Erişilebilirlik

‘Oy Pusulası Mühürlenmeli Yoksa Sandık Kurulu Yargılanır’


Yüksek Seçim Kurulu (YSK) CHP Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu

24 Haziran seçimleri nedeniyle gözler YSK’da. CHP adına Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) görev alan Avukat Mehmet Hadimi Yakupoğlu, seçim mevzuatındaki değişiklikler nedeniyle sandık güvenliği endişesi oluştuğunu ve YSK’nın “yetkisizleştirildiğini” söyledi.

“YSK’nın medyada eşit propaganda açısından deve kuşu gibi ne uçabildiğini ne de yük taşıyabildiğini” söyleyen Yakupoğlu, mühürsüz oy zarfı ve oy pusulası konusunda görevi ihmal suçlamasıyla ilgili olarak Sandık Kurulu aleyhine davacı olacaklarının sinyalini verdi. Sandıktan mühürsüz oy pusulası çıkması durumunda bunun gerekçesinin Sandık Tutanak Defteri’ne yazılması gerektiğini hatırlatan Yakupoğlu, inandırıcı, mantıklı bir gerekçe yoksa da mühürsüz oy pusulasının mutlaka geçersiz sayılması gerektiğini söyledi. Yakupoğlu, aksi takdirde mühürsüz oy pusulasını geçerli sayan Sandık Kurulu Başkanı ve üyeleri aleyhine yargı yolunun açılmış olacağını vurguladı.

‘Oy Pusulası Mühürlenmeli Yoksa Sandık Kurulu Yargılanır’
lütfen bekleyin

No media source currently available

0:00 0:27:58 0:00

CHP’nin YSK Temsilcisi Yakupoğlu’nun, 24 Haziran öncesinde Amerika’nın Sesi’ne değerlendirmeleri özetle şöyle oldu:

“Seçmen listelerindeki ‘oy kullanamaz’ şerhli 45 bin seçmene dikkat”

Amerika’nın Sesi: “YSK, son olarak geçen yılki 16 Nisan anayasa değişikliği referandumunda en çok tartışılan kurum oldu. Şimdi de tartışma konusu yine sandık güvenliği. Olumlu, olumsuz 24 Haziran günü için beklentileriniz nelerdir?”

Mehmet Hadimi Yakupoğlu: “Sandık güvenliğinde ilk başlangıç noktası seçmen listeleri güvenliğidir. Yurt içinde 56 milyon seçmenimiz oy kullanacak. Yurt dışındaki 3 milyona yakın seçmenimizden yaklaşık yarısı yurtdışı temsilciliklerimizde ve gümrük kapılarında oy kullanmış durumdalar ve 24 Haziran gününe kadar da gümrük kapılarında oy kullanmaya devam edecekler. Şu an elimizdeki verilere göre de yurtdışı katılım için yüzde 50 katılımı bir nebze de olsa geçeceğiz. Dolayısıyla seçmen kütüklerinin güvenli olup-olmadığı olgusu çok önem arz ediyor. CHP olarak yaptığımız incelemelerde YSK’nın yayınlandığı muhtarlık bölgesi askı listeleri ve en son şu anda sandık bölgesi askı listeleri haline geldi. Seçmen listelerinde herhangi bir mükerrer seçmen kaydına rastlamadık. Ancak 17 bine yakın ilk kez uygulanan seyyar sandık uygulamamız var. Seyyar sandık seçmenlerinin hem normalde kayıtlı oldukları sandıklarda hem de oy kullanacakları seyyar sandıklarda kayıtları var. Dolayısıyla seyyar sandık seçmenlerine iki kez seçmen bilgi kağıdı gidebilir. Bu durum dışında seçmen askı listesi yayınladıktan sonra cezai hüküm alanlar var. Bir de 25.000 kişiye yakın ölü seçmen var. Toplam olarak 45.000 kişi söz konusu. İsimleri artık seyyar seçmen kütüğüne girmiş olanlar ile ölmüş veya hükümlüler için sandık seçmen listelerinde isimleri karşısındaki imza hanelerine ‘oy kullanamaz’ şerhi işlendi. Benim bütün seçmenlerimizden ve siyasi partilerden dikkat edilmesini istediğim şudur eğer oy kullanmak için gelen seçmen ismi karşısında ‘oy kullanamaz’ şerhi var ise kesinlikle o seçmen oy kullanamaz. O seçmen elinde bir seçmen bilgi kağıdı olsa da oy kullanamaz. Seçim güvenliğinde birinci aşama budur.

İlçe Seçim Kurulu’nca 142 görev kağıdı ile görevlendirilmiş kişiler ise, sandık listesine el yazısıyla ek yapılarak oy kullanabilecektir. Ancak o kişiler oy kullandıklarında ilgili sandık kurulu, asli sandığına o şahsın oy kullanmış olduğunu bildirmek zorundadır. Seçmenler, bu görevli kişilere ilişkin durumu ise siyasi partili bina sorumlusuna iletirse bunun kontrolü de yapılacaktır. Mükerrer oy kullanmaya asla kalkışılmamalı. Çünkü mükerrer oy kullanmak suçtur ve 5 yıla kadar hapis cezası var.”

16 Nisan’da neden mühür meselesi tartışıldı?

VOA: “Seçim mevzuatında yapılan değişiklik ve son olarak YSK kararıyla sandık kurulu mührü olmayan oy pusulaları da geçerli sayılacak. Bu durum 16 Nisan’da tartışılmıştı. Şimdi ne olacak?”

Yakupoğlu: “16 Nisan’da o zamanki kanuna ve Anayasa’ya aykırı olarak YSK’nın almış olduğu sandık kurulu mührü olmayan oy pusulalarını geçerli sayma kararıyla biz referandum sonuçlarını sayamadık, denetlemedik. Çünkü 16 Nisan’daki referandum günü; 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden kalmış, YSK’nın 16 Nisan için yeniden bastırdığı ve 400’lük paketler eksik çıktığı gerekçesiyle tekrar bastırılmış oy pusulaları vardı. Dolayısıyla YSK’nın elinde belirsiz sayıda oy pusulası vardı. Oy pusulasındaki mühür şartını da seçim günü ortadan kaldırılınca ne kadar oy pusulasının kullanılmadığını denetleyemedik. Referandum sonucunda ise arada 1 milyon 380 bin fark vardı ve bu farkın neden kaynaklandığını denetlenemedi. Yani kullanılmayan oy pusulaları ile kullanılmış oy pusulalarının değiştirilmiş miydi? Denetleme şansımız yoktu. Seçimdeki en önemli emniyet supabı ortadan kaldırılmıştı. Şimdi AK Parti iktidarı, bu seçim öncesinde kanun değişikliğine gitti ve YSK’nın 16 Nisan’da kanuna aykırı kararını kanun metni haline getirdi. TBMM’den geçirerek kanunlaştırdı. Şimdi YSK da, yeni kanuna uygun olarak 135 sayılı genelgede bir karar aldı. Aslında kanunen ve YSK genelgesine göre; halen sandık kurulu, ilk önce zarf ve pusulaları saymak sonrasında ise oy zarfları ve oy pusulalarını sandık kurulu mührüyle mühürlemek zorunda. Sandık Kurulu, Tutanak Defteri’ne de oy zarfı ve oy pusulası sayılarını yazmak zorunda. Tutanağa da ‘sayılmıştır, mühürlenmiştir’ diye yazarak altına da sandık kurulu başkan ve üyeleri imzalayacak. Ancak sıkıntı şurada başlıyor. Kanundaki hüküm; ‘Bütün bu tutanak altına alma işlemlerine rağmen sandık kurulu mührü taşımayan bir oy pusulası ya da zarf çıkar ise Sandık Kurulu’nun ihmali tespit edilmemişse oy pusulası geçerlidir’ diyor. Şimdi aslında bundan başka bir ihmal durumu olabilir mi? Kanun ve YSK görev vermiş, eğer tutanağına oy zarfları ve oy pusulalarını saydım ve mühürledim diyen bir Sandık Kurulu söz konusuyken sandıktan mühürsüz oy zarfı ve oy pusulası çıkarsa ve buna rağmen geçerli sayılırsa işte bunun hemen tutanağa geçirilmesi gerekiyor. Sandık Tutanak Defteri’ne neden sandıktan mühürsüz zarf ve pusula çıktığının nedenini yazmaları gerekiyor. O takdirde de sandık kurulu başkanı ve üyeleri için Asliye Ceza Mahkemesi’nde görevlerini ihmal ettiklerinden dolayı yargılanmaları gibi bir risk ortaya çıkacaktır.

Bizim seçmenlerden ve CHP’lilerden isteğimiz şudur; eğer Sandık Tutanak Defteri’ne oy zarfı pusulası sayımı ve mühürlemesi yapıldığı yazılı olmasına rağmen sandıktan mühürsüz oy pusulası çıktıysa bunun mutlaka Sandık Tutanak Defteri’ne yazılmasını sağlayın. Sandık Kurulu’na ‘Bunu tutanağa geçirin’ denilmeli. Çünkü Sandık Kurulu’nun birinci görevi, oy zarfları ve oy pusulalarını saymak, mühürlemek ve bunun yazarak altını imzalamaktır. Buna rağmen mühürsüz oy pusulası çıkıyorsa burada ihmal değil kasıt vardır. O oy pusulası geçersiz sayılmalıdır.”

Polis ve jandarmayı sandık başına çağırma ne anlama geliyor?

VOA: “Seçim mevzuatındaki bir başka değişiklik de kolluk kuvvetlerini sandık başına çağırma konusu. Bu durumun tedirginlik yarattığı dile getiriliyor. Saat 17.00 itibariyle seçmenler, sandık başına giderek oy sayımını izleme hakkına sahipken, provokasyon amaçlı kolluk kuvvetlerini sandığa çağıranlar olursa ne olacak? Bu ne anlama geliyor?”

Yakupoğlu: “Bu çok ciddi bir risk anlamına geliyor. Çünkü eski kanun neydi? Sandık Alanı diye bir kavram vardı ve bu, sandığın bulunduğu noktadan itibaren 100 metre yarıçaplı bir alandı. Bu ciddi bir alandı ve bu sandık alanına kolluk kuvvetleri sadece sandık kurulu başkanı tarafından çağrıldıkları takdirde girebiliyorlardı. Bunun dışında giremiyorlardı. Şimdi ise sandık alanı kavramı kaldırıldı yerine sandık çevresi kavramı getirildi ve sandığın bulunduğu oda olarak tanımlandı. Yani 100 metre yarıçaplı alan bir anda bir odaya indirgendi. Dolayısıyla bina dışında veya koridorlarında polis ya da jandarmanın dolaşması gibi bir risk ile karşı karşıya kalacağız. İkincisi eskiden sadece sandık kurulu başkanına verilmiş kolluk kuvvetini çağırma şimdi herhangi bir seçmene verilmiş durumda. Üstelik bu çağırma yetkisini kullanırken belirlenen kriter şüphe… Oysa hukukta şüphe kavramını anlatabilmek için ciltler dolusu kitaplar yazılmış iken bir seçmen ‘şüphe duydum’ dediği anda kolluk kuvveti sandık başına gelebilecek. Ne zamana kadar? O şüphe vakası ortadan kalkıncaya kadar. Peki, kim tespit edecek bunun ortadan kalktığını? Kanunda buna ilişkin bir düzenleme yok. Kime kalıyor o zaman yetki? O kolluk kuvvetine kalıyor. O kolluk kuvveti ‘şüphe ortadan kalkmıştır’ demediği sürece orada kalmaya devam edecek demektir. Bu durum da, adil, eşit, özgür ve demokratik bir ortamda seçim yapılması ilkeleriyle taban tabana zıt. Bu ilkeleri adeta kaldırıp rafa koyacak derecede tehlikeli bir uygulama olacaktır. Bekleyeceğiz, göreceğiz. Bugüne kadar bunun hiçbir örneği olmadı. 1950 yılından beri böyle bir şey yaşanmadı.”

“YSK, aynaya bakmalı, nerede hata yapıldı kendine sormalı”

VOA: “Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, o gün YSK’nın önünde olacağını söyledi. Biz bu ifadeden ne anlamalıyız? Örneğin YSK’nın önünde olması sandık güvenliğini sağlayabilecek mi?”

Yakupoğlu: “Şimdi diğer cumhurbaşkanı adayları ve parti genel başkanlarınca ne denildiğine de bakmamız lazım. Sayın Meral Akşener, ‘Eğer YSK’da birşey görürsem ben YSK’nın önüne otururum ve beni jiletle kazıyamazlar’ demişlerdir. Sayın Genel Başkanımıza, YSK konusu sorulduğunda, ‘O konu bende’ ifadesini kullanmıştır. Sayın Karamollaoğlu, YSK lehine bir beyanda bulunmamıştır. Sayın Demirtaş’ın beyanları da ortadayken bu ne demektir? Tüm bunlar, YSK’nın bir anayasal kurum olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde en güvenilir anayasal kurum olmak yerine itibarını zedelediğini göstermektedir. Yoksa YSK’ya gelmek oturmak kalkmaktan öte siyasiler, ülkeyi yönetmeye talip cumhurbaşkanı adayları, ana muhalefet partisi ve muhalefet partileri neden YSK hakkında bu kadar çok konuşma gereği duyuyorlar? Herkes ve YSK kendisine bu soruyu sormalı. Lütfen aynaya bir bakması lazım. Nerede hata yapıldı? Neden böyle oldu?”

“YSK medya konusunda deve kuşu gibi oldu”

VOA: “OHAL çerçevesinde yayımlanan bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile YSK’nın medya üzerindeki yaptırım yetkisi de elinden aldı. YSK’nın, medyada adaylara, partilere eşit propaganda imkanı sağlanması için kararları, mevzuatı var ama yaptırım yetkisi yok. TRT konusu da gündemde. CHP’nin YSK’ya şikayet başvuruları oldu. Son durum nedir?”

Yakupoğlu: “Şu anda Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) üyeleri Türkiye’de. Bizimle ve YSK üyeleriyle görüşmelerinde de hep sordukları soru bu soru. Çünkü eşit koşullarda seçim yapılması gerekiyor. Burada mutlak eşitlikten bahsetmiyorum yani işte AK Parti bir televizyon kanalında 2 saat yer almışsa ben de 2 saat yer alacağım değil 2 saat yer almışsa ben de en azından yarım saat, 45 dakika yer almalıyım. Göreceli bir eşitlik kavramından bahsediyoruz. Bunu da YSK denetlerdi. Ama YSK’nın kural koyma yetkisi kaldı ama denetim, yaptırım yetkisini elinden aldılar. OHAL KHK düzenlemesiyle elinden aldılar. İşte bu yüzden de ‘OHAL kalkmalı’ diyoruz. Şimdi bu kanun değil KHK. Oysa hükümet, FETÖ’ye ilişkin bir kararname çıkarması gerekliyken seçim kanununu değiştirdi. Şimdi YSK’nın kural koyma yetkisi var denetleme ve yaptırım uygulama yetkisi yok. YSK, devekuşu gibi oldu. Deve kuşuna uç dersin uçamaz adı kuştur ama uçamaz. Adında deve var, yük taşı dersiniz taşıyamaz. Şimdi YSK da böyle oldu. YSK kuralı koyuyor ama denetleyemiyor ve yaptırım yapamıyor.”

“TRT böyleyken nasıl eşitlikçi seçim diyorlar?”

Yakupoğlu: “Mesela TRT, CHP’nin Dünya Kupası maçları arasına reklam verme talebini kabul etmedi. CHP adına Tuncay Özkan ve Erdoğan, önce RTÜK’e sonra YSK’ya ve ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na TRT’yi şikayet etti. Ancak YSK, bu KHK nedeniyle CHP’nin şikayeti için yapılacak bir işlem olmadığına karar verdi. Şimdi benim param ile ayakta olan TRT, benim partime eşit davranmıyor hatta reklam dahi yayınlamıyor. MİT Müsteşarlığı’ndan daha büyük bütçeye sahip TRT, YSK’nın siyasi reklamlara eşit davranması gerektiğine ilişkin kararı varken, CHP bir reklam dahi veremiyor. TRT bunu yaparken kalkıp da biz demokratik, eşitlikçi bir ortamda seçime gidiyoruz nasıl diyeceksiniz? Onları da lütfen aynaya bakmaya davet ediyorum. Sözün bittiği yerdeyiz çünkü…”

“Seçim günü oy sayımı ve ıslak imzalı sonuç tutanağına dikkat”

VOA: “24 Haziran günü beklentileriniz nedir? Türkiye nasıl bir seçim atmosferi yaşayacak?”

Yakupoğlu: “Umutlu olduğumuz şudur; 24 Haziran’da saat 24.00’te her şey çok güzel olacak. Bunu inanarak bilerek söylüyorum. Bu seçimde aynı zamanda Ankara 1. Bölge milletvekili adayıyım. Dolayısıyla nabız da tutmaya çalışıyoruz. Şu anda kararsız seçmen yok. Herkes kararını vermiş vaziyette ve herkes büyük bir sabırsızlıkla, büyük bir metanetle 24 Haziran’ı bekliyor. CHP olarak biz de 1,5 yıldır yani 16 Nisan referandumu bittiğinden beri bugün için hazırlanıyoruz. Artık bazı sandık bölgelerine milletvekillerimiz gidiyor, görevlendirmeler yapıldı. Millet İttifakı ve bütün muhalefet partileri sandık güvenliği konusunda adeta tek vücut haline geldiler. Bütün sivil toplum kuruluşları, barolar, kendini bu ülkeden sorumlu hisseden herkes şu anda sandık güvenliğini sağlamak için görev başında. Bütün seçmenlerden lütfen şunu rica ediyorum; oyunuzu kullandığınız sandıkta tasnif işlemi başladığında yani saat 17.00’den sonra güvenli bir mesafede ve sandık odalarında ama fazla kalabalık yapmayacak şekilde lütfen tasnif işlemlerini izleyiniz. Çünkü Türkiye’de elektronik seçim yoktur. YSK’nın SEÇSİS Sistemi, büyük bir hesap makinesidir. Dolayısıyla sandıklarda oy tasnif edilmesine nezaret edilmeli. Sandık sonuç tutanakları tutulup imzalanıp ve Sandık Kurulu tarafından mühürlendikten sonra mutlaka ıslak imzalı bir suretini siyasi partili sandık kurulu üyesi veya siyasi parti müşahitlerine verildiğini takip edin. Bu sandık sonuç tutanakları İlçe Seçim Kurulu’na gidene kadar da sandık kurulu üyeleri buna nezaret etmeli. Lütfen bu soğuk zinciri kırmayalım. Sandıklar açıldığından sandık sonuç tutanağı İlçe Seçim Kurulu’nda SEÇSİS’e girişi yapılıncaya değin oylarımızı takip edelim.

Ama ıslak imalı sandık kurulu tutanağı değiştirilmişse yani tutanağa fil girmişse bizim İlçe Seçim Kurulu’nda itiraz olanağı yoktur. İşte orada bir şey yapamayız. Maalesef o sebeple soğuk zincir kırmayalım.

Seçim güvenliği yanı sıra katılım da çok olmalı. Önce seçime katılım ve sonra sandık güvenliği. Herkesi kolundan tutarak sandığa götüreceğiz, bunun başka çaresi yoktur. 2014 yılındaki Cumhurbaşkanı Seçimi’nde her 4 seçmenden birisi sandığa gitmedi. Eğer o seçmenler de sandığa gitseydi seçim ikinci tura kalırdı.”

XS
SM
MD
LG