakan Angela Merkel ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle
Başbakan Angela Merkel ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle



Westerwelle, geçen Mart ayında Libya’da Kaddafi’ye karşı sivillerin can güvenliğinin sağlanması için BM tarafından verilen müdahale kararına Birleşmiş Milletler'de Güvenlik Konseyi üyesi olan Almanya'nın çekimser oy kullanması kararını vermiş, ardından da askeri müdaheleye karşı olduğunu çeşitli ortamlarda yenilemişti. Alman Dışişleri Bakanı son olarak geçen Cuma yaptığı açıklamada, Almanya'nın çekimser oy kullanmasını bir kez daha savundu ve NATO'nun askeri destek ve operasyonuna değinmeden Kaddafi rejiminin Almanya'nın katıldığı ekonomik yaptırımlar sonucunda yıkıldığını öne sürdü. Westerwelle'nin bu açıklaması NATO’nun Libya operasyonu hakkındaki görüşü ne olursa olsun neredeyse bütün partiler tarafından eleştirildi. Hatta Westerwelle'nin partisi liberal Hür Demokrat FDP bile kendi bakanına mesafe koydu ve açıklamayı yanlış olarak değerlendirdi.

Başbakan Merkel, NATO'nun operasyonunu büyük bir başarı olarak nitelerken, Westerwelle geri adım atarak, Kaddafi'nin yıkılmasında NATO'nun payına büyük saygı duyduğunu açıkladı, ancak Berlin'deki siyasi gözlemcilere göre, Westerwelle'nin bakanlık koltuğundaki günleri artık sayılı.

Nitekim Almanya'nın en önemli haber dergisi Der Spiegel, bugün 'Oyun bitti' başlığı ile Westerwelle döneminin kapandığını öne sürerken, FDP yönetiminin yarın bir kriz toplantısında bir araya gelmesi ve Westerwelle ile bağlantılı bundan sonra izlenecek çizgiyi netleştirmesi bekleniyor. Parti yönetimde Westerwelle'ye son bir şans verilmesi yönündeki görüşler ağır basarken, bunun Wetserwelle'ye 'kendin istifa' mesajı olacağı yorumu ağır basıyor. İlkbahar aylarında Baden-Württemberg ve Rheinland Pfalz eyaletlerinde yapılan seçimlerde partinin aldığı kötü sonuçtan dolayı Westerwelle FDP'nin genel başkanlık görevini de bırakmak zorunda kalmıştı. Westerwelle Alman siyasetinde Türkiye'nin AB üyeliği sürecine en yoğun desteği veren politikacılar arasında yer alıyor. Alman Dışişleri Bakanı bu konudaki açık desteği nedeniyle geçmişte koalisyon hükümetinin muhafazakar kesiminin sıksık baskısı ile karşı karşıya kaldı.

Öte yandan Almanya'da 1982-98 yılları arasında başbakanlık yapan ve Berlin Duvarı'nın yıkılması sonrasında Almanya'nın birleşmesinin mimarı sayılan Helmut Kohl'ün Almanya'nın ABD ve Fransa gibi müttefikleri açısından artık güvenilir bir ülke olmadığını öne sürmesi ve buna neden olarak Angela Merkel'in izlediği ve 'tutarsız' olarak tanımladığı politikaları sorumlu tutmasının yankıları sürüyor. Merkel, Kohl'ü çağdaş siyasi sorunları yeteri kadar analize edememekle suçlarken, gözlemciler Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi CDU içinde Kohl gibi düşünenlerin sayısının çok olduğunu ve parti içindeki huzursuzluğun devam ettiğini belirtiyor. Merkel, Yunanistan'a mali yardım, Euro'nun durumu ve Libya'ya askeri müdahele konularındaki tavırları nedeniyle Almanya'nın özellikle AB içinde dışlanmasına yol açmakla suçlanırken, CDU içinde Merkel'e karşı olanların Euro kurtarma paketine ilişkin tasarının Alman Meclisi'ndeki oylamasında alacakları tavır merakla bekleniyor.

Yorumcular, CDU içinde 60 kadar milletvekilinin kurtarma paketine karşı oy kullanarak Merkel'i istifaya zorlayabileceklerini öne sürüyor. Euro kurtarma paketine ilişkin tasarının Alman Meclisi'nde gelecek hafta 7 ve 8 Eylül tarihlerinde tartışılmasından sonra, 23 Eylül'de oylanması bekleniyor.

XS
SM
MD
LG