Erişilebilirlik

Mazlum-Der’de 16 Şubenin Kapatılmasına Tepki


Aralarında Diyarbakır Barosu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği, Dicle Toplumsal Araştırmalar Vakfı bulunduğu Diyarbakır’daki bir grup sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, kapatılan Mazlum-Der Diyarbakır şubesinin üyeleriyle bir araya geldi.

Kapatılan şubenin yönetim kurulu üyesi Reha Ruhavioğlu, şube adına yaptığı açıklamada, alınan kararın ‘utanç’ olduğunu söyledi. Ruhavioğlu, “Kamuoyunun malumu olduğu üzere, 19 Mart 2017 tarihinde Mazlum-Der bir olağanüstü genel kurul yaşamış ve insan hakları mücadelesinin tarihine utançla yazılacak bir takım olağanüstü kararlar alınmıştır. Olağanüstü genel kurul’un toplanması için yasal süreç tamamlanmış ya da tamamlanmamış, bu bir teknik meseledir. Ancak ortaya çıkan sonuç ülkenin içinden geçtiği ‘meselelerin topyekün halli’ ruhunun bu kadro tarafından ne kadar benimsendiğinin çok net bir fotoğrafıdır” dedi.

Kararın İstanbul’daki şubenin hegemonyasında alındığını savunan Ruhavioğlu, “Biz Diyarbekir Şube olarak 12 yıldır bu hegemonyaya karşı hukukumuzu savunduk ve en son güç düşkünü bu hegemonya tarafından, diğer 15 şubemizle birlikte tasfiye edildik. 5 tanesinin bugüne kadar herhangi bir eylem ve söylemine şahit olmadığımız, ama içimizdeki uyuyan hücreler olduğunu ancak idrak ettiğimiz toplam 10 şube, ‘sivil’ bir 28 Şubat MGK’sı gibi toplanarak, ‘sivil’ bir OHAL ilan etmiş ve yayınladığı ‘sivil’ KHK ile 16 şubeyi kapatarak o şubelere bağlı üyeleri de ‘ihraç’ etmiştir. Bu gözü dönmüşlük hak ve adalet duygusunu öylesine köreltmiş ve gerçeklikle bağını o kadar koparmış ki olmayan Bingöl Şubesi de kapatılmıştır. Ortaya çıkan bu sonuç insan hakları tarihine ‘sivil’ bir hak örgütü eliyle yapılmış olduğu için utanç olarak yazılacaktır ancak bizim alnımız ak yüzümüz paktır, çünkü bu utanç bizim değil, insan hakları elbisesinin altında cuntacı generallerin üniformasını giymiş, aklını güç tutkusunun esaretine teslim etmiş azgın bir güruhun utancıdır! Açıkça ve yüksek sesle söylemek isteriz ki; Yasal gerekçe, meşruiyet gerekçesi olamaz ve hukuki süreci tamamlanmamış 19 Mart 2017 tarihli Olağanüstü Genel Kurul yasal olarak mümkün olsa dahi aldığı kararların tamamı nezdimizde 28 Şubat MGK kararları gibidir, gayrimeşrudur, askeri despotluğun ‘sivil’ kıyafet giymiş halidir ”diye konuştu.

Peki olayın arkasındaki neden neydi? Ruhavioğlu da nedenin Kürt sorunu kaynaklı olduğunu şu cümlelerle anlattı “20 dilde yazılmış bir pankart üzerinde bir tek Kürtçe’den rahatsız olan ‘makbul’ adamları yoldaş bilen, eşitlik ve adalet diyen her sesi ‘kardeşlik’ edebiyatının muğlâklığında boğan, arkadaşlarının devlet dışı iktidar odaklarından yeterince tehdit almadığına üzülen, devletin tehdit eden parmağıyla birlikte onların üzerine yürüyen, iktidarın resmi ve yarı resmi ajanslarından yol arkadaşlarını jurnalleyen bu operasyonel kadro bize ‘kardeşlik hukuku’ öğretemez!”

Daha sonra söz alan STK temsilcileri de, karara tepki göstererek, kapatılan şubelerle destek mesajlarını paylaştılar.

XS
SM
MD
LG